Kısmen kabul
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine, mahkeme hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin toptan satış mağazacılığı alanında köklü bir firma olarak 35. sınıf da dahil olmak üzere "BİZİM" ayırt edici unsurlu seri markaların sahibi olup bu markaların tanınmış marka hale geldiğini, davalının ise "BİZİM BAKKAL" ibaresini kullanmak suretiyle müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini, bu kullanımın aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, durumun fark edilmesi üzerine işbu markayı kullanan üç işletmeye karşı dava açıldığını ve lehlerine sonuçlandığını, kesinleşen yargı kararlarına rağmen "BİZİM" markasının kullanılmasına halen devam edildiğini ileri sürerek, davalıların "BİZİM BAKKAL" ibaresini, davacının markalarının tescilli bulunduğu sınıflar kapsamındaki hizmetler üzerinden tek başına, yahut sair tali unsurlar ile birlikte kullanmasının, bu markalar altında ürün üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, dağıtımını yapmasının, satışa arz etmesinin, ithal ya da ihraç etmesinin, elde bulundurmasının, satışa arz etmek üzere depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarla kullanılmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımının yapmasının davacı aleyhinde marka tecavüzü ve haksız rekabet yarattığının tespitine, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin önlenmesine, durdurulmasına ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, davalının davacıya ait "BİZİM BAKKAL" ibaresini davacı şirketin tescilli markalarının bulunduğu sınıflar kapsamındaki ürün ve hizmetler üzerinde tek başına yahut tali unsurlar ile birlikte taşıyan ürünler üretmesinin, ürettirmesinin, satmasının, sağlamasının, bulundurmasının, satışa arz etmek üzre depolamasının, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlarda kullanmasının ve bu markaları taşıyan ürünlerin reklam, promosyon ve tanıtımını yapmasının önlenmesine ve men edilmesine, davalıya ait bu markayı taşıyan ürünler, ambalajlar, ilan, reklam, broşür, afiş, tabela ve sair her türlü tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakının ve işbu dava neticesinde verilecek esas hükme aykırı şekilde, iletilen, satılan, sağlanan, dağıtılan, satışa arzedilen, ithal ya da ihraç edilen, elde bulundurulan, satışa arz etmek üzere depolanan, internet üzerinde yahut sair mecralarda bu amaçlar ile kullanılan reklam, promosyon ya da tanıtım malzemesi, basılı evraklar, faturalar ve benzeri her türlü ticari evrakına el konularak, esasa ilişkin hükmün kesinleşmesini müteakip imhasına esastan da karar verilmesine, kararın masrafı davalıdan alınmak suretiyle ilgililere tebliğine ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasına, kullanımın ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava açma süreleri yönünden değerlendirildiğinde hak düşürücü sürelerin geçmiş olması nedeni ile davanın usulden reddini talep ettiklerini, tabelalarında “BİZİM” ibaresi bulunmadığı için açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, tabelalarında "Dükkan Sizin (bakkal amca logosu içinde)", "BAKKAL – 104", “her zaman yanınızda”, "ŞELALE GIDA" yazdığını, davacının işbu davayı açmasında menfaati olmadığı gibi alakasız şekilde kanun yolu ile ticari hayatlarında ve güncel yaşamlarında huzursuzluk yarattığını, bu konudaki tazminat haklarını saklı tuttuklarını, açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu fotoğrafta ve keşif sırasında çekilen fotoğrafta tabelada "BİZİM" ibaresinin yazılı olduğu kısmın boyanarak kapatılmış olduğunun belli olduğu, ayrıca diğer iş yeri tabelasında "BİZİM" ibaresinin mevcut olduğu, fiyat etiketlerinde, iş yerinin içindeki tabelalarda, poşet üzerinde "BİZİM" ibaresinin mevcut olduğu, poşet üzerindeki kullanımda "İ" harfi yerine dans eden insan figürlerinin kullanıldığı, bu kullanım şeklinin de davacının markalarının esas unsuru olan "BİZİM" ibaresi ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, davacının 35. sınıfta tescilli olan markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresinin tescilli oldukları sınıf ile aynı olan 35. sınıfa dahil hizmetlerde davalı tarafından aynen kullanıldığı, bu nedenle markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu, benzer konuda daha önce görülen davalarda, markaların karıştırılma ihtimali bulunduğuna dair verilen kararların Yargıtay'dan geçerek onandığı, bu durumun davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, alınan ilk bilirkişi raporundaki "BİZİM" ibaresinin jenerik bir ifade olduğu görüşünün yerinde olmadığı, davacının "BİZİM" ibaresini içeren seri markalarının uzun süredir tescilli olmaları nedeniyle hükümsüz kılınmadıkları sürece aynı mal ve hizmetler için davalı tarafça kullanılmasının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı, davalının tescilli ticaret unvanının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının "BİZİM" markasının kendisine ait tanınmış marka olduğunu ileri sürmüşse de dava dışı Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş adına kayıtlı olduğunun tespit edildiğinden davayı açmakta menfaati bulunmadığını, markanın davacıya ait olduğunun tespiti halinde dahi davacının markasının "BİZİM" ibaresi olduğunu, müvekkilinin "BİZİM BAKKAL" ibaresini kullanmasının önlenemeyeceğini, bu ibare üzerinde hak ileri süremeyeceğini, davacının “BİZİM BAKKAL" ibaresinin ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkinine şeklindeki talebinin reddi ve davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerine karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dosyada davanın açıldığı tarihte müvekkillerin tabelada veya iltibas yaratacak başka şekilde "BİZİM" markasını kullandığına dair delil bulunmadığını, davacı markasının zayıf marka olduğunu ve küçük değişikliklerin dahi karıştırılma ihtimalini bertaraf edebileceği, "BİZİM BAKKAL" şeklindeki markasal kullanımın davacı adına tescilli "BİZİM" esas unsurlu marka haklarıyla karışıklığa yol açmayacağının tespit edildiğini, dava açıldığı sırada ve öncesinde de tabelada BİZİM ibaresinin kullanımının mevcut olmadığını, davacının dava açmaya yakın, makul süre içerisinde davalının kullanımını tespit etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelememekle birlikte müvekkillerinin "BİZİM" ibaresini hiçbir zaman tek başına kullanmadığını, "İ" harfi yerine horon tepen insan figürleri olduğu gibi devamında "BAKKAL" ibaresi ile birlikte kullandığını, 12.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği gibi bu durumun iltibas teşkil etmediğini, müvekkilinin kullanımında "BAKKALIM" ibaresinin vurucu unsur olduğunu, ayırt ediciliği zayıf bir markayı seçen kimsenin bunun sonuçlarına katlanmak, yani normalde o markanın iltibas teşkil edebilecek benzerlerinin başkası tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğunu, kimi bakkalların dava tarihinden önce "BİZİM" ibaresini sildirdiğini, alttan hafif görünüyor olsa dahi silmenin görünen ilişkiyi yok etmek anlamına geldiğinden iltibası yok edecek bir durum olduğunu, üstünü boyatarak silme halinde dahi, davacının işbu davayı açmakta menfaatinin bulunmadığını, bilirkişi raporunun müvekkilinin savunmalarını doğruladığını beyanla davanın reddine, mahkemenin taktirinde hataya düşmediği kabul edilirse, şartlı talep oluşturulamayacağından unvan terkini talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın plastik poşetlerde ve ürün fiyat afişinde "İ" harfi yerine horon tepen insan figürü getirmesi markasal kullanıma ayırt edicilik katmamış, ibarenin "BİZİM" olarak okunmasına engel olmadığı, markasal kullanımda asıl unsur "BİZİM BAKKAL" ibaresi olup, markanın hitap ettiği ortalama tüketici kitlesi gözönüne alındığında, iltibas tehlikesi bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve menine karar verilerek, davalının kullanımının bulunduğu tabelada "BİZİM" ibaresinin ışıklandırma açıldığında görünür olmakla, davalı işyerinin ön ve yan cephesindeki tabeladaki "BİZİM" markasının kullanımının refine, bu bağlamda tabelalara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, yine ürün standlarındaki "BİZİM BAKKAL" şeklindeki kullanımdaki "BİZİM" ibaresinin görünmeyecek şekilde kapatılarak refine, etiketlerdeki "BİZİM" ibaresinin kapatılmasına, ürün fiyat afişi ile plastik poşetlere el konularak karar kesinleştiğinde imhasına, diğer taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın tam kabulü ile davalının kullanımının bulunmadığı ürünler üzerinde kullanım ve iş evrakında kullanımın markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığının tespiti, meni ve refine karar verilmesi, markanın kullanıldığı ürünlerin üretilmesi, ürettirilmesi, bu ürünlerin satılması, internet üzerinde tanıtım, reklam ve promosyon yapılmasının önlenmesi ve menine karar verilmesinin yerinde olmadığı, davalının dosyada bulunan vergi levhasından tacir değil esnaf olduğunun anlaşıldığı, vergi levhasında işletme adı olarak "BİZİM BAKKAL-104" ibarelerini kullandığı, bu durumda ticaret unvanı kullanımı değil, işletme adı kullanımının söz konusu olduğu, ticaret sicilde kayıtlı ticaret unvanı bulunmadığından mahkemece unvan terkini talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, karar verilmesinin de doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine davalının davacıya ait "BİZİM" esas unsurlu tescilli markalarının esas unsurunu oluşturan "BİZİM" ibaresini işyeri tabelasında, plastik poşetler üzerinde, ürün fiyat afişinde, ürün standtları,fiyat etiketleri ve iş evrakında kullanmak sureti ile marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabette bulunduğunun tespitine, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin önlenmesine ve durdurulmasına, davalı işyerinin ön ve yan cephesindeki tabeladaki "BİZİM" markasının kullanımının refine, bu bağlamda tabelalara el konularak hüküm kesinleştiğinde imhasına, yine ürün standlarındaki "BİZİM BAKKAL" şeklindeki kullanımdaki "BİZİM" ibaresinin görünmeyecek şekilde kapatılarak refine, etiketlerdeki BİZİM ibaresinin kapatılmasına, ürün fiyat afişi ile plastik poşetlere el konularak karar kesinleştiğinde imhasına, diğer ref taleplerinin reddine, hüküm özetinin masrafın davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan bir gazetede ilan edilerek kamuya duyurulmasına, davalının ticaret unvanı terkini talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının iş yerinden temin edilen vergi levhasından anlaşıldığı üzere Murat Kantarcı'nın "BİZİM BAKKAL104" ticari unvanı ile 01.01.2012 tarihinde kayıtlı olarak faaliyet gösterdiğinin, faaliyet alanının bakkal ve marketlerde yapılan perakende ticaret olarak belirtildiğinin görüldüğünü, Bölge Adliye Mahkemesince davalının esnaf olduğu ve kullanılan ibarenin ticaret unvanı değil işletme adı kullanımı olduğunun belirtildiğini ancak esnaf olarak nitelendirilmesi hususunun gerekçelendirilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davalının ticaret unvanının terkini taleplerinin haklı olduğunu belirterek kararın kısmen ret kısmını kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davacı adına tescilli "BİZİM" esas unsurlu markaların davalı tarafından aynı hizmet ve mal sınıfında iltibas oluşturacak şekilde kullanıldığı iddiası ile açılan markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulması ile ticaret sicilinde unvan kaydı bulunması halinde terkini istemlerine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamesinin 61 inci ve 62 nci maddeleri.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 üncü maddesi.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.