Esastan ret

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın tapu iptali ve tescil talebi yönünden reddine, tazminat talebi yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın 1/3 hisse sahibi olduğu 1983 ada 9 parsel sayılı taşınmazın diğer iki hissesini de satın alabilmek için davalılar ..., ... ve ... murisi ... İhsan Ünverir ile Antalya 2. Noterliği 24.08.1989 tarih ve 28464 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesini imzaladığını, taşınmazın bedelini ödediğini, taşınmazın fiilen teslim alındığını ancak tapu kaydının devredilmediğini, davalılar ..., ... ve ... tarafından taşınmazın 08.02.2018 tarihinde 150.000,00 TL bedelle diğer davalı ...’a satıldığını belirterek davalı adına kayıtlı 1/3 hisse tapusunun iptali ile müvekkiller adına tescilini, bunun mümkün olmaması durumunda taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin davalılar ..., ... ve ...'den tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

1. Davalı ..., ..., ..., satış vaadi sözleşmesinin yasal geçerliliğini yitirdiğini, zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının niza konusu taşınmaz hissesine hiçbir şekilde zilyet olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili, satış vaadi sözleşmesinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin iyi niyetli 3 üncü kişi konumunda olduğunu, davacının muvazaa iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin 150.000,00 TL’yi ödeyerek söz konusu hisseyi satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar tarafından davalı ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine, davacılar tarafından diğer davalılar aleyhine açılan tazminat davasının kabulüne, 181.783,53 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ..., ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

1. Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde, tapu iptali ve tescil taleplerinin reddinin doğru olmadığını, muris ... İhsan Ünverir mirasçılarının muvazaalı olarak davalı ...’a yeri devrettiğini, emlakçı olan davalının hisseli olan taşınmazı değerinin çok üstünde satın aldığını, ayrıca reddedilen miktara göre davalı ... yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı ..., ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, zamanaşımı def’ilerinin değerlendirilmediğini, davacının taşınmaza hiçbir zaman zilyet olmadığını, keşfe gidildiği zamanda boş bir arazi olduğunun hiçbir muhtesatın bulunmadığının anlaşıldığını, satış vaadi bulunduğuna ilişkin herhangi bir şerh konulmadığını, muvazaalı bir satışın bulunmadığını, müvekkilleri aleyhine hükmedilen tazminatın taşınmazın dava tarihi itibari ile hesaplanan değeri üzerinden verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, murise ödendiği iddia edilen 500.000,00 TL’nin dava tarihinde günümüz parasında ne kadar ettiğinin hesaplanarak hüküm kurulması gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murisi ile bir kısım davalıların murisi ... arasında Antalya 2. Noterliği 24.08.1989 tarih ve 28464 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, davalı ... adına kayıtlı dava konusu 1/3 hissenin davalılar ..., ... ve ...'in murislerinin vefatından sonra 08.02.2018 tarih ve 8059 yevmiye No.lu işlem ile davalı ...'a sattığı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh edilmediği, davalıların davacılardan mal kaçırma fikir birliği içinde bu işlemi gerçekleştirdiklerine yönelik dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığından davalı ... aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının reddine karar verilmesinin ve davalı ... lehine vekalet ücreti takdirinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, anılan satış vaadi sözleşmesinde, sözleşmeye konu taşınmazın fiilen davacıların murisine teslim edildiği yazılı olup zilyetlik, hukuken de olsa satış vaadi alacaklısı olan davacıların murisine devredilmiş olduğundan davalıların zamanaşımı savunmasında bulunmaları Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesinde yer alan “dürüst davranma kuralı” ile bağdaşmayacağından artık dinlenemeyeceği, bir taahhüt muamelesi olarak geçerliliğini koruyan sözleşme gereği dava konusu taşınmaz hissesinin Türk Borçlar Kanunu 77. ve 136 ncı maddeleri gereğince davanın açıldığı tarih itibariyle rayiç değeri hesaplanarak tazminata hükmedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ..., ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

1. Davacılar vekili istinaf sebepleriyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı ..., ... ve ... vekili istinaf sebepleriyle hükmün bozulmasını talep etmiştir.

Uyuşmazlık, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706 ve 716 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 29 ve 237 inci maddeleri, 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddelesi.

1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.