Mahkumiyet
TCK.nın 268. maddesindeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile TCK'nın 268. maddesindeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
Mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin TCK'nın 268. maddesindeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde TCK'nın 206. maddesinin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın ayağının kayması üzerine düştüğü ve işyerine ait camın kırılmasına neden olduğu, sonrasında kolluk görevlilerine ...'a ait kimlik bilgilerini verdiği, sanık hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılamada ise beraat kararı verildiği, bu kararın da 21.12.2012 tarihinde kesinleştiğinin anlaşılması karşısında, sanığın "işlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği cihetle, TCK'nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK.nın 268. maddesi uyarınca mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.