Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 15.08.2003 - 20.09.2013 tarihleri arasında davalı iş yerinde mobilya ustası olarak çalıştığını, tüm çalışma süresi boyunca 08.00-19.00 saatleri arasında çalışarak fazla mesai yaptığını ancak buna ilişkin ücretlerinin kendisine ödenmediğini, davacının davalı işveren tarafından küfürlü bir şekilde hiçbir gerekçe gösterilmeden işten çıkarıldığını iddia ederek bu nedenlerle talep ettiği tüm kalemler için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydı ile; 1.000,00 TL kıdem tazminatı, 1.000,00 TL fazla mesai ücreti, 500,00 TL ihbar tazminatı alacağının işten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalılar Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; davacının 30.03.2011-20.09.2013 tarihleri arasındaki süreçte davalı şirketin ortağı olduğunu, davacının davalı şirket nezdindeki sigortalılık kaydının fiili ortak olmasına rağmen sehven 4A’lı olarak gösterildiğini, davalı şirketin ...’de bulunan ... House Emlak adlı işletmeye 8 daire için gardrop, vestiyer, mutfak dolabı kapağı yapım işleri için sipariş aldığını, bu siparişleri yapabilmek için ise 8 plaka ... marka parlak mebran maddesinin kullanıldığını, davacının bu plakaların kesme delme işlerini davacının yaptığını, kendi kusur ve dikkatsizliği ile yanlış yerden yarım delik yerine tam delik açmak suretiyle plakaları belirlenen sipariş için kullanılamaz hale getirerek iş gücü ve zaman kaybına sebebiyet verdiğini, yeniden malzeme temini sonrasında siparişin 20 gün gecikmeli olarak tamamlandığını, akabinde davacının işe gelmediğini, kendi isteği ile şirketteki hissesini devrederek iş yerinden ayrıldığını, davacının kıdem ve ihbar tazminatını hak edebilmesi için iş akdinin işverence haksız olarak sonlandırılmasının gerektiğini, oysa davacının iş yerinin çalışanı değil ortağı olduğunu, ortada bir işçi- işveren ilişkisinin bulunmadığını bu nedenle de kıdem ve ihbar tazminat alma hakkının bulunmadığını, şirket ortağı olarak bizzat fazla çalışma süresini kendi belirleyen davacının fazla mesai ücret alacağı hakkının bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:

Karar süresinde, davalılar vekili tarafından süre tutum dilekçesi ile temyiz edildikten sonra davalı ... tarafından gerekçeli temyiz dilekçesi ile temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:

1-Davalı ... Mobilya Dekorasyon İnş. Taah. Tur. Tic. Gıd. San. Ltd. Şti. temyizi açısından;
Kararın, Avukat ... tarafından 01/04/2015 tarihli dilekçe ile, vekili olduğu her iki davalı açısından temyiz edildiği görülmüş ise de, Mahkemece davalılar vekiline temyiz harç ve masraflarını yatırması için 05/02/2016 tarihinde usulüne uygun muhtıra tebliğ edildiği, davalılar vekili Avukat ...’nın muhtıra gereğini süresinde yerine getirmediği, Avukat ..., davalı ... adına muhtıra gereğini 12/02/2016 tarihinde harç ve masrafları yatırarak yerine getirdiği ve davalı asil ...’nın bizzat gerekçeli temyiz dilekçesi sunduğu anlaşılmaktadır.
Avukat ...’nın ... Mobilya Dekorasyon İnş. Taah. Tur. Tic. Gıd. San. Ltd. Şti. açısından yaptığı temyiz talebinin muhtıraya riayetsizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.

2-Davalı ...’nın temyizi açısından ise;
Dava, iki davalı aleyhine açılmış, Mahkemece yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararda davacının “davalı iş yerinde çalıştığı” belirtilerek davalılar arasındaki hukuki ilişki ortaya konulup gerekçelendirilmeden, davacının kimin işçisi olduğu açıklanmadan “davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanılmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Ayrıca, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi içermesi,
Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K, Dairemizin 01.04.2008 gün ve 2007/38353 Esas, 2008/7142 Karar sayılı ilamı).
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesine göre hüküm tereddüt oluşmayacak şekilde kurulmalıdır.
Yukarıda belirtildiği üzere, Mahkeme kararı “davacının kimin işçisi olduğu, davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ne olduğu” konularında gerekçesizdir.
Davada birden fazla davalı olduğu halde hangi davalının sorumlu olduğu açıklanıp belirtilmeden “davalıdan...” şeklinde hüküm kurulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
F)SONUÇ:

Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.