Düşme
Şikâyetçi ...'nın 16.12.2015 tarihli duruşmada şikâyetçi olduğu ve davaya katılmak istediğini bildirmesine karşın, katılma hususunda bir karar verilmemiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince suçtan doğrudan zarar görmesi nedeniyle şikâyetçinin kamu davasına katılan sıfatıyla kabulüne karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir.
Katılanın temyiz isteğinin, kararın yerinde olmadığına, inşaatı eski hale getirmediğine kolonların durduğuna sanığın cezalandırılması gerektiğine vesaire yönelik olduğu belirlenmiştir.
Sanığın ... ilçesi ... mahallesi ... sokak adresinde tapunun 131 ada, 115 parselinde bulunan bölgede mevcut binaya izinsiz ilave inşaat yapmakta olduğunun tespit edildiği böylece sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.
1- Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst sınırına göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2- 5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işleminin 19.08.2015 tarihinde iddianame düzenlenmesi olduğu ve bu tarihten itibaren 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.11.2023 tarihinde karar verildi.