Taraflar arasındaki dar teminatlı kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili şirkete ait ve davalıya kasko sigortalı olan aracın 17.12.2016 tarihinde çift taraflı maddi hasarlı trafik kazasına karıştığını, davalının hasar dosyası açtığını, anlaşmalı eksperden alınan raporda aracın değerinin 72.500,00 TL olarak belirlendiğini, ancak bu bedelin piyasa değeri altında olup davacının bu bedeli kabul etmediğini, zira emsal fiyatların 85.000,00 TL-95.000,00 TL arasında değiştiğini, davalının aracın onarım bedelinin araç değerinin %60'ı altında kalması nedeniyle ödeme yapmayacağını bildirdiğini, davalının düzenlettiği eksper raporunun gerçeği yansıtmadığını, aracın kullanılamaz halde olduğunu, araçta meydana gelen maddi hasarın tespiti ile aracın pert olduğu ve tamir edilemeyeceğinin belirlenmesi halinde araç bedelinin tamamının tahsili gerektiğini belirterek açılan kısmi davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 09.05.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 80.000,00 TL'ye artırarak, pert total işlemi yapılması gereken aracın davalı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kasko poliçesi dar kapsamlı olup yalnızca aracın pert olması veya Katma Değer Vergisi hariç onarım masraflarının, sigortalı aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerinin %60'ını aşması halini teminat altına aldığını, onarım masraflarının bu oranın altında kalması halinde aracın kısmi hasarlı kabul edilip poliçe kapsamında herhangi bir tazminat ödenmediğini, ekspertiz raporunda aracın KDV hariç onarım masrafının 37.360,79 TL olup aracın hasar tarihindeki piyasa değeinin 72.500,00 TL olduğunu, onarım masrafının piyasa değerinin %60'ını aşmaması nedeniyle talebin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu, bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamada alınan 04.12.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre aracın hasarlanarak kullanılamaz duruma geldiği, sigorta eksperi tarafından 54.207,51 TL + KDV'nin hesaplandığı, eksper tarafından iskonto uygulanarak hasarın 37.360,79 TL + KDV'ye indirgendiği ve tamirin ekonomik olmayıp pert total işlem yapılması gerektiği kanaatine varıldığı, arazın 17.12.2016 kaza tarihi itibariyle kazasız piyasa değerinin 80.000,00 TL olarak belirlendiği, tespit edilen hasarın kasko değerine yaklaşması nedeniyle tamirin teknik ve ekonomik olarak uygun olmadığı ve pert total işlem yapılması gerektiği, hasar bedelinin araç değerine oranının ise %65.499 olarak belirlendiği, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda alınan 27.02.2018 tarihli ek bilirkişi raporuna göre aracın tamir sonrası serbest piyasada kazasız değerinden %10 aşağı satılabileceği, tamiri mümkün olmayan ve yenisiyle değişimi yapılacak yedek parçalardan dolayı araçta kıymet artış tenzilatı olarak 5.887,13 TL oluşacağı, ancak bu bedelin tamir sonrası oluşacak 8.000,00 TL değer kaybından daha az olması nedeniyle dikkate alınmadığı, maddi hasara kıymet artış tenzilatı ve değer kaybı ilave edildiğinde hasar miktarının daha da arttığı, davalının itirazı kapsamında ilave edilen kıymet artış tenzilatı ve değer kaybı sonrasında KDV hariç hasar bedelinin araç değerine oranının ise %68.140 olduğu, hesaplanan hasarın kasko değerine yaklaşması nedeniyle aracın tamirinin teknik ve ekonomik olarak uygun olmadığı ve pert total işlemi yapılması gerektiğinin bildirildiği, davacının seçimlik hakkını 09.05.2018 tarihli dilekçesi ile kullanarak aracın hurdasının davalı ... şirketine bırakılması yönünde kullandığı, sigortalı aracın onarım masrafının rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerinin %60'ının üzerinde olduğu ve hasar tamirinin teknik ve ekonomik anlamda uygun olmadığı, pert total işlemi yapılması ve davacının talebinin poliçe kapsamında olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile aracın bedeli olan 80.000,00 TL'nin 08.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziye birlikte davalıdan tahsiline, davacı adına kayıtlı aracın hurdasının davalı ... şirketine bırakılmasına, davacının fazlaya dair faiz isteminin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; kasko poliçesinin dar kapsamı olduğu, her türlü riski değil aracın pert olması ve KDV hariç onarım masraflarının aracın riziko tarihindeki değerinin %60'ını aşması halinde teminat altına aldığı, mahkemece yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporları esas alınarak karar verildiği, poliçede kararlaştırıldığı gibi gerekli iskontolar yapılarak ve KDV'siz hesaplama sonucu ortaya çıkan hasar tutarının rayiç değerin %60'ının altında olduğunu, talebin teminat kapsamında olmadığını, bilirkişi raporlarında hatalı olarak gerekli iskonto ve KDV indirimi yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait araçtaki hasar oranının %60'tan fazla olması nedeniyle hurdaya ayrılması gerektiğine ilişkin bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Türkiye İş Bankasının rehin kaydı mevcut olup bankanın muvafakati olmadan sigortalının hak sahibi olamayacağı, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiği, poliçedeki pert özel şartının yok sayıldığı, bilirkişi raporlarında iskontonun ve anlaşmalı servisteki işçilik ücretlerinin doğru hesaplanmadığı, onarım maliyeti hesaplanırken KDV hariç olmak üzere sigortacının ilgili markadaki orijinal yedek parça tedarik iskontoları ve eksper tarafından tespit edilen anlaşmalı servisteki işçilik maliyetleri üzerinden hesaplama yapılmasının iki tarafça kabul edildiği, müvekkilinin aldığı kesin ekspertiz raporuna göre sigortalı aracın KDV hariç onarım masrafı 37.360,79 TL olarak belirlenmiş olup bu tutarın aracın kaza tarihindeki değerinin %60'ı altında kaldığı, bu nedenle hasarın teminat kapsamı dışında kaldığı, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aracın piyasa değeri ve sovtajın doğru tespit edilmediği, sigorta şirketinin aldığı ekspertiz raporunda aracın hasarsız ikinci el değerinin 72.500,00 TL ve sovtajın 30.000,00 TL olarak tespit edildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemişlerdir.
17.12.2016 tarihinde davacıya ait ve davalı ... tarafından dar teminatlı kasko poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu meydana gelen hasar bedeline ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409,1453 ve 1459 uncu maddeleri, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle daini mürtehin tarafından verilen muvafakatin davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı olup temyiz aşamasında banka nezdinde daini mürtehin kaydı ve alacak bulunmadığının belgelenmiş olmasına, davaya konu dar teminatlı kasko poliçesinde sadece aracın tam hasara uğraması hali teminat altına alındığından parça tedariki ve onarım yapılacak servise ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine, davalının aldığı eksper raporunda da KDV hariç ve iskontosuz yedek parça bedelinin 51.127,51 TL ve işçilik bedeli 3.080,00 TL olmak üzere hasar bedelinin 54.207,51 TL olarak belirlenmesine, onarım masrafının her halükarda aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerinin %60'ı üzerinde olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.