Esastan ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 23.01.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında, Ankara, Afyon ve Ankara'da Mektebim Okullarının öğrenci, öğretmen ve personel servislerinin 2018-2019 döneminde davacı tarafından alt taşeron sıfatıyla ve davalıya ödenecek komisyon karşılığı yapılması konusunda mutabakata varıldığını, sözleşme konusu hizmetlerin davacı tarafından eksiksiz yerine getirildiğini, davacı cari hesap alacağının maddi olarak katlanılabilir düzeyi geçtiğinden davalıya ihtarname keşide edildiğini, ihtarname keşidesini takiben taraflar arasında 13.05.2019 tarihli sulh protokolü imzalandığını, protokolün 4 üncü maddesi gereği 26.05.2019 tarihinde yapılması gereken 140.000,00 TL tutarındaki ödemeye karşılık olarak keşide edilen davalı tarafın aynı miktarlı çekinin bankadan 30.05.2019 tarihinde sorulduğunda karşılıksız çıktığını ancak 31.05.2019 tarihinde tahsil edilebildiğini, aynı protokolün 5 inci maddesi gereği 14.05.2019 ve 20.05.2019 tarihlerinde yapılması gereken 75.000,00'er TL tutarındaki iki ödemenin de gecikmeli olarak yapıldığını, bu durum üzerinde davacının noter aracılığıyla sulh protokolü ile muayyen vadeye bağlanan 10.06.2019 ve 25.06.2019 tarihli ödemelerin süresinde yapılacağının garanti edilmesi aksi takdirde hizmetlerin sonlandırılacağının ve alacağın takibi için yasal yollara başvurulacağı hususunda ihtarname keşide edildiğini, davacının protokol hükümlerine aynen riayet ettiğini, davalı yanın protokolden kaynaklanan ve muayyen vadeye bağlanan ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 13.05.2019 tarihli protokol gereği ödenmesi taahhüt edilen 397.933,00 TL'sinin 31.05.2019 tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalı yandan tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin Mektebim okullarının Türkiye çapındaki öğrenci/personel taşıma işini yaptığını, davacı şirketin bu iş kapsamında Antalya, Afyon ve Ankara Mektebim okullarının öğrenci/personel taşıma işini yapmış olduğunu, mahkemeye sunulan cari hesap ekstrelerinden anlaşılacağı üzere davacı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin ödendiğini, davacının kötü niyetli olarak ihtarmame keşide ettiğini, davacı şirketin 13.05.2019 tarihinde hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın sabah servislerini yapmadığını, akşam servislerini yapmayacağını belirterek davalı şirketin tüm Türkiye'deki ticari ilişkisini bozma tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını, protokolün 7 nci maddesine göre taraflardan herhangi birisi yükümlülüklerini yerine getirmez ise protokolün hükümsüz kaldığını, protokolün 4 üncü maddesindeki 140.000,00 TL ve 5 inci maddesindeki 75.000,00'er TL'nin ödenmiş olduğunu, bu ödemelerden sonra davacı şirketin öğrenci taşımaya devam ettiğini, dolayısıyla bu ödemelerin geç yapıldığından bahisle davacının hiçbir hak iddia edemeyeceği, sulh protokolüne göre dahi alacağın maccel hale geldiğinden bahsetmenin hukukun genel ilkelerine ve içtihatlara, sözleşmeler hukukuna aykırı olduğunu, protokolün 5 inci maddesindeki muaccel hale geldiği iddia edilen 200.000,00 TL'lik ödemenin tarihinin 10.06.20219 olduğunu, davacı şirketin protokole dahi aykırı nedenlerle bu ödeme tarihinden önce 31.05.2019 tarihli ihtarname ile akdi fesih ettiğini belirtiğini ve 10.06.2019 tarihinden başlamak kaydıyla taşıma işlemi yapmayacağını belirtiğini, ihtar ve fesih tarihine göre vadesi geçmiş bir alacaktan bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin haksız olarak gününden önce talep edilen miktarı ödemesinin beklenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasındaki sulh protokolünü, vadesi gelmemiş alacakların ödenmesini / yahut güvence verilmesini talep ettiği, akabinde işi bıraktığı gözönüne alınarak sulh protokolünü haklı olarak feshetmediği, bu durumda sulh anlaşmasındaki mutabakatın dikkate alınamayacağı, sulh protokolünde sözleşmenin feshi halinde önceki ilişkiden kaynaklanan itirazlar da değerlendirilerek alacağın miktarının belirlenmesi gerektiği dikkate alınarak taraf defterleri incelenmek istendiği, ancak davacının defterlerini sunmadığı, davalı defterlerine göre ise davacının davalıya borçlu göründüğü, sulh protokolüne göre alacağın varlığının kabulü için, sözleşme sonuna kadar davacının üzerine düşen edimleri yerine getirmesi gerektiğinden, davacının süresinden önce sözleşmeyi feshettiği anlaşılmakla, protokol ayakta imiş gibi, bu protokol kapsamında alacağı talep etmesinin mümkün olmadığı davacının alacağın varlığı ve miktarını ispatlaması gerektiği, dosyadaki delillerden davacı alacağı ispatlanamadığı gibi aksine davalının alacaklı olduğu yönünde bilirkişilerce rapor tanzim edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin taraflar arasındaki sulh protokolünü feshetmediğini, protokol gereği taşıma hizmetini süresi sonuna kadar yerine getirdiğini, ilk derece mahkemesince davalının soyut iddiaları kabul edilerek sulh protokolü haksız feshettiklerinin kabulüyle yazılı şekilde karar verildiğini, müvekkilinin işi bıraktığına dair delil bulunmadığını, ilk derece mahkemesi kararının Dairemizin denetiminden geçen ihtiyati haciz kararınına itirazın reddi kararı ile çeliştiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 89 uncu madde

1. Davalı, davacının taşıma işini bıraktığını iddia etmiş davacı ise hizmet süresi sonuna kadar taşımayı yaptığını savunmuştur. Davacının taşıma işini kararlaştırılandan önce bıraktığını iddia ettiğine göre, bu durumda ispat yükü iddia sahibine aittir.

2.Davacının davalı şirkete, 06.05.2019 ihtarname keşide ettiği, ihtarnamede özetle; "Taraflar arasında devam etmekte olan zımni sözleşme gereği 2018-2019 döneminde müvekkili şirketin alt taşeron sıfatıyla ve tarafa ödenecek komisyon karşılığında öğrenci servis taşımacılığı hizmeti konusunda mutabakata varıldığını, ancak müvekkili şirketin cari hesap alacağının katlanılabilir düzeyi geçtiğini, cari hesabın kapatılmaması halinde müvekkili şirketin elinde olmayan sebeplerle servis hizmetlerini yerine getiremez hale geleceğini, 30.04.2019 tarihi itibariyle 349.255,00.-TL cari hesap alacağının bulunduğunu, sözleşme kapsamındaki işin sonuna kadar (2018-2019 öğretim yılı) gerçekleşecek hizmetler ile birlikte davacı şirkete ödenmesi gerekecek tutarın 641.912,00.-TL olduğunu, 30.04.2019 tarihi itibariyle oluşan toplam 349.255,00.-TL'sinin derhal ödenmemesi halinde davacı şirketin hizmetlere devam edemeyeceğini, tebliğ tarihinden itibaren 3 gün içerisinde şirket banka hesabına gönderilmesini, aksi takdirde taraflar arasındaki zımni sözleşme kapsamındaki hizmetlerin 3 günlük sürenin sonunda yerine getirilemeyeceğini," bildirdiği anlaşılmıştır.

3.Davalı şirket tarafından davacı şirkete, 10.05.2019 tarihinde ihtarname keşide edildiği, ihtarnamede özetle; " ihtarnamede belirtilmiş olan 349.255,00 TL cari hesap alacağı olduğunun beyan edildiğini, ancak müvekkili şirkete ait ticari kayıtlarda yapılan araştırmalar neticesinde şirketin hiçbir şekilde alacağının söz konusu olmadığını, hatta taraflarına kesilen faturalar ve ödenen avanslar hesaba katıldığında carinin müvekkili şirket nedinde ekside olduğunu, müvekkili şirketin alacaklı olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle müvekkili şirketin hiçbir şekilde borcu olmamasına hatta alacaklı olmasına rağmen işi bırakılması halinde müvekkili şirketin ciddi oranda hak kaybına uğrayacağına, bu yüzden doğabilecek her türlü maddi ve manevi zarardan tarafın sorumlu tutulacağını," cevaben ihtar ettiği görülmektedir.

4. Davacının 31.05.2019 tarihinde ihtarname keşide ettiği, ihtarnamede özetle; “Taraflar arasında imzalanan 13.05.2019 tarihli sulh protokolünün 4. Maddesi gereği 26.05.2019 tarihinde yapılması gereken 140.000,00.-TL tutarındaki ödemeye karşılık olarak keşide edilmiş olan çekin 30.05.2019 tarihinde sorulduğunda karşılıksız çıktığını ve ancak 31.05.2019 tarihinde tahsil edilebildiğini, protokolün 5. Maddesi gereği 14.05.2019 vd 20.05.2019 tarihlerinde yapılması gereken 75.000,00.-'er TL tutarındaki iki ödemenin de gecikmeli olarak yapıldığını, ödemelerde temerrüte düşülmüş olması sebebiyle muaccel hale gelen 200.000,00.-TL ve 197.933,00.-TL'nin toplamı olan 397.933,00.-TL'nin en geç 07.06.2019 tarihine kadar ödenmesini veya ödeme garantisinin oluşturulmasını, aksi halde taraflar arasındaki zımni sözleşme ve protokol hükümleri kapsamındaki hizmetlerin 10.06.2019 tarihinden başlamak kaydıyla yerine getirilemeyeceğini ve alacağın tahsili için yasal yollara başvurulacağını," davalı şirkete bildirdiği anlaşılmaktadır.

5.Davalı şirket tarafından davacı şirkete, 14.06.2019 tarihinde ihtarname keşide edildiği, ihtarnamede özetle; "ihtarnamenin keşide edildiği tarih itibariyle hiçbir borçlarının bulunmadığını, bilakis alacaklı olduklarını, ihtarname konusu 397.000,00.-TL'nin muaccel hale geldiği iddiasını kabul etmediklerini, bugün itibariyle ihtarname nedeniyle protokolün hükümsüz kaldığını, ayrıca hizmetlerin 12.06.2019 tarihi itibariyle hukuka aykırı olarak kesildiğini, ihtarname keşide tarihi itibariyle müvekkili şirkete cari hesaptan 392.579,43.-TL bakiye borçları bulunduğunu, bugüne kadar yapılmış olanhizmet bedeli düşülmesi halinde dahi 216.14,16.-TL bakiye borçları bulunduğunu, cari hesap bakiye borcun ve hukuka aykırı olarak işin bırakılmasından kaynaklanan zararın ticari reeskont faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesini aksi halde yasal yollara başvurulacağını," cevaben ihtar ettiği görülmüştür.

6.Yukarıda yer verilen ihtarname içerikleri ve tarihleri de dikkate alınarak, okul sezonunun bitip bitmediği, fiili taşıyıcı davacının süre zarfında işi terkettiğini söyleyen davalının ikame araç bulduğuna ya da görevlendirdiğine ilişkin ispat yükü davalıda olacak şekilde araştırma yapılması gerekmektedir. Davalı firmanın okul ile yaptığı sözleşme gereğince taşıma takviminin de sorulması suretiyle sonucuna göre karar vermek gerekirken, şayet davalı yanca iddiası ispatlanamaz ise uyuşmazlığın taraflar arasındaki sulh sözleşmesi hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerektiği gözetilerek uygun sonuç Dairesince bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olmuş bozmayı gerektirmiştir.

Açıklanan sebeple

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.