Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla; sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.080,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.

2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.02.2021 tarih ve 2016/177777 sayılı Tebliğnamesiyle hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

Sanığın temyizinin; hükmün usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi gereğince 1/5 oranında indirim yapılması gerektiği halde 1/6 oranında indirim yapıldığı, Kanun'un 62 nci maddesi lehine değerlendirme yapıldığı halde duruşmadaki tutum davranışları olumsuz değerlendirilerek aynı Kanun'un 51 inci maddesi gereğince erteleme yapılmamasının çelişki olduğu, bu nedenlerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulmasına yönelik olduğu belirlenmiştir.

Mağdurun ilçe devlet hastanesinde doktor olarak görev yaptığı, sanığın olay günü elinden yaralanması nedeniyle acil servise geldiği, mağdurun muayene sonrasında kendisinin hayati tehlikesi bulunmadığı için ambulans tahsis edemeyeceğini, ... il merkezine kendi imkanları ile gitmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın, katılana hitaben ''Siz bostan korkuluğu musunuz.... senin gibi doktoru buraya göndereni, gerizekalı,.. senin gibi doktorun Allah belasını versin.'' şeklinde sözlerle hakaret suçunu işlediği iddia olunarak açılan kamu davasında, Yerel Mahkemece sanığın üzerine atılı hakaret suçundan mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuştur.

A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Tüm dosya kapsamı, mağdurun aşamalarda değişmeyen istikrarlı anlatımları ile dinlenilen tanık beyanlarının mağdurun anlatımıyla uyumlu olduğunun anlaşılması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkûmiyet kararları verilmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiri indirimin yasal sınırlar içerisinde uygulandığı, diğer lehe hükümler yönünden ise sanık hakkında verilen sonuç cezanın adli para cezası olması itibariyle yasal koşulların oluşmadığı anlaşıldığından, erteleme hükümlerinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına dair kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

B. Sair Hususlar Yönünden
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin söz konusu olabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekir. Somut olayda; sanığın eylemini acil servisin neresinde gerçekleştirdiğinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi ve sonucuna göre aleniyet öğesinin oluşup oluşmadığının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2. (1) numaralı bozmaya uyularak yapılan değerlendirme sonucunda aleniyet öğesinin oluşmadığının kabulü halinde ise; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun'a 7188 sayılı Kanun'la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin
14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa'nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci ve 5271 sayılı Kanun'un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluğu,
Belirlendiğinden, hüküm bu yönleriyle hukuka aykırı görülmüş ve yukarıda açıklanan nedenlerle Tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun'un sekizinci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.