İstinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusununreddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesi uyarınca sanık müdafiinin ve katılan banka vekilinin duruşma talepleri uygun görülmeyerek yapılan incelemede;
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.12.2019 tarihli ve 2018/362 Esas, 2019/500 Karar sayılı kararı
ile sanık hakkında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) muhalefet suçundan aynı Kanun'un 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca neticeten 12 yıl 6 ... hapis ve 595.589,06 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, banka zararının sanığa ödettirilmesine karar verilmiştir.

2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/3174 Esas, 2020/1507 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile katılan banka vekilinin istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca katılan banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık müdafiinin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

1.Katılan banka vekilinin temyiz istemi; zararın tamamının karşılanmamış olmasının ceza tayininde dikkate alınmamış olmasına, pişman olmadığı halde cezada indirim yapılmasına, zararın tamamına mahkûm edilmesi gerektiğine ve bu sebeplerle hükmün bozulması talebine ilişkindir.

2.Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın görev tanımında para muhafaza ve denetim sorumluluğunun bulunmamasına, suçun unsurlarının oluşmamasına, asli failler hakkında soruşturma yapılmamasına, karar ile bilirkişi raporunun çelişkili olmasına ve bu sebeplerle hükmün bozulmasına ilişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

1.Banka müşterisi mudî ...'in şubede bulunan hesabından yapılan işlemlere itiraz etmesi üzerine banka nezdinde yapılan soruşturma sonucunda 25.10.2016 tarihli banka soruşturma raporunun düzenlenmesi ve banka vekili tarafından yapılan suç duyurusu üzerine sanık hakkında dava açıldığı anlaşılmıştır.

2.Sanığın suç tarihinde yıldız müşteri ilişkileri yöneticisi olarak görev yaptığı, 08.10.2014 ilâ 29.08.2016 tarihleri arasında mudîler ... ve...'ın hesaplarından sahte talimatlar ile farklı tarihlerdeki 4 işlemle döviz satış işlemi yapılarak, mudîlere ait mevduat hesaplarından imzalı tediye fişleriyle nakit çekim işlemleri yapıldığı, toplam zimmet miktarının 3.415.000,00 TL ve 2.102.085 Euro olduğu anlaşılmıştır.

3.Sanık savunmasında özetle, şube müdürünün tanıştırdığı iki müşterinin tehditleri üzerine mudîlerin hesaplarından talimatla para çekilmesi için işlemleri operasyon bölümüne bildirdiğini, talimatların sahte olduğunu bildiğini beyan etmiştir.

4.Banka soruşturma raporu ve 20.11.2018 tarihli müzekkere cevabî yazısına göre sanığın banka soruşturması tamamlanmadan önce 7.182.454,44 TL geri ödeme yaptığı anlaşılmıştır.

5.Dosyada mevcut 20.05.2019 havale tarihli heyet bilirkişi raporuna göre dava konusu 11 işlemin tamamının nitelikli zimmet vasfında olduğu, toplam zimmet tutarının 10.328.939,69 TL olduğu, sanık tarafından ödenen ve sigortadan alınan tazminat tutarı düşüldükten sonra banka zararının 198.528,02 TL olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Denetime elverişli bilirkişi raporunda belirtilen zimmet miktarının 198.528,02 TL olarak tespiti yönünden temel cezanın 3 katı olarak 595.584,06 TL olduğu, hüküm fıkrasında bu miktar yerine "595.589,06" yazılması kanuna aykırı bulunarak hükmün "6" numaralı fıkrasındaki "595.589,06" ibaresinin hükümden çıkartılarak, yerine hükme; "595.584.06" ibaresinin eklenmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan banka vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesinin, 29.12.2020 tarihli ve 2020/3174 Esas, 2020/1507 Karar sayılı kararında sanık müdafii ile katılan banka vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, tazminine hükmedilen 198.528,02 TL üzerinden hesaplanan 13.561,44 TL nispi temyiz onama harcının sanıktan alınmasına,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde karar verildi.