Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Devlet Hastanesinde ... güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken 15.04.2009 tarihinde karşılıksız çek keşide etme suçundan hüküm giydiği belirtilerek alıkonulduğunu, 84 günlük tutukluluk süresinden sonra yargılamanın iadesi talebinin olumlu değerlendirilmesi sebebiyle 07.07.2009 tarihinde cezaevinden çıktığını, müvekkilinin ismine sahte belgelerle şirket kurularak davalı bankadan kredi kullanıldığı ve çek koçanları alındığını, anılan çek koçanlarından kesilen karşılıksız çekler nedeniyle müvekkili hakkında icra takipleri başlatıldığını ve davalar açıldığını, anılan takip, dava ve haksız tutuklama sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı bankanın basiretli davranmaması nedeniyle müvekkili hakkında bu davaların açılmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek 50.000,00 TL maddi, 1.000.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde;yapılan işlemlerin sunulan nüfus cüzdanı ile noter belgelerine göre yapıldığını, müvekkilinin basiretli bir tacir olduğunu ve yapılan işlemlerde herhangi bir usulsüzlük olmadığını, müvekkilinin eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağının bulunmadığını, müvekkilince kullanılan kredinin geri dönüşü için başlatılan takibin işlemsiz olduğunu, davacının mahkumiyetine ilişkin ceza kararında katılan Şahinde ... vekili lehine hükmedilen vekâlet ücreti için başlatılmış olup, müvekkilince verilen çek karnesi ile ceza arasındaki illiyet bağının kesildiğini, müvekkilinin yaptığı bankacılık işlemlerinde usulsüzlük olmadığını, davacının zararlarından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Devlet Hastanesinde ... güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken 15.04.2009 tarihinde karşılıksız çek keşide etme suçundan hüküm giydiği ve ceza evine konulduğu, 84 günlük tutukluluk süresinden sonra yargılamanın iadesi talebinin olumlu değerlendirilmesi sebebiyle 07.07.2009 tarihinde cezaevinden tahliye olduğu, davacının ismine sahte belgelerle şirket kurularak davalı bankadan kredi kullanıldığı ve çek koçanları alındığı, anılan çek koçanlarından kesilen karşılıksız çekler nedeniyle davacı hakkında icra takipleri başlatıldığı ve davalar açıldığı, anılan takip, davalar ve haksız tutuklama sebebiyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığı, davalı bankanın basiretli davranmaması dikkat, denetim ve ... yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle zararın meydana gelmesinde %50 oranında kusur ve sorumluluğunun bulunduğu, hükme esas alınan 23.01.2018 tarihli rapor ve ek rapora göre davalının sorumlu olduğu maddi zarar tutarının 952,50 TL olarak hesaplandığı, davacının açılan takip ve davalar nedeniyle oluşan bu zararını davalı bankadan talep etmesinin yerinde olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 141 ve 142 nci maddesinin koşulları bulunmadığı ve diğer tazminat kalemlerine yönelik dosyada yeterli delil ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebine yönelik davasının kısmen kabulü ile, 952,50 TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebine ilişkin davasının kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden dosyanın karara bağlandığını, müvekkilinin davalı banka ile yaşadığı olaylar neticesinde olumsuz etkilendiğini, çevresinde sabıkalı biri olarak tanınmasına sebep olduğunu, müvekkilinin bu olayların sarsıntısını ömrü boyunca çekmesi söz konusuyken hükmedilen manevi tazminatın orantısız olduğunu, ilk derece mahkemesinin yargılama süresince bir çok usul hatası yaptığını, müvekkilinin hakkında açılan dava ve icra takiplerine UYAP ortamından çok rahat ulaşabilecekken dosyaların senelerce beklenildiğini, bu hususun hesaplanacak maddi tazminatı da etkilediğini, gerekçeli kararda bir çok maddi hatanın bulunduğunu, kanun isimlerinin bile yanlış yazıldığını, davalının ağır kusuru sabitken, müvekkili lehine hesaplanan tazminat miktarlarının son derece yetersiz olduğunu, yapılan hesaplamanın da hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararında davacı tarafın manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı üzerinden verilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, müvekkili bankaya kusur atfedilemeyeceğini, bu nedenle maddi manevi tazminat isteminde bulunulamayacağını, davanın reddi gerekirken mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının iddiasının haksız yere hapis yattığına ilişkin ise, yasal süresi içinde haksız yere hapse girmesi sebebiyle devlete karşı davanın açılması gerektiğini, bu hükmün mahkeme tarafından verildiğini, bilirkişi raporlarına karşı itirazları olmasına rağmen mahkemece bu itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, iğfal kabiliyeti açısından davacının sahteliğini ileri sürdüğü belgeleri ile davacı ile banka arasındaki Genel Kredi Sözleşmesinin birlikte değerlendirilmek üzere dosyanın grafoloji uzmanına tevdiine karar verilmesi gerekirken, bu hususun göz ardı edilmesi kararın hatalı olmasına sebebiyet verdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ...'ın Malatya ... Nüfus Müdürlüğüne başvurarak nüfus cüzdanının kayıp olduğunu beyan ederek ... nüfus cüzdanı çıkatılması istediği, kendisine 10.03.2005 tarihinde E09 seri 48. numaralı cüzdanının verildiği, davacı ... ismine ... Nüfus Müdürlüğünce 28.08.2000 tarihinde tanzim edilen MO7 seri 95 numaralı nüfus cüzdanına dayanılarak ...'ın Teknogan İnş Elektrik Metal Makine Tic. Ltd. Şti.'nin yetkilisi olduğuna dair Ankara 59. Noteri'nin 23.03.2007 tarihli imza sirküleri düzenlendiği, yine anılan nüfus cüzdanına dayanılarak Göksular Petrol Elk. İnş. Or. Ür. Metal İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 22.03.2007 tarihli ... ...'a ait hisselerin ...'a devri ve şirketin unvanının Teknogan İnş. Elektrik Metal Makine Tic. Ltd. Şti. olarak değiştirilmesine ilişkin şirket kararının 28.03.2007 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, ...'ın davalı banka ile Göksular Petrol Elk. İnş. Or. Ür. Metal İç ve Dış. Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen 17.11.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunduğu anlaşılmakta ise de, bu sözleşme imzalanırken hangi nüfus cüzdanının kullandırıldığının tespit edilemediği, davalı bankanın 0260086-0260095 numaralı çekleri Teknogan İnş. Elektrik Metal Makine Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'a teslim etmiş olup ... ilişkin belgede imza bulunmadığı, akabinde Göksular Petrol Elk. İnş. Or. Ür. Metal İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. ve Teknogan İnş. Elektrik Metal Makine Tic. Ltd. Şti. tarafırıdan keşide edilen fakat karşılıksız çıkan çeklerle ilgili olarak yetkili hamiller tarafından şikayette bulunulması üzerine ceza davaları açıldığı, çekin keşide tarihi itibarıyla yetkili olan ... hakkında çek miktarları kadar adli para cezalarına hükmedildiği, hükmedilen cezalardan Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/150 E. sayılı dosyası ile Ankara 15. Asliye Ceza Mahkmesinin 2008/225 E. sayılı dosyalarından verilen kararlara ilişkin ödeme emirleri gereklerinin yerine getirilmemesi üzerine davacının tutuklanarak cezaevine konulduğu, bu aşamadan sonra davacının tüm ceza dosyaları yönünden yargılamanın iadesini talep ettiği, taleplerinin kabul edilmesiyle ...'ın imzaları alınmak suretiyle yeniden yapılan yargılamalar sonucunda ceza dosyalarından beraat hükümleri tesis edildiği ve hükümlerin kesinleştiği, Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/150 E. sayılı dosyasında davacı hakkında ceza davası açılmasına sebep olan çeklerin davalı banka tarafından sahte kimlik ibrazıyla teslim edilen çeklerden olmadığından ve davacının cezaevine girmesi ile davalı bankanın işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığından davalı bankanın davacının cezaevinde kaldığı süreler yönünden sorumluluğunun olmadığı, bankacılık teamül ve uygulamalarına göre özellikle kimlikteki sahteciliği ortaya çıkarabilecek nitelikte ikinci bir kimlik istemek gibi veya müşteri hakkında gerekli araştırma ve kontrolleri yapmadan ... kurulmuş şirketin çek talebini olumlu karşılayan borçlu firmanın ortağı ve unvan değişikliğine rağmen araştırma yapmayarak çalışmaya devam eden, kredi taksitlerini ödemeyen ve çek karnesi kullanma verimliliğine sahip olmayan şirkete çek karnesi veren, çek karnelerini teslim ederken teslim tutanağı düzenlemeyen, karşılıksız çıkan çeklere rağmen çek karnesi geri istemeyen ve genel müdürlüğe bildirmeyen davalı bankanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin on birinci fıkrası, uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket etmediği, özenli davranmadığı, bununla birlikte bankanın 3167 sayılı Çek Yasası uyarınca alınması gereken evrakların tamamlanmış olduğu, ancak talep edilen zararın oluşmasında sahte nüfus cüzdanına dayanarak şirket kurulması, hesap açılması ve çek karnesi verilmesinin ana unsur olması nedeniyle davalı bankanın kusurunun %50 oranında kabul edilmesi gerektiği, maddi zarar unsurlarına ilişkin dosya içerisindeki belgelere dayanarak bazı zarar kalemlerini zikretmiş olmakla birlikte söz konusu zarar kalemlerine ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunulmadığı, yine davacının cezaevine girdiği tarihte çalışmadığı, cezaevine girmesine ilişkin dosyalarının davalı bankanın sahte kimlikli kişiye teslim ettiği çeklerden kaynaklanmadığı, davacının cezaevinden çıktıktan sonra iş aradığı/bulduğu işlerden davalar nedeniyle çıkarıldığına ilişkin dosyaya bilgi ve belge sunulmamış olmakla birlikte mahkeme ve bankalara posta gönderi giderleri, mahkemelere yatırılan harçlar ve diğer haberleşme masrafları, 2007 yılından itibaren bu davalara vakit ayırması nedeniyle uğranılan kayıplar göz önüne alındığında maddi tazminat konusunda haklı olduğu, bu haliyle ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen maddi zarar kalemlerinin yerinde olup hakimce takdir edilecek bir hususun da bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince tarafların müterafik kusurlu olarak kabul edilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, manevi tazminatına yönelik ise, davacının somut olay nedeniyle sosyal çevresinde uğradığı itibar kaybı, ailesi ile birlikte yaşadığı travma ve üzüntü, hakkında açılan davalar nedeniyle çektiği sıkıntılar gibi hususlar dikkate alındığında manevi tazminat talebinde de haklı olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükmolunan 25.000,00 TL manevi tazminat miktarı haksız fiil ve sonuçlarına ilişkin tarih gözetiliğinde miktarın yeterli göründüğü, davalı vekilinin vekâlet ücretine yönelik istinaf yönünden ise, davacının dava dilekçesinde 1.000.000,00 TL manevi tazminat talep ettiği, manevi tazminat davasının da kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kabul edilen miktar üzerinden davacı yararına 3.000,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesine karşın reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekmesine rağmen bu konuda herhangi bir hüküm kurulmamış olduğundan davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görüldüğü, manevi tazminat davasının kısmen reddi durumunda, davalı vekili yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (AAÜT) 3. kısmına göre hükmedilecek vekâlet ücreti, davacı vekili lehine belirlenen vekâlet ücretini geçemeyeceğinden davalı yararına 3.000,00 TL vekâlet ücretine hükmetmek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun vekâlet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının maddi tazminat talebine yönelik davasının kısmen kabulü ile 952,50 TL maddi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının manevi tazminat talebine ilişkin davasının kısmen kabulü ile 25.000,00 TL manevi tazminat alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalı bankaca davacı adına düzenlenmiş sahte kimlik belgesi kullanan dava dışı 3.kişiye çek defteri vermesi nedeniyle hakkında karşılıksız çek keşide etmekten dava ve takipler açılan davacının uğradığı iddia oluanan maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun 41,42,43 ve 47 ni maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 24 üncü maddesi,
2. Dairemizin 13.12.2017 tarih ve 2016/5552 E., 2017/7815 K. sayılı ilamı
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.