SUÇLAR: Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2015 Tarihli ve 2014/965 Esas, 2015/791 Karar Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında

1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci madesinin birinci fıkrasının delaleti ile 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,

Karar verilmiştir.

Sanık ... müdafii temyizinde özetle; resmi belgede sahtecilik bakımından, belgelerdeki sahteliğin ilk bakışta fark edilebilir nitelikte olduğu, aldatma kabiliyeti bulunmadığı, bununla ilgili yeterli inceleme yapılmadığı, özel güvenlik kimlik kartının resmi belge olmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesindeki zincirleme suç hükümleri koşullarının oluşmadığı, tekerrüre esas alınan hükmün tekerrür koşullarını taşımadığı, iftira suçu bakımından, sanığın iftira kastı bulunmadığı, mağdur hakkında belgeyi bilerek kullandırdığı iddiası ile kamu davası açıldığı, yani mağdurun belgeyi sanığın kullanımına bilerek verdiği şüphesi doğduğu, şüphenin sanık lehine yorumu ile bu eylemden beraatine karar verilmesi gerektiği, somut bir zarar bulunmazken kısa süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmemesinin, ertelenmesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin hatalı olduğu gerekçeleri ile ve resen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması istenmiştir.

1. İddianamede özetle; sanığın 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan yakalandığında görevli memurlara mağdur adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ile sahte özel güvenlik kimlik kartını ibraz ederek kendisini mağdur ... olarak tanıtması sonucu 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan emniyette ve savcılıkta mağdurun kimlik bilgilerine göre işlem yapıldığı, sanığın, mağdurun ismi ile ifade verdiği, soruşturma evrakının mağdur adına düzenlendiği, durumdan şüphelenildiğinde ısrarla ... olduğunu söylediği, tanık gösterdiği temyiz dışı sanık ...'nın kolluk ifadesinde sanığın ... olduğu yönünde yalan ifade verdiği, parmak izi araştırması ile gerçek kimliğinin ortaya çıktığından bahisle sanık ... Uluş'un başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması delaletiyle iftira suçundan, zincirleme suç kapsamında sahte sürücü belgesi ve kimlik kartını kullanmakla resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık ...'nın yalancı tanıklık suçundan cezalandırılması istenmiştir.

2. Sanık ... özetle; sahte kimlik kullandığını ikrar etmiştir.

3. Sanık ... özetle; kolluk ifadesinde sanık ...'nin "..." olduğunu söylediğini ikrar etmiştir.

4. Mağdurun tüm aramalara rağmen bulunamadığı gerekçesiyle Mahkemece dinlenmesinden vazgeçildiği, kolluk ifadesinde özetle; cüzdanının olmadığını farkettiğini, bir süre sonra kolluktan sürücü belgesinin ve özel güvenlik kimliğinin başkası üzerinden çıktığını öğrendiğini, şikayetçi olmadığını belirttiği görülmüştür.

5. Ekspertiz raporunda: sahte sürücü belgesinde fotoğraf kaldırılarak farklı fotoğraf yerleştirilme, özel güvenlik görevlisi kimlik kartının fotokopi yolu ile sahte oluşturulduğu, her iki belgenin de aldatma kabiliyeti olduğunun belirtildiği görülmüştür.

6. Dairemizce UYAP üzerinden ve fiziki dosya kapsamından yapılan incelemede; mağdur hakkında ... 23. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/237 Esas sayılı dosyasında “suç uydurma” suçundan, mağdurun, sanık ... yakalanmamasına yardım amacı ile kendi rızasıyla kimliklerini sanığa verdiği, sanığın yakalandığını öğrenince kimliklerini kaybettiğinden bahisle polise başvurduğu, gerçekte kaybetmediği ve çaldırmadığı iddiası ile kamu davası açıldığı, hem sanık ..., hem mağdur, birbirlerini tanıdıklarını dahi yalanladığı, Mahkemece verilen beraat kararının temyizsiz kesinleştiği anlaşılmıştır.

7. Temyiz dışı sanık ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının o yer Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırıldığı, akabinde sanık ... hakkında ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 Esas sırasında kaydedilen dosyada sanık ... hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan kesin nitelikli adli para cezası verildiği görülmüştür.

8.Sanık ... hakkında Mahkemece Yukarda açıklanan şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden

1. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;

2. Belgede sahtecilik suçlarında, suçun maddi konusunu belgenin oluşturduğu, suça konu evrakın aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri Mahkemeye ait olup suç konusu belgelerin asılları getirtilerek incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, bu gözlem sonucunda gerekçeli kararda aldatıcılık niteliğine sahip olup olmadığının tartışılması ve belge asıllarının kanun yolu merciinin denetimine olanak verecek şekilde dava dosyası arasında bulundurulması gerekirken eksik inceleme neticesinde sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması,

3. Ekspertiz raporunda özel güvenlik kimlik kartının fotokopi ile oluşturulduğu belirtilmesine rağmen karar gerekçesinde bu belgenin üzerindeki fotoğrafın değiştirilerek sahteciliğin gerçekleştirildiği, suça konu belgelerdeki tahrifatın ilk bakışta anlaşılabilecek tahrifatlar olduğu şeklindeki Mahkeme gerekçesine rağmen resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararı verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması,

4. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda ise sanıktan, aynı mağdur adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi ve sahte özel güvenlik kimlik belgesi ele geçtiği ve bu suçun mağdurunun da yukarıda belirtildiği üzere kamu olduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak birden çok sahte belgenin düzenlenmesi olgusunun 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
5. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının göz önüne alınması gerektiğinin düşünülmemesi
Nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçu Yönünden
Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu 14.07.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7331 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi ile 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinin on birinci fıkrasına eklenen "seri muhakeme usulü, bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz" şeklindeki hükmün, ancak yürürlük tarihinden sonra işlenen suçlar bakımından uygulanabileceği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Resmi Belgede Sahtecilik ve Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçları Yönünden

Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenle ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.11.2015 tarihli ve 2014/965 Esas, 2015/791 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.11.2023 tarihinde karar verildi.