Esastan ret

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili; davalıların murisi ...’nın, davaya konu 413 ada (yeni 7013 ada) 1 parsel sayılı taşınmazdaki 717/1120 hissesini, Denizli 4. Noterliğinin 30.10.2013 tarih 23500 yevmiye sayılı satış vaadi sözleşmesi ile müvekkiline satışını vaat ettiğini, satış bedelinin ödendiğini belirterek dava konusu taşınmaz hissesinin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, 7013 ada 1 Parsel (eski 413 ada 1 parsel) No.lu taşınmazın ... oğlu ... adına kayıtlı 717/1120 payın iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, müvekkili ... tarafından miras bırakan aleyhine açılan boşanma davası sonrası, miras bırakanın vekilliğini üstlenen dava dışı Avukat ...’ın yönlendirmesi ile malvarlığını kaçırmak için muvazaalı olarak adı geçen avukat çalışanı davacıya bono ile borçlandırılarak davaya konu taşınmaz hakkında davaya dayanak edilen satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiğini, satış vaadi sözleşmesinin iptali için ayrıca dava açacaklarını, bilirkişi raporu hükme elverişli olmadığından müvekkilleri aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin de fahiş olarak arttığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında muvazaa savunması ileri sürülmediğinden HMK’nın 357/1 inci maddesi gereğince bu yöne değinen istinaf sebebinin dikkate alınamayacağı, davalıların murisi ile davacı arasındaki geçerli satış vaadi sözleşmesine göre satış bedelinin tamamen ödendiği belirtildiğinden ve satış vaadi borçlusu miras bırakan ve külli halefi olan mirasçısı davalıların sözleşmenin karşı edimi olan tapu temlikini yerine getirmediklerinden davanın kabulüne ilişkin karar isabetli olup hükme esas alınan bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun, gerekçeli ve denetime açık olduğundan dava konusu taşınmazın dava tarihi itibarıyla rayiç değeri üzerinden eksik nisbi harcın tamamlatılması suretiyle dava değeri esas alınarak yargılama giderine hükmedilmesi de doğru bulunduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalılar vekili istinaf sebepleriyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddeleri.

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.