Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 04.04.2014 günü davalı ... nezdinde sigortalı aracın müteveffa ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, müvekillerinin vefat eden oğullarının desteğinden yoksun kaldıklarını, davalı ... tarafından az miktarda ödeme yapıldığını belirterek, her iki müvekkili yönünden de fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla; 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi île birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi; poliçeden kaynaklanan sorumluluğu yerine getirmiş olduklarından açılmış olan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; davacı ...'ın açmış olduğu davanın kısmen kabulü ile 4.560,62 TL tazminatın 23.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile, davacı ...'ın açmış olduğu davanın kabulü ile 6.268,01 TL tazminatın 5.000,00 TL'sine 23.10.2014 tarihinden itibaren, geri kalan 1.268,01 TL'sine ise ıslah tarihi olan 17.11.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 24.02.2020 tarihli 2019/2718 E.,2020/1188 K. sayılı bozma ilamı ile; "Hükme esas alınan tazminat raporunda destek payları hesaplanırken davacılara ayrılan destekten yoksun kalma pay oranları hatalı tespit edilmiştir. Müteveffa bekar vefat etmiştir. Mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda anne ve davacı babaya ayrılan pay oranları dairemiz uygulamalarına göre eksik olmuştur. Dairemiz uygulamalarına göre, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5 er pay verilmesinin uygun olacağı belirlenmiş olup, destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekirken desteğin anneye ve davacı babaya hatalı oranlarda destek olacağı varsayımına göre hesaplama yapılması doğru olmayıp bu yönde bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
....
Somut olayda; davacı ... aleyhine reddolunan maddi tazminat 439,00 TL olup, anılan Tarife hükmü gereği, davalı ... lehine davacı ... aleyhine olmak üzere, reddedilen maddi tazminat yönünden 439,00 TL. vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, davalı ... lehine davacı ... aleyhine fazla vekalet ücretine hükmolunması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak; "Olay günü davalı ... şirketine sigortalı araç sürücüsünün müteveffa ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiği, dosya kapsamı, Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/201 Esas sayılı dosyası ve Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu'nun 17.04.2015 havale tarihli raporlarında kazanın oluşumunda araç sürücüsü...un dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı hareketleri ile olayda asli derecede kusurlu olduğu, dosya arasında bulunan 09.02.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre müteveffanın babası ve annesi bakımından daha yüksek tutarda destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmış ise de, davacının davasını temyiz aşamasından önce ıslah etmiş olduğu ve rapor sonrası ek dava ikame etmiş olduğu nazara alınarak; müteveffanın babası olan ... yönüyle 11.12.2014 tarihli dava dilekçesindeki talep tutarı olan 5.000,00 TL yönünden ve yine aynı tarihli bilirkişi raporuna göre müteveffanın annesi ...'ın maddi tazminat (destekten yoksun kalma tazminatı) taleplerinin ise 18.11.2015 tarihli ıslah dilekçesinde belirtilen tutar olan 6.268,01 TL yönünden yerinde olduğu anlaşılmakla davanın tam kabulüne" şeklinde karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili sigorta şirketi ile davacılar arasında ibra sözleşmesi yapıldığından davanın reddi gerektiğini, bozma sonrası tazminat hesabında usuli kazanılmış haklara dikkat edilmeksizin güncel verilerin esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanların destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90 ve 91 inci maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı HUMK'un 427 vd. maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesinin hukukça mümkün olmadığı dikkate alınarak temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.