Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında çevrenin kasten kirletilmesi suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 181 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesi uyarınca 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteminin özetle, bahse konu ağların daha sonra bırakılmak üzere alındığı bu nedenle çevre kirliliğinin oluşmadığı, ağların balık avlanmakta kullanılan hukuken geçerli kabul edilen avcılık malzemesi olduğu, eylem nedeni ile hukuka aykırı olarak hem idari para cezası hem de Türk Ceza Kanun'u uyarınca ceza verildiği, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.

Olay tarihinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince yapılan kontrolde sanığın inceleme dışı sanıklarla birlikte trol takımlarını denize bıraktığının tespit edildiğinden bahisle çevrenin kasten kirletilmesi suçundan cezalandırılması talebi ile açılan kamu davasında Yerel Mahkemece, 05.02.2014 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağında sanığın içinde bulunduğu balıkçı teknesinin yasak sahada yasadışı trol avcılığı yaptığı, yetkilileri farkettiklerinde ise delilleri karartmak maksadıyla teknenin kıçında çektiği trol donanımının halatlarını geminin kıç babalarından fora ederek denize bıraktıklarının kamera ile kayıt altına alındığı, teknede yapılan kontrolllerde dip balığı olan 1,5 kasa mezgit balığının bulunduğunun belirtildiği ayrıca balıkçı gemileri için avlanma ruhsat teskeresinin olmadığının tespit edildiği bu nedenle sanık savunmasına itibar olunmayarak sanığın yasak sahada trol avcılığı yaparak çevreyi kasten kirlettiği kabul edilmiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; sanığın inceleme dışı sanıklar ile birlikte trol ağlarını alıcı ortam olan denize doğrudan bırakması suretiyle 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 8 inci ve 20 nci maddeleri ile Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği'nin 4 üncü maddesinin (j) bendi ve 23 üncü maddelerine aykırı davranarak deniz kirliliğine neden olduğunun olay tutanağı, kamera görüntüleri ve tüm dosya kapsamı ile sabit olduğu anlaşılmakla Yerel Mahkemenin sanığın mahkûmiyeti yönündeki inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri ile vesair nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak,
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.11.2023 tarihinde karar verildi.