Esastan ret
Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu taşınmazın kayıt maliki olup, taşınmaza ilişkin dava dışı ... ve ... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, davacıya verilecek dairelerle ilgili çıkan uyuşmazlık çıkması üzerine dava açıldığını ve Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/485 Esas sayılı kararı A Blok 1,5,9,10,15 ve C Blok 3 No.lu bağımsız bölümlerin sözleşmeye göre davacıya verilmesi gereken bağımsız bölümler olduğunun tespit edildiğini, kararın derecattan geçerek kesinleştiğini, karardan sonra yüklenici ile davacı arasındaki 26.08.2020 tarihli fiili teslim tutanağına göre 10 No.lu bağımsız bölüm yerine 14 No.lu (fiilen 7 No.lu) bağımsız bölümün teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, 9 No.lu (fiilen 4 No.lu) bağımsız bölümü davalı ...’un ve 15 No.lu (fiilen 8 No.lu) bağımsız bölümü de davalı ...’ın haksız olarak kullandığını belirterek el atmanın önlenmesini ve 03.10.2020 tarihinden itibaren ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davacının dayanağı olan ilâmın zamanaşımına uğradığını, Bektaş’ın 8 No.lu bağımsız bölümü 15 yıldır iyi niyetli olarak kullandığını, daire için 80.000,00 TL masraf yaptığını, kötü niyetli olmadığı için ecrimisil istenemeyeceğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli ve 2020/594 Esas, 2022/424 Karar sayılı kararıyla; dava konusu bağımsız bölümlerin davalılardan ... ve ...’ın kullanımında olduğu, davalılar kooperatifin 10.08.2000 tarihli kura çekilişi sonucu kooperatif üyesi olarak daireleri kullanmakta olduklarını savunmuşlarsa da, davacının kayıt maliki olması nedeniyle kooperatifin kendi içerisinde yaptığı kura çekilişinin malike karşı ileri sürülemeyeceği, dairelerin tahliye ihtarının davalılara 02.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve davacının ihtarda 30 günlük süre verdiği göz önünde bulundurulduğunda davacının 03.10.2020 tarihinden itibaren ecrimisil talebinin yerinde olduğu belirtilerek, davanın kısmen kabulüne, 2987 ada 79 parsel sayılı taşınmazda A blok, 1 inci kat 9 (fiilen 4) bağımsız bölüm numaralı daireye ve A blok, 1 inci kat 15 (fiilen 8) bağımsız bölüm numaralı daireye el atmanın önlenmesine, 1.300,00 TL ecrimisilin davalılar ... ve T.H. ... Konut Yapı Kooperatifi’nden, 1.170,00 TL ecrimisilin ise davalılar ... ve T.H. ... Konut Yapı Kooperatifi’nden müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, dava konusunun arsa sahibi ile dava dışı müteahhit arasındaki sözleşmeye dayalı bir hakka ilişkin olduğunu, dayanak ilâmın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle işbu ilâmın artık davalısına karşı dahi infaz edilemeyeceğini, zamanaşımına uğramış bir ilâmın başka bir davada delil olarak dikkate alınamayacağını, aynı hususta yeni bir dava açılamayacağını, ecrimisil şartlarının oluşmadığını, ecrimisil koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların dava konusu taşınmazları kullanmak suretiyle müdahale ettiği, davalılar tarafından mülkiyete veya şahsi hakka dayalı üstün hakkın varlığının kanıtlanmadığı, davalılar kooperatif üyesi olarak kullandıklarını ileri sürmüş ise de davacının mülkiyet hakkı kapsamında bu hususun davacıya ileri sürülemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi tarafından yazılı şekilde mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu belirtilerek, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili; istinaf başvurusunda ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun, “Mülkiyet hakkının içeriği” başlıklı 683 üncü maddesi, “Mülkiyet İlişkisi” başlıklı 722 inci maddesi, “İyi niyetli olmayan zilyet bakımından” başlıklı 995 inci maddesi.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.