Mahkumiyet

TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile TCK.nın 268. maddesindeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
Mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin TCK.nın 268. maddesindeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde TCK.nın 206. maddesinin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın, görevlilerce yapılan trafik uygulamasında durumundan şüphe üzerine durdurduğu araçta yaptığı aramada hırsızlık konusu olduğu değerlenlendirilen eşyaların ele geçirilmesi üzerine kimlik bilgileri sorulduğunda ...'a ait kimlik bilgilerini verdiği, sanık hakkında hırsızlık suçundan başlatılan soruşturmada ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın "işlediği bir suçtan" söz edilemeyeceği cihetle, TCK.nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde unsurları oluşmayan TCK.nın 268. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.