Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/349 Esas-2020/803 Karar sayılı 19.10.2020 tarihli kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda dosyanın gönderildiği Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; 29.11.2012 tarihinde davalı ... şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı araç sürücüsünün manevra yaptığı esnada yol üzerinde bulunan mağdur yaya ...'a çarparak yaraladığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacaklarının tespiti için müvekkilinin meydana gelen kazadan dolayı uğradığı iş gücü kaybı için şimdilik 10.000,00 TL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili talebini 105.169,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; meydana gelen kazada sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18.06.2013 tarihli ve 2013/61 Esas 2015/634 Karar sayılı kararıyla; adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen maluliyet raporunda davacının maluliyetinin %18 oranında olduğunu, dosyada alınan kusur raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu kabul edildiği, davacının net gerçek maddi zararının benimsenen 03.04.2015 tarihli hesap bilirkişi raporu doğrultusunda 20.118,60 TL olduğu bu miktarın teminat limiti kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile, 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 95.169,00 TL tazminatın ıslah tarihi olan 17.05.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/4991 Esas-2020/1521 Karar sayılı 05.03.2020 tarihli kararı ile; gerekçeli kararın gerekçe kısmında "03.04.2015 tarihli hesap bilirkişi raporu doğrultusunda 20.118,60 TL olduğu, bu miktarın teminat limiti kapsamında kaldığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne" yazıldığı halde, kısa kararda ve hüküm fıkrasında "10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile; 95.169,00 TL tazminatın" şeklinde hüküm kurulduğundan kararın gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratıldığından kararın bozulması gerektiği, kabule göre; mahkemece alınan kusur raporu ve maluliyet raporunun davalı vekiline tebliğ edilmediği, bu durumun hukuki dinlenilme ve savunma hakkını kısıtladığı, ayrıca kazaya ilişkin ceza yargılamasında alınan raporda; sürücünün asli kusurlu, yaralanan çocuğun feri kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza mahkemesince ilgili rapor hükme esas alınarak davalı sürücü hakkında mahkumiyet kararı verildiği, hukuk mahkemesince alınan trafik bilirkişi raporu ile; davacı yayanın kazanın meydana gelmesinde %75 kusurlu olduğu, dava dışı sürücünün %25 kusurlu olduğu, İTÜ öğretim üyelerinden oluşan üçlü bilirkişi heyetinden alınan raporda dava dışı sürücünün %75, davacı yaya çocuğun ise %25 kusurlu olduğunun belirlendiği, kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinden önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli kusur raporu alınması gerektiği, hesap raporunun denetime elverişli olmadığı, davalı ... şirketi yönünden tüm tazminat miktarı için faizden sorumluluklarının başlangıcının dava tarihi olarak kabulü gerekirken, ıslah ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/349 Esas-2020/803 Karar sayılı 19.10.2020 tarihli kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olduğu, bu sebeple yargılamanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği, HSK 1. Dairesinin 17.07.2020 tarih ve 701 sayılı müstemir yetkilerin belirlenmesine ilişkin kararı ile Şanlıurfa'da 01.09.2020 tarihinden itibaren Ticaret Mahkemesi kurulup faaliyetine başlamış olduğu ve eldeki bu davanın da TTK 'nun 4. maddesinde belirtilen ticari davalardan olduğu gerekçesiyle dosyanın görevli ve yetkili Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 26.03.2021 tarihli raporunda; araç sürücüsünün kusursuz olduğu, 2008 doğumlu yaya davacının yaşı nedeniyle davranış faktörlerinin sonuç üzerine %100 (yüzde yüz) oranında müessir olduğunu bildirir rapor düzenlendiği, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonu'nca çelişki sebebiyle dosyanın bir kez daha ele alındığı, raporda ceza dosyasının da irdelenerek sonuca ulaşıldığı, böylelikle sigortalı araç sürücüsünün olayda kusurunun bulunmaması sebebiyle davalı ... şirketinin de sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ceza yargılamasında yapılan maddi vaka tespitinin hukuk mahkemesi hakimini bağlayacağını, İstanbul Adli Tıp Kurumu ile eş değer hükümde olan... Üniversitesi heyetinden alınan kusur raporunda davalı taraf sürücüsünün % 75 kusurlu olarak tespit edildiğini, bu raporun çelişkiyi gidermek amacıyla alınmış bir rapor olduğunu, ilk hükümde bu rapora göre karar verildiğini, dosyadaki uyuşmazlığın nihai şekilde giderilmesi için öncelikle mahkemece mahallinde keşif icra edilerek, olay yerinin durumunun hem fotoğraflanması hem de video ile kayıt altına alınması, akabinde dosyanın nihai kusur değerlendirmesinin yapılması için Adli Tıp Genel Kuruluna gönderilmesi ve raporun alınması mahkemece keşif yapılmaksızın dosya üzerinden rapor alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan yaya davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, kusur raporları arasında ortaya çıkan çelişkilerin giderilmesi için Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Komisyonundan alınan raporda tanıkların anlatımlarına göre kazanın raporda kabul edildiği şekilde gerçekleştiğinin kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle,
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.