Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 07.09.2014 tarihinde, davacıların annesinin yolcu olarak bulunduğu aracın, zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi davalı tarafından düzenlenen aracın da karıştığı üç taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, davalı ... tarafından sigortası yapılan aracın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunu, davacıların bu kaza nedeniyle desteklerini kaybettiklerini belirterek açılan belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini 900,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 50,00 TL def'in ve cenaze masrafı, 50,00 TL yol ve müteferrik giderler olarak açıklamış; daha sonra talebinin her bir davacı için yarı yarıya olduğunu bildirmiş; 13.06.2016 tarihli talep artırım dilekçesi ile de destekten yoksun kalma tazminatı talebini toplam 25.690,00 TL' ye artırmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; husumet, ödeme, ibra, feragat nedeni ile davanın reddi itirazında bulunulduğunu, ceza davasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini, davacıların kaza tarihinde reşit olup destekten yoksun kalmadıklarını, davacı yana yapılan ödemelerin tazminattan indirilmesi gerektiğini, kaza tarihinden avans faizi talep edilemeyeceğini, olayın haksız fiilden kaynaklandığını ve davalının temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların iddia ve savunmaları, toplanan delillere göre 07.09.2014 tarihli kazada davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, müteveffaya yüklenebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, müteveffanın davacıların annesi olup yaptırılan sosyal ekonomik durum araştırmasında herhangi bir işte çalışmadığı, davacılardan ...'ün 2007 yılında evlendiği, Milas ilçesinde eşi ve çocuğu ile birlikte yaşadığı, davacı ...'un 1991 doğumlu olup olay tarihinde 23 yaş 4 aylık olduğu, dava tarihi öncesinde sigortalı çalışmasının olduğu, ailesi ile birlikte yaşadığı, herhangi bir uğraşı olmadığı ve yargılama sırasında evlenmiş olduğu dikkate alındığında davacıların destekten yoksun kaldıklarının kabul olanağı bulunmadığı, bu yöndeki davanın reddi gerektiği, defin giderlerine ilişkin yapılan araştırmada müftülük yazısı ile 2.000,00 TL gider yapılabileceğinin belirlendiği, bu nedenle cenaze giderleri ve müterafik giderler bağlamında taleplerinin kabulü gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 25,00'er TL toplam 50,00 TL cenaze ve def' in gideri ve 25,00'er TL toplam 50,00 TL yol ve müteferrik giderlerin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporunun aksine davacıların destek zararının bulunmadığının kabul edilerek reddedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi tarafından destek olanın yaratacağı artı değerden % 5 pay alabileceğinin değerlendirildiğini, davacı ...’in 1991 doğumlu olduğunu, ailesi ile birlikte oturduğunu, gelirinin bulunmadığını, öğrenci olduğunu rapor tarihine kadar da evlenmediğini, bilirkişi tarafından 26 yaşında evleneceğinin kabul edildiğini, ayrıca ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda her iki davacı yönünden ayrı ayrı bakım ihtiyacı olgusunun bulunup bulunmadığı ve ispatı ele alındığında, davacı ...’in kaza tarihi olan 07.09.2014 tarihinde 25 yaşında ve evli olduğu anlaşılmakta olup bu davacı yönünden bakım ihtiyacının varlığından sözedilemeyeceği, diğer davacı ...’in kaza tarihinde 23 yaşında olduğu, kaza tarihi olan 07.09.2014 tarihinden sonra 30.08.2016 tarihinde evlendiği, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca kız çocukları yönünden 22 yaşına kadar bakım ihtiyacının kabul edildiği, bu yaştan sonra öğrenim hayatı devam eden çocuklar yönünden eğitim hayatının sonuna kadar bakım ihtiyacının kabul edilebileceği, adı geçen davacının bakım ihtiyacı olduğu ve bu kapsamda desteği olduğunu iddia ettiği annesinin vefat tarihinde öğrenci olarak eğitimine devam ettiğinin iddia ve ispat edilmemiş olması (dava dilekçesinde bu yönde bir vakıa ileri sürülmediği gibi, bu yönde her hangi bir delil de sunulmamış) bakımından davacı ... yönünden de bakım ihtiyacının ispat edilemediğinin kabulü gerektiği açıklanan nedenlerle davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığının ispat edilememiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; müteveffanın kızları olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken davacıların yaşı, sosyal durumları, destekle ilişkileri belirlenip hesap yapıldığını ve ek rapor ile de bu hususların teyit edildiğini, bu raporların aksine ve davada talep artırıldıktan sonra davanın reddinin yerinde olmadığını belirtmiştir.
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze ve def'in gideri ile yol gideri talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin müteveffanın kız çocukları olan davacıların yaşları, evli olup olmadıkları, okuyup okumadıkları değerlendirilmek suretiyle davacıların destekten yararlanmadıklarının kabulünde hata bulunmamasına göre usul ve kanuna uygun olan davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.