Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, davacı bilahare yıkım isteğinden feragat etmiştir.
Davacı, kayden maliki olduğu 4 parsel sayılı taşınmazına, komşu 15 parsel sayılı taşınmaz maliki olan davalı ...'nın yaptığı binanın taştığını, 26/09/2011 tarihinde yapılan aplikasyon çalışması neticesinde bu durumu öğrendiğini, davalı ile uzlaşma çalışmalarının sonuçsuz kaldığını ileri sürerek çekişme konusu 4 sayılı parsele davalının el atmasının önlenmesini ve taşan kısmın yıkımını istemiş, 03/06/2013 tarihli celsede yıkım isteğinden vazgeçmiş, yine yargılama sırasında 15 sayılı parseldeki bağımsız bölümlerde malik sıfatını kazanan ..., ... ve ...'ın davaya dahil edilmesini istemiştir.
Davalı ..., dava açıldıktan sonra 15 sayılı parsel üzerindeki binada kat mülkiyeti kurulduğunu ve diğer bağımsız bölüm maliklerinin ..., ... ve ... olduğunu, dava konusu binanın 15 sayılı parselin önceki malikleri tarafından 1976 yılında inşa edildiğini, iyi niyetli olduklarını, taşkınlığın davacı tarafından uzun zamandır bilindiğini bildirip davanın reddine ve taşan kısmın bulunduğu arazinin temliken tesciline karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, tecavüzlü bölüm üzerinden davalılar lehine irtifak hakkı tesis edilmiştir.
Çekişme konusu 4 sayılı parselin davacıya ait olduğu, davalıların 15 sayılı parseldeki binada kat malikleri oldukları, 30/04/2013 tarihli teknik bilirkişi raporu ve ekli krokisinde kırmızı renkle taralı olarak gösterilen bölüm üzerinde davalılar binasının mevcut olduğu ve davacı taşınmazına taştığı sabittir.
Bilindiği ve 6100 sayılı HMK'nun 26. maddesinde düzenlendiği üzere hakim tarafların talep sonucu ile bağlı olup, istekten başka bir şeye hükmedemez.
Somut olayda, ne davacının ne de davalının taşkın bölüm üzerinde irtifak hakkı tesis edilmesi ile ilgili isteği bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, yıkım isteğinden feragat edildiği gözetilerek tecavüzlü bölüm bakımından el atmanın önlenmesi isteği yönünden bir karar verilmesi gerekirken istek olmadığı halde irtifak hakkı tesisine karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.