Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, ... Projesi çerçevesinde davalı ... ile imzaladığı 23.06.2005 tarihli sözleşme gereği 8 nolu parseldeki hissesini davalıya devrettiğini, bunun karşılığında ..konut adalarında üretilecek konutlardan kur'a ile hak sahibi olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmede şerefiye payının alınmayacağının da yazılı olduğunu, davalı tarafından ilan, reklam ve basın yayın organlarında yapılan duyuru ve vaatler gereğince şerefiye payı alınmayacağı için zemin, çatı katı ve kottaki dairelerin kur'aya dahil edilmeyeceğinin, kattan daire verileceğinin kararlaştırıldığını, devrettiği taşınmazın bulunduğu yerde üretilen dairelerin kur'aya dahil edilmediğini, kur'a sonucu kendisine bodrum kattan daire isabet ettiğini ileri sürerek, hile sebebiyle sakatlanan, sözleşme ve taahhütlere aykırı şekilde çekilen kuraların kendisi yönünden iptaline,.. mümkün olmadığı takdirde Keçiören sınırları içinde kalan etaplardan vaadedilen vasıflara uygun olarak davalının aynen ifa ile mahkumiyetine, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eksik ve kötü ifa sebebiyle tahsis edilen bodrum kattaki daire ile aynı bölgede imal edilen normal kattaki ortalama özelliklere sahip daire arasındaki 10.000 TL değer farkının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kanun, yönetmelik ve mevzuat hükümleri gereği işlem yapıldığını, hak sahiplerinin büyük çoğunluğunun kendi bölgesindeki konutlardan kuraya dahil olmayı istediğini, mümkün olduğunca taleplerin nazara alındığını, hak sahibi sayısı ve üretilen kont sayısı yaklaşık olarak eşit olduğundan zorunlu olarak bahçe katı konutların kur'aya dahil edildiğini, kur'anın noter huzurunda ve kamerayla kayıt altına alındığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, keşif sonucu alınan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, davacıya tahsis edilen konutun 1. bodrum katta olduğu, davacının bahçe katı veya bodrum katındaki dairelerin kur'aya dahil edilmeyeceği yönündeki iddiasına karşı çıkılmadığı, aksine hak sahipleri ile üretilen konutların sayısı yaklaşık eşit olduğundan bahçe katı ve bodrum kat dairelerin zorunlu olarak kur'aya dahil edildiğinin savunulduğu, dolayısıyla sözleşmede yazılı olmasa da kusurlu ifadan söz edilebileceği, sözleşmede şerefiye bedeli alınmayacağı yazılı olduğundan haksızlığın davalı tarafça giderilmesi gerektiği, normal bir daire ile davacıya tahsis edilen daire arasında değer farkı oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 18.140,00 TL tazminatın 10.000,00 TL sına dava, bakiye kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmek suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece, davacının bahçe katı veya bodrum katındaki dairelerin kur'aya dahil edilmeyeceği yönündeki iddiasına davalı tarafından karşı çıkılmadığı, aksine hak sahipleri ile üretilen konutların sayısı yaklaşık eşit olduğundan bahçe katı ve bodrum kat dairelerin zorunlu olarak kur'aya dahil edildiğinin savunulduğu, dolayısıyla sözleşmede yazılı olmasa da kusurlu ifadan söz edilebileceği, sözleşmede şerefiye bedeli alınmayacağı yazılı olduğundan haksızlığın davalı tarafça giderilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, tarafların serbest iradesi ile imzalanan ve özel hukuk hükümlerine tabi olan sözleşme hükümleri tarafları bağlayıcı nitelikte olup, uyuşmazlığın da bu kapsamda çözümlenmesi gerekir. Taraflar arasında imzalanan 23.06.2005 tarihli imarlı arsa sözleşmesinin .... Belediyesinin Taahhütleri başlıklı maddesinin A bendinde davalı belediyenin hak sahibi adına 1. etap konut adalarında üretilecek 80 m2 lik bir adet daireyi anahtar teslimi vermeyi taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Bir başka deyişle sözleşmede; davalı belediyenin, bodrum kat, bahçe katı ve çatı katlarının kur'aya dahil edilmeyeceğine dair açık bir taahhüdünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/05/2016 gününde oy çokluğuyla karar verildi.