Kamu davasının durması
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Karşıyaka 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/750 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca durmasına ilişkin kararın, istinaf edilmeksizin 05.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.10.2022 tarihli ve 2022/6527 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/130878 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/130878 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki, "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin 1 ve 8 inci ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 nci maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin şüpheli ...'nin bilinen son adresi olan ''Ataşehir mahallesi, 8211 sokak, no: 53 iç kapı no: 2 Çiğli/İzmir'' adresine yapıldığı, tebligata mernis şerhi yazılsa bile 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca şüphelinin evde olmaması sebebiyle annesine yapıldığı ve usulüne uygun olduğu anlaşılmakla, mahkemece yargılamaya devamla esastan karar verilmesi yerine kamu davasının durmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
A. Şüpheli hakkında, 08.02.2019 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 14.05.2019 tarihli ve 2019/3066 soruşturma, 2019/333 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı, 27.05.2019 tarihinde, şüpheli ile birlikte aynı konutta oturduğunu beyan eden annesi Zekine Tepeli imzasına tebliğ edilerek 27.06.2019 tarihinde tedbirin infazı için Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 02.07.2020 tarihli yazısı ile, infazın 02.07.2020 tarihinde tamamlandığının bildirildiği,
B. Şüphelinin 22.10.2020 ve 07.04.2021 tarihlerinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığının 17.09.2021 tarihli ve 2019/3066 Soruşturma, 2021/5574 Esas, 2021/3929 sayılı iddianamesi ile Karşıyaka 10. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Karşıyaka 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 28.12.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/750 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usulsüz olduğu gerekçesiyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "kamu davasının durmasına" karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 05.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve 191 inci maddenin dördüncü fıkrasında "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği ve 7201 sayılı Kanun'un (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde,
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin 1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği şeklindeki düzenleme, 7201 sayılı Kanun'un "Aynı Konutta Oturan Kişilere veya Hizmetçiye Tebligat" başlıklı 16 ncı maddesinde yer alan "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında,
Somut olayda; kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılması usulsüz ise de, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre değil, 7201 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesi uyarınca, şüphelinin "çarşıda olduğunu, adreste devamlı beraber yaşadığını beyan eden annesi Zekine Tepeli imzasına tebliğ edildiği, tebligata MERNİS şerhi düşülmüş ise de, tebliğin 7201 sayılı Kanun'un 16 ncı maddesine uygun şekilde yapılması karşısında, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu anlaşıldığından, mahkemece yargılamaya devam olunarak esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "kamu davasının durmasına" karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Karşıyaka 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve 2021/510 Esas, 2021/750 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.