Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı alacaklı vekili, haciz sırasında borçlunun eşi ...'ın, haciz yapılan evin kızı ...'a ait olduğunu, möbleli olarak kiraladığını bildirerek istihkak iddiasında bulunduğunu, hacze konu mahcuzların borçluya ait olduğunu, borçlu ile üçüncü şahsın alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik muvazaalı işlem yaptıklarını belirterek, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı üçüncü kişi ... vekili, usulüne uygun dava dilekçesi tebliğine karşın duruşmalara katılmamış, cevap da vermemiştir.
Davalı borçlu; haciz uygulanan taşınmazın ... tarafından möbleli olarak davalı üçüncü kişi ...'ndan kira sözleşmesi ile kiralandığını ve kira bedelinin ... tarafından dekont karşılığı ödendiğini, haczedilen malların üçüncü kişiye ait olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 02.03.2017 tarihli ve 2015/3002 Esas, 2017/2797 Karar sayılı ilamı ile dava konusu 17.9.2013 tarihinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunan ...’ın borçlunun eşi olduğu, anılan şahsın üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olmadığı, davalı üçüncü kişi tarafından hacizden itibaren İİK’nin 96/3. maddesinde belirtilen 7 günlük süre içerisinde yapılmış bir istihkak iddiası da bulunmadığından, davacı alacaklının istihkak iddiasının reddi davası açmakta hukuki yararı olmadığından bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından, HMK'nin 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karar davacı alacaklı vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin olarak temyiz edilmiştir.
Davanın usulden reddi halinde Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına, maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, nispi vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olmakla beraber, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 1086 sayılı HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının 4. bendindeki “...1.014,00 TL nispi vekalet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine “...660,00 TL maktu vekalet ücretinin..." ibaresinin yazılmasına, hükmün ve gerekçesinin 1086 sayılı HUMK'un 438/son maddesi uyarınca düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 4.2.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.