Esastan Ret
Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davalı vekilinin duruşmalı onama isteminin, davalının temyiz istemi bulunmadığından, duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davacı şirketin Konya ili, Meram ilçesi, ... Mahallesi, 129 parseldeki üç adet ofis ve giriş sekretaryasından oluşan dava konusu yerin kiracısı olduğunu, davalının ise dava konusu parselin malikinin oğlu olup, taşınmazdaki binanın anahtarları izinsiz değiştirmek suretiyle kullanımını engellediğini belirterek müdahalenin önlenmesini istemiştir.
Davalı; davacının mülk sahibi olmadığı gibi kiracılık sıfatının da bulunmadığını, kira sözleşmesinin sahte olduğunu, mülk sahibi Murat Ildırar'ın 12 senedir hükümlü olduğunu, vesayet altına alındığını ve firari durumda olduğunu, vasi olan annesi Yasemin Ildırar adına asaleten temsil yetkisi bulunduğunu, bu yetkiye ilişkin olarak babasının tüm mülklerinde tasarrufta bulunma, kullanma ve yararlanma hakkına sahip olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece eksik ve yanlış hukuki nitelendirme yapıldığını, kendi görev sınırlarını aşar şekilde taraflar arasındaki kira sözleşmesinin geçerli olup olmamasına girdiğini, kira sözleşmesinin sözlü olarak bile kurulmasının mümkün olduğunu, davalının bu kira sözleşmesinin tarafı olmadığını, taraf olan babasının şimdiye kadar ve öncesinde de bir itirazının olmadığını, davalı tarafın savunma ve beyanlarına göre davacının kullanımının engellediğinin açıkça belli olduğunu, davalı ...’ın bu taşınmazdaki kullanımlarını engellemeye yönelik herhangi bir hak ve yetkisi bulunmadığını, davacı şirketin kullanımında olan dava konusu taşınmaza, davalının haksız olarak el attığını ve muaraza çıkardığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile kayıt maliki arasında yapıldığı iddia edilen 01.06.2017 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde kayıt malikine atfen atılan imzanın davacı şirketin temsilcisi tarafından atıldığı, kayıt malikinin adı geçen tarihlerde kısıtlı olduğu, davacı tanıklarının kira ilişkilisinin varlığına dair beyanda bulunmadıkları ve toplanan delillerden davacı tarafından kira ilişkisinin varlığı kanıtlanamadığı dikkate alınarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 683 üncü maddesi.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.