Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin 11.12.2012 tarih ve 2012/241 E. - 2012/964 K. sayılı kararıyla, sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. Yukarıda esas ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla, sanığın denetim süresinde kasıtlı suç işlemesi nedeniyle yapılan ihbar üzerine Yerel Mahkemece dosya yeniden ele alınarak hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
Sanığın temyizinin; kararın usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, koşulları oluştuğu halde cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği, koşulları oluştuğu halde seçenek yaptırımlara karar verilmediği, haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiği, gözaltında kaldığı sürenin mahsubuna karar verilmediği, lehe hükümlerin uygulanması talebinin kararda karşılanmadığı, somut olay ile uygulanan Kanun maddelerinin uyumlu olmadığı, bu nedenlerle ve re'sen tespit edilecek nedenlerle verilen hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
Şikayetçilerin polis olarak görev yaptıkları, olay günü sanığın bir tanıdığıyla görüşme yapmak için polis merkezine girmeye çalıştığı, polis merkezinde görevli polislerce sanığa polis merkezinde adli işlem yapıldığı, olaya karışan diğer tarafında polis merkezinde bulunduğu, yakınıyla daha sonra görüşülebileceği söylendiği halde sanığın, tekrar polis merkezine girmek için giriş kapısına yüklendiği, görevli polislerin sanığı kapıdan uzaklaştırdığı esnada, sanığın bıçak çıkartarak polis merkezine girmek için girişimde bulunduğu, elindeki bıçak polisler tarafından alınmak istendiğinde, geriye doğru çekilerek ekmek bıçağını polislere salladığı, biber gazı kullanan polislerin sanığı etkisiz hale getirdikleri, bu şekilde görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın atılı suçtan mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.
A. Sanık Tarafından İleri Sürülen Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sübuta Yönelik Temyizde
Tüm dosya kapsamı, şikayetçi polislerin aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ve daha önceden sanıklarla aralarında husumet bulunmadığı anlaşılan kamu görevlisi olan şikayetçi polislerin sanık hakkında iftira atmalarını haklı gösterecek bir neden bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine dair Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Lehe Hükümlerin Uygulanması Gerektiğine Yönelik Temyizde
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmadığının anlaşılması karşısında, koşulları oluşmadığından hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair bir değerlendirme yapılmamasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz sebebi olarak ileri sürülen haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için aranan koşulların olayda gerçekleşmediği, sanığın gözaltında kaldığı sürenin, 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesine göre cezasından mahsubuna karar verilmemiş ise de, bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceği anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
B. Sair Hususlar Yönünden
Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın, birden fazla görevliye karşı bir suç işleme kararı kapsamında tek bir fiille direnmesine karşın, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Sanık hakkında eylemin silahla işlenmesi nedeniyle arttırım uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasında uygulanan Kanun maddesi gösterilmemiş ise de, bu husus sonuca etkili olmadığından belirtilen eksikliğin mahallinde tamamlanabileceği,
Sanığın gözaltında kaldığı sürenin, 5237 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesine göre cezasından mahsubuna karar verilmemiş ise de, bu hususun infaz aşamasında gözetilebileceği
Anlaşılmakla, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden, eleştirilen hususlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.