Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dosya kapsamında bulunan ... Devlet Hastanesi raporuna göre orta derecede mental retardasyonu ve konuşma engeli olup, suç tarihinde onüç yaşı içerisinde bulunan mağdurenin evden dışarıyı seyrettiği sırada sanığın evin önüne gelip mağdureye cinsel organını gösterip el kol hareketleri ile aşağıya yanına çağırdığı, pantolonunu toparlayıp gittikten kısa süre sonra tekrar gelip aynı hareketleri devam ettirdiği, sanığın adli sicil kaydında yer alıp dosya içine alınan ilam içeriklerinde de yine birisi özürlü olmak üzere çocuklara yönelik cinsel taciz ve çocuğun basit cinsel istismarı eylemlerinden dolayı mahkûmiyetlerinin bulunduğu, sanığın mevcut dosyada da mağdureyi yanına çağırmakla eylemi bedensel temas gerçekleştirme amaç ve saikini de taşıdığının anlaşıldığı olayda; sanıkla ilgili TCK'nın 61. maddesi gereğince “suçun işleniş biçimi ve yeri ile sanığın kastının yoğunluğu, güttüğü amaç ve saiki” göz önüne alınıp cezanın belirlenmesinde aynı Kanunun 3/1. maddesindeki hakkaniyet ve orantılılık koşulu nazara alınarak alt sınırdan makul oranda uzaklaşmak gerektiği gözetilmeden alt sınırdan hüküm kurulması,
Dosyaya getirilen sanık hakkındaki ilamlardan ... Asliye Ceza Mahkemesinin 25.09.2008 gün, 2008/619 Esas, 2008/899 Karar sayılı ilamı ile çocuğun basit cinsel istismarından verilen mahkûmiyet kararının Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 02.02.2010 gün, 2010/255 Esas, 2010/557 Karar sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiğinin anlaşılması karşısında tekerrüre esas mahkûmiyeti olduğunun gözetilmemesi,
Hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 58,59,60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102,103,104 ve 105. maddelerinde yer alan cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların yeniden düzenlenmesi karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi ve Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 günlü, 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi yönünden kısmi iptal kararı verildiğinden, anılan hususlar nazara alınarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanuna aykırı, sanık ile katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.