Esastan ret
Taraflar arasındaki harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların murisi ... arasında düzenlenen 02.05.1992 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesi gereğince Meram ilçesi, ... Mahallesi 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazı 21.000,00 TL bedel ile satın aldığını, sözleşmenin mahalle muhtarı tarafından düzenlendiğini, sözleşmeye alıcı kısmına müvekkilinin babasının isminin yazıldığını, büyüğe saygısızlık olmasın diye alıcı sıfatının değiştirilmesine müdahale edilmediğini, sözleşmeye konu taşınmazın müvekkili tarafından kullanıldığını, davalıların murisi tarafından sözleşmeye konu taşınmaz bedelinin alınmasına rağmen bu güne kadar taşınmaz tapusunun devredilmediğini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın davalılar murisi adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaz ise taşınmazın rayiç bedelinin hesaplanarak yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu edilen taşınmazın satışına ilişkin sözleşmenin müvekkilinin murisi ile davacı murisi arasında düzenlendiğini, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
2. Diğer davalılar usulüne uygun yapılan tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Davacı vekili; dava konusu taşınmazı satın aldığını ve uzun yıllardır kullandığını bu durumun da tanık beyanları ile ispat edildiğini, davalılar murisinin taşınmaz bedelini müvekkilinden aldığı için dosya içeriğinde yer alan ancak İlk Derece Mahkemesince hiçbir şekilde değerlendirilmeyen senedi verdiğini, davalıların murisinin satıma konu taşınmazın mülkiyetini müvekkiline devredemeden vefat ettiğini, muris ...’ın altı mirasçısı bulunduğunu, bunlardan ..., ..., ... ve ... isimli mirasçıların müvekkilinin oğlu ... ’a dava konusu taşınmazı alabilmesi amacıyla vekalet verdiğini, muris ...’ın mirasçılarından sadece ... ve ...'ın müvekkiline dava konusu taşınmazı devretmek istemediklerini, emsal Yargıtay kararlarında olduğu gibi gerekçe olmadığından dolayı İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, Anayasa mahkemesinin de işbu başvuruya konu dosyada verilen karar örnekleri açısından gerekçe olmadığı yönüyle adil yargılanma hakkının ihlalinden bahsedildiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle temyiz yoluna başvurmuştur.
Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.