Kısmen Kabul

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince davacı ve davalılar ... Mesken Gayrimenkul...Şirketi ile ... Yapı Mimarlık...Şirketinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava ve birleşen dava dilekçesinde özetle, davacının 31.05.2014 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ... Yapı Mimarlık Mühendislik Dış Tic. ve San. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının davayı açmasında hukuki yararının bulunmadığını, kazanın tamamen davacının kusurundan kaynaklandığını ve müvekkilin iyiniyetli olarak tüm yardımı gösterdiğini, iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uyması için davacının sürekli ikaz edildiğini, eğitim verildiğini, düştüğü boşluğun havalandırma değil şaft boşluğu olduğunu, üzeri kapalı iken davacının kendisi tarafından açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı ... Mesken Gayrimenkul Yap. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkili şirketin yüklenici olduğunu, anahtar teslimi iş yaptığını, davacının diğer ... Yapı Mimarlık...Şirketinin işçisi olduğunu ve tüm sorumluluğun diğer davalı şirkete ait olduğunu ve ... şirketi tarafından gerekli tüm iş sağlığı önlemlerinin alındığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

3.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı ... Mesken Gayrimenkul Yapı San. ve Tic. A.Ş. ile taşeronlarının müvekkili şirket nezdinde 01.04.2014/01.04.2016 tarihleri arasında 0001-06320757 numaralı "İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi" ile sigortalandığını, bu poliçeden dolayı sorumluluğun ölüm/daimi sakatlık halinde kişi başına azami 200.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, kazanın bizzat davacının kendi dikkatsizliği ve kusurlu eylemi neticesinde meydana geldiğini, müvekkili şirket nezdinde sigortalı olan davalı yanın atfı kabil bir sorumluluğunun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile 382.411,62 TL maddi tazminatın, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalı işverenler bakımından olay tarihi olan 31.05.2014 tarihinden, davalı ... bakımından birleşen dava tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkiline yüklenen kusur oranının yüksek olduğunu, işçinin güvenliğinin işçinin dikkat ve özenine terk edilemeyeceğini, bakiye ömrün kaza tarihi itibariyle değil fiili durumu yansıtan hesap raporu tarihi itibariyle hesaplanması gerektiğini, yeniden rapor alındığı taktirde ücret artışlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... Mesken Gayrimenkul...Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkilinin yüklenicisi olduğu inşaatın betonarme ve sair inşaat işlerini anahtar teslimi şeklinde yaptığı sözleşme ile diğer davalı şirkete verdiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ıslah ile talep edilen miktarların zamanaşımına uğradığını, olayda hiçbir kusuru olmayan müvekkiline kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, yönetmelik ve ekli cetvellere uygun olarak tespit edildiği varsayılan %7,1 oran üzerinden hesaplama yapılması gerekirken %11,2 oranının esas alınmasının hatalı olduğunu, davacıya geçici iş göremezlik ödeneğinin verilip verilmediği ve sürekli iş göremezlik ödeneğinin bağlanmasının araştırılması gerektiğini, bordro üzerinden yapılan hesaplama değil, alternatif hesaplamanın hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, herhangi bir veri bulunmamasına rağmen asgari ücretin 2,95 katı oranında gelir esas alınarak tazminat hesabının hatalı olduğunu, bakiye ömrün TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenmesinin hatalı olduğunu, PMF 1931 yaşam tablosunun esas alınması gerektiğini belirterek, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle, dava konusu taleplerin teminat harici olduğunu, poliçe tanzim tarihinden önce meydana gelen veya bu tarihten önceki bir sebepten kaynaklanan hasarların teminat harici olduğuna ilişkin poliçede özel şart bulunduğunu, özel şart gereğince müvekkili şirket yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere iş kazasının teminat dahilinde yer aldığı düşünülse dahi poliçede yer alan özel şartlar gereğince eksik sigorta veya proporsiyon uygulaması gerektiğini, özel şartlar gereğince alt işveren işçilerinin ancak bordroya dahil edilmiş olmaları şartı ile poliçedeki teminattan yararlanabileceklerini, davacının alt işverenin işçisi olmasına rağmen bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını, Yargıtay uygulamalarında da prim ve tazminat arasındaki dengenin kurulması gerektiğinin kabul edildiğini, Mahkeme kararında açıkça poliçe limitinin belirtilmediğini, infazda tereddüte yol açacağını, yargılama gideri ve ferilerinde de poliçe limitinin dikkate alınması gerektiğini, SGK tarafından davacıya maluliyet nedeniyle yapılan ödemelerin faiz güncellemesi yapılmadan dava konusu tazminat tutarının belirlendiğini, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğu, kazanın meydana gelmesinde tüm kusurun işçide olduğunu belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

4.Davalı ... Yapı Mimarlık...Şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle, kazanın meydana gelmesinde davacının %100 kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacının son ücretinin tanık beyanları doğrultusunda tespit edilmesinin hatalı olduğunu, davacının usta olduğuna dair dosya kapsamında hiçbir bilgi ve belgenin bulunmadığını, TÜİK verisinin alınması gerektiğini, manevi tazminatın fahiş olduğunu, maddi tazminata ilişkin birden fazla rapor bulunduğunu ve raporların çelişkili olduğunu, itirazları değerlendirilmeden maluliyet oranı tespitini kabul etmediklerini belirterek Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı işyerinde kalıp ustası olarak çalıştığı sırada 31.05.2014 tarihinde bina içi havalandırma boşluğundan beton zemine düşmesi sonucu yaralandığı, SGK ve YSK tarafından belirlenen maluliyet oranına itiraz üzerine son olarak Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulunun 26.12.2019 tarihli raporunda maluliyet oranının %11,2 olarak belirlendiği, birbirini teyit eden kusur raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde davalı ... .. şirketinin %45, ..... Şirketinin %15, davacının %40 kusurlu olduğu, davacının yaptığı iş gözetilerek emsal ücret üzerinden maluliyet ve kusur oranı dikkate alınarak TRH2010 yaşam tablosuna göre maddi tazminat hesabında bir aykırılığın bulunmadığı, hesaplanan tazminattan davacıya bağlanan gelirlerin tenzil edildiği, davalı ... Mesken Gayrimenkul... Şirketi ile davalı ... Yapı Mimarlık...Şirketi arasında asıl işveren alt işveren ilişkisinin bulunduğu ve tazminattan birlikte sorumlu olduğu, davalı ... Şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olarak maddi ve manevi tazminattan sorumluluğunun bulunduğu, kaza tarihi, tarafların kusur oranları, davacının maluliyet durumu birlikte değerlendirildiğinde takdir edilen manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının sözkonusu olmadığı, bu hususlara ilişkin davacı ve davalılar tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, ancak; davalı ... Şirketi ile davalı ... arasında düzenlenen işveren mali mesuliyet sigorta poliçesine göre teminat limitinin kişi başına 200.000 TL olduğu, manevi tazminat taleplerinin ise olay başına 25.000 TL olduğu, çalışan sayısı 50 kişi olduğu anlaşılmakla davalı ... yönünden yargılama gideri ve vekalet ücretinin de poliçe limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınması gerekirken sınırlandırma yapılmaması hatalı olup davalı ... Şirketinin bu hususa ilişkin istinaf talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle; davacı ve davalılar ... Mesken Gayrimenkul...Şirketi ile ... Yapı Mimarlık...Şirketinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, davalı ...Ş. tarafından ileri sürülen sair istinaf sebeplerinin reddine, davalı ... şirketinin istinaf talebinin yargılama gideri ve vekalet ücretinin de poliçe limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınması yönünden kabulü ile Ankara 22. İş Mahkemesinin 2016/892 E.- 2022/336 K. sayılı kararının HMK’nın 353/1-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın kabulü ile 382.411,62 TL maddi tazminatın, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar işverenler bakımından olay tarihi olan 31.05.2014 tarihinden, davalı ... bakımından birleşen dava tarihi olan 17.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte Sigorta Şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... Mesken Gayrimenkul... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

3.Davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

4.Davalı ... Yapı Mimarlık...Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, sigortalının iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğraması sonucu maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci, 74 üncü ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleri.

1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.

2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.

3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).

4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

6. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

7. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

8. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, ... Yapı Mimarlık Mühendislik Dış Tic.ve San. Ltd. Şti. nezdinde kalıpçı olarak çalıştığı, 31.05.2014 günü kalıp sökümü esnasında üzerine bastığı şaft boşluğu kapağının bir şekilde yerinden çıktığı/çıkarıldığı emniyet kemerini de sabitlemediği ve üzerine bastığı yerde ayağının kaydığı nedeniyle 4.00m. yükseklikten zemine düşerek yaralandığı, bu olay nedeniyle iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, alt işveren ... ... şirketinin %35, asıl işveren ... ... Şirketinin %35, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece aldırılan ve birbirini teyit eden kusur bilirkişi raporlarında olayın meydana gelmesinde davalı ... ... şirketinin %45, ... ... Şirketinin %15, davacı kazalının %40 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Mahkemece işbu raporlara itibar edilerek hüküm kurulduğu, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle - verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, delillerin toplanması hususunda sigortalı tarafından açılan tazminat davasının özü itibariyle taraflarca getirilme ilkesine tabi davalardan olup re’sen araştırma ilkesinin olmadığı hususunun da göz önünde bulundurulması ve bu şekilde toplanacak delillerle birlikte, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetten farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu ve ceza dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.

10. Öte yandan, gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

11. Gerçek ücretin ise öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.

12. Somut olayda, davacı sigortalının kalıp ustası olarak çalıştığının kabulü ile emsal ücret araştırması yapıldığı, bu itibarla Ankara İnşaat Sanatkarları Esnaf Odasının bildirdiği ücret ile davacı vekilinin beyan ücret esas alınarak maddi zarar hesabının yapıldığı, ancak bildirilen emsal ücretin esas alınmasıyla birlikte hesaplama yapılması dosya kapsamına ve oluşa uygun olmamıştır.

13. Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden Mahkemece yapılacak iş, davacı sigortalının olay tarihinde yaptığı iş dikkate alınarak, özellikle usta olup olmadığı hususunun netleştirilmesinden sonra, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından davacının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu yönle tespit edilecek emsal ücretleri gözeterek yapılacak hesabı - usuli kazanılmış hakları gözeterek- hükme esas alarak karar vermekten ibarettir.

14. Diğer yandan İşveren Mali Mesuliyet poliçesinde sigorta şirketinin maddi ve manevi tazminat limiti toplamda azami 200.000,00 TL ile sınırlı olduğu gözetilmeksizin Mahkemece poliçe limiti hatalı olarak değerlendirilerek hüküm kurulmuştur.

15. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

16. O halde, davacı ve davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz eden tarafların temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.