Esastan Red
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/19306 numaralı “emlak vadisi” ibareli markasını 2017 senesinden beri kullandığını ve ismi herkesçe bilinen bir emlak ofisi olduğunu, davalının 2018/05336 sayılı "MB Bayındır İnşaat Emlak Vadisi" ibareli markasının, müvekkilinin markasıyla aynı sınıfta (36. sınıfta) tescilli bulunduğunu, davalı markasının başında yer alan “MB Bayındır İnşaat” ibaresinin özgün olmadığını ve markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, ayırt ediciliğin “emlak vadisi” ortak ibaresi üzerinde toplandığını, tarafların aynı sektörde hizmet verdiğini ve hizmetler açısından iltibas tehlikesinin doğduğunu, müvekkilinin sunduğu hizmetler için "www.emlakvadisi.org", davalının ise "www.emlakvadisi.info" internet sitesini kullandığını, davalının “sahibinden.com” internet sitesi üzerinden verdiği ilanlarda da “emlak vadisi” ibaresini kullandığını ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davaya konu markada yer alan “MB Bayındır İnşaat” ibaresinin taraf markaları arasında ayırt ediciliği sağladığını, markalar arasında sadece ortak unsur olan “emlak vadisi” ibaresinden kaynaklanan sınırlı ses benzerliğinin bulunduğunu, markaların görsel açıdan farklı olduğunu, ortak unsurlardan “emlak” ibaresinin TDK’ya göre “taşınmaz, gayrimenkul” anlamına, “vadi” ibaresinin ise “çalışma alanı, tutulan yol, benimsenen tarz” anlamına geldiğini ve her iki kelimenin de tescilli bulunduğu sınıfta zayıf ibareler olduklarını, markasının “emlak vadisi” ibaresi üzerinde davacıya tekel hakkı sağlayamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “emlak” ibaresinin 36. sınıf “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından tanımlayıcı olduğu, ancak ortalama tüketicinin dikkat seviyesinin daha yüksek olmasına rağmen, iki markada da oldukça baskın ve ön planda kullanılan “emlak vadisi” ibaresinin, markalar arasında hem görsel hem de işitsel benzerlik ilişkisini yarattığı, anlamsal açıdan daha güçsüz olan ilişkinin, görsel ve işitsel unsurlar dikkate alındığında güçlendiği, taraf markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aynı hizmetler açısından karıştırılma ihtimalinin oluşacağı, davacı markasının tanınmış olduğu yönündeki iddianın ispatlanamadığı, davalının başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut bulguya rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2018/05336 sayılı "MB BAYINDIR İNŞAAT EMLAK VADİSİ" ibareli markanın 36. sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı istinaf dilekçesinde özetle; tarafların markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığını, davaya konu markada yer alan “MB Bayındır İnşaat” ibaresinin taraf markaları arasında yeterli ayırt ediciliği sağladığını, markaların ortak unsurlardan “emlak” ibaresinin TDK’ya göre “taşınmaz, gayrimenkul” anlamına, “vadi” ibaresinin ise “çalışma alanı, tutulan yol, benimsenen tarz” anlamına geldiğini ve her iki kelimenin de tescilli bulunduğu sınıfta zayıf ibareler olduklarını, “emlak vadisi” ibaresi üzerinde davacıya tekel hakkı tanınamayacağını ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarının emtia listelerinin 36. sınıf “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından aynı hizmetlerde olduğu, davalının 2018/05336 sayılı "MB Bayındır İnşaat Emlak Vadisi" ibareli markası ile davacının 2016/19306 numaralı “emlak vadisi” ibareli markası arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğu, davalının markasında yer alan “MB Bayındır İnşaat” ibarelerinin, taraf markaları arasında yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, her ne kadar “emlak” ibaresinin 36. sınıf “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri” açısından tanımlayıcı olduğu açık ise de, iki markada da esas unsur olarak kullanılan “emlak vadisi” ibaresinin, anılan hizmetlerde tanımlayıcı veya zayıf marka olduğunun söylenemeyeceği, bu ortak asıl unsurun markalar arasında hem görsel hem de işitsel benzerlik ilişkisini yarattığı, taraf markaları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, aynı hizmetler açısından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
Uyuşmazlık, davalının markasının hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tarafça temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.