EK KARAR: 21.06.2022
SAYISI: 2021/1683 E., 2022/847 K.
Davacı yönünden esastan ret davalılar yönünden kısmen kabul
Taraflar arasındaki iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında kısmen kabul ve kısmen redde ilişkin karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiş, davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşılmış olmakla; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Davacı vekili 23.12.2009 tarihli asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan ...'ın ... Petrol İnşaat Nakliye Tic. Ltd. Şti. ünvanlı şirkette 01.02.2000 tarihinde çalışmaya başladığını, 21.12.2008 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeni ile cinselliğini ve idrar kontrolünü yitirecek şekilde sakatlandığını, aynı kazada müvekkilinin belinin de kırıldığını bu sebeple yürüyemez hale geldiğini, meydana gelen kazadan dolayı davalı iş verenin kusurlu olduğunu, kazanın oluşmasında işveren hem davacıya eğitim verilmemesi noktasında hem iş güvenliği noktasında ve hem diğer kusurları ile müvekkilinin sakatlanmasına sebep olduğunu tüm bu nedenlerle müvekkilin oluşan bedeni zararı karşılığı şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren ticari avans ile davalı ... Tic. Ltd. Şti.'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen 28.06.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; ...ve ...'ye husumet yönelterek geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı masrafı olarak 100.000,00 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden ticari avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
3. Davacı vekili birleşen 08.11.2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; ... Petrol İnşaat Nakliye Tic. Ltd. Şti. ve ...'ye husumet yönelterek sürekli iş göremezlik alacağı olarak 500,00 TL ve bakıcı masrafı olarak 500,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
4. Davacı vekili asıl ve birleşen davalardaki maddi tazminat istemlerini neticeten 198.064,37 TL'ye artırmıştır.
Davalılar vekili cevap dilekçelerinde özetle; kazanın oluşumuna davacı tarafın kendi kusurlu eylemlerinin sebep olması nedeniyle müvekkili ile kazanın oluşumu arasında illiyet bağını kestiğini, davacının iş yerindeki damperin altına aracın yanında bulunan damper ustasının beyanlarına güvenerek girdiğini ve kazanın meydana geldiğini,müvekkil şirket yetkilisinin işçileri çeşitli zamanlarda uyardığını, iş yerinin görünür yerlerine levhaları astığını, yine iş ile ilgili tüm ekipmanları hazır ettiğini ayrıca davalının kimseye bildirimde bulunmadan görev alanını terk ederek iş yerinin sınırlarını terk ettiğini ve yaklaşık 30 metre ileride bulunan aracın yanına gitmiş ve kendi deyimi ile tecrübe sahibi olduğu halde damper ustasına güvenmek sureti ile bu iş için gerekli tedbirleri almaksızın aracın damperinin altına girerek kazaya uğradığını,davalının tecrübeli olmasına rağmen gerekli tedbirleri almadığının açık olduğu ve bu nedenle müvekkil lehine dava açılamayağını, davacının kendisinin kusurlu olduğunun açık olduğunu beyan etmekle davanın reddini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2019 tarih 2018/2156 Esas 2019/458 Karar sayılı ilamında belirtilen raporlar arasındaki çelişkileri gidermek üzere alınan 25.10.2019 tarihli heyet raporunda davalı işveren ... Petrol İnşaat Nakliye Tic. Ltd. Şti'nin %75 oranında kusurlu olduğu, ancak bu kusurun %5'lik kısmının ceza davasında hüküm giyen ...'ye, geri kalan %70'lik kısmının davalı şirkete ait olduğunu, kazalı işçi ...'ın %25 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, tarafların itirazlarının değerlendirilmesi için dosya yeniden aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, aktüerya bilirkişisi denetime elverişli bilimsel verilere uygun ayrıntılı 08.05.2018 tarihli ek raporunda davacı ...'ın tazminat hak edişinin 198.064,30 TL olduğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davaların kısmen kabul kısmen reddi ile 198.064,30 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1.Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, avans faizi uygulanması yerine yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalılar vekili dilekçesinde özetle; kazanın oluşumunda tarafların ve dava dışı kişilerin kusurlarının düzgün bir şekilde değerlendirilmediğini, davalılar ile kaza arasında illiyet bağının kesilmesi durumunun Mahkemece araştırılması gerektiğini, Mahkemece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ilişkin gerekçelere uygun hareket edilmediğini, dosyada keşif yapılmadan karar verildiğini, Mahkeme tarafından verilen karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda hesabın hatalı olduğunu, verilen karara dayanak yapılan TRH 2010 tablosunun davada uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu, Mahkemece kurulan gerekçeli karar ve hükmedilen yargılama giderlerinin yanlış olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişinin inceleme raporunda davacının %50, davalı işverenin %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Kurum tarafından davalı şirket aleyhine açılan rücuan tazminat davasında davalı şirketin % 50 kusurlu kabul edildiğini, rücuan tazminat davasına ilişkin kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmekle mevcut dosya yönünden güçlü delil olduğunu, bu kapsamda davalılar yönünden %50, davacı yönünden %50 olması gereken kusur oranlarının hatalı değerlendirme ile davalı yönünden %75, davacı yönünden %25 olarak kabul edilerek gerekçe oluşturulması ve hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bu doğrultuda 08.05.2018 tarihli aktüer bilirkişi raporu dikkate alınarak davacının maddi tazminat miktarının 132.042,91 TL olması gerekirken 198.064,44 TL olarak hüküm altına alınmasının hatalı olduğu belirtilerek; İlk Derece Mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nın madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile 132.042,91 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri ile bu temyize cevap süresi içerisinde davacı vekilinin temyiz isteminde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince davacı temyiz isteminin kesinlik nedeniyle reddedildiği, davacı vekilinin iş bu ek kararı süresinde temyiz ettiği anlaşılmıştır.
1.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının gerekçeli olmadığını, dava dışı kişilerin kusurunun dikkate alınmadığını, illiyet bağının kesildiğini, davada keşif yapılmadan kusur belirlenmesinin hatalı olduğunu, kusur noktasında Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı gereği yerine getirilmeden kusur belirlemesi yapıldığını, maddi tazminatın hesabının özellikle bakiye ömür tablosu olarak TRH 2010 tablosuna göre dikkate alınması gereken iskontolama katsayısının hatalı tespit edildiğini, dikkate alınmasının hatalı olduğunu, manevi tazminatın yüksek olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davacı vekili ek kararı temyiz dilekçesinde özetle; temyiz dilekçesinin davalı vekilinin temyiz dilekçesi sunulması üzerine ibraz edilmiş olması nedeniyle katılma yoluyla temyiz olarak değerlendirilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kesinliğe tabi olacağı kabul edilerek temyiz isteminin miktardan reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyanla ek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davacı vekili asıl karara temyiz dilekçesinde özetle; kusur oran ve aidiyetinin hatalı belirlendiğini, Ceza yargılamasında müvekkiline tali kusur verildiği halde bu dosyada kusur verilmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında maddi tazminatın son hesap raporu üzerinden belirlenmesi gerekirken dört yıl önceki bir rapora işaretle belirleme yapılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemleri ile sigortalının ağır bedensel zarara uğraması nedeniyle yakınlarının manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
"Temyiz incelemesinin kapsamı" açısından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369,370 ve 371 inci maddeleri, "dava yığılması (objektif dava birleşmesi)" açısından aynı Kanun'un 110 uncu maddesidir. "Tazminat miktarının tayin ve tespiti" açısından kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan kanun hükümleri gözetildiğinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 332 ve 98 inci maddeleri ile giderek aynı Kanun'un 41,42,43,44,45 ve 47 nci maddeleri, müteselsil sorumluluk açısından 50,51 ve 141 vd maddeleridir. Öte yandan 6101 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 2 ve 7 nci maddeleri gereğince uygulanma imkanı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 55 ve 420 nci maddesi hükümleridir. "Olayın iş kazası olarak tespiti ile SGK yönünden sonuçları" için 5510 sayılı Kanun'un 13,16,19,20 ve 21 inci maddeleridir. " İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin alınacak tedbirler" açısında işyerinin nitelik ve kapsamına göre 4857 sayılı İş Kanunun 77.maddesi, 04.12.1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü maddeleridir. "Usuli kazanılmış hak" açısından 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı ve 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarıdır.
A) Davacı vekilinin temyiz başvurusunun miktardan reddine ilişkin ek kararın incelenmesinde;
1. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7/3 üncü maddesinde HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır denildiğinden katılma yolu ile temyizin de HMK’ya tabi olduğu belirlenmiştir. HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1 inci madde uyarınca, istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. 348/2 nci maddesi uyarınca istinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
2. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından 26.05.2022 tarihinde temyiz edildiği, iş bu temyiz dilekçesinin tebliği üzerine davacı vekilinin 31.05.2022 tarihinde sunduğu dilekçesinde davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle kendi temyiz itirazlarını sunduğu anlaşılmakla katılma yoluyla temyiz niteliğinde olduğu anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
B) Davalılar vekili ile davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3. Davacı vekilinin asıl ve birleşen davalarda davalılardan 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin esas hakkında verdiği 29.04.2022 tarihli kararda talebin kısmen kabulü ile 50.000,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 107.090,00 TL’lik kesinlik sınırı gözetildiğinde, davacılar lehine hükmedilen ve reddolan manevi tazminatın maddi tazminat hükmünden ayrı ve bağımsız olarak anılan kesinlik sınırı altında kaldığı dikkate alınarak davalı ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının kesinlikten reddine karar verilmiştir.
C) Davalılar vekili ile davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik katılma yoluyla temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle dosya kapsamında toplanan delil durumuna, usuli kazanılmış haklara riayet edilerek maddi tazminat alacağının belirlendiği kararın usul ve kanuna uygun olduğu ve davacılar vekili tarafından temyiz itirazı olarak ileri sürülen hususların istinaf itirazı olarak da sunulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında gerekçeleriyle beraber tartışılarak esastan reddine karar verildiği ve anılan temyiz itirazlarının kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle temyiz kapsam ve nedenlerine göre temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacının temyiz başvurusuyla ilgili 21.06.2022 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi EK KARARININ KALDIRILMASINA,
2. Davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının HMK 362/1-a maddesi gereğince miktardan REDDİNE,
3. Davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekilinin maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
4. Aşağıda dökümü yapılan harcın davacı ve davalılardan tahsiline,
5. Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.