SUÇLAR: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçları yönünden kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Çermik Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2016 tarih ve 2016/96 Esas numaralı iddianamesiyle olay tarihinde şikâyetçinin iş yerine sürgülü pencereyi açarak giren sanığın bir adet Led tv çalması nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143 ve 116/2. maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.

2. Çermik Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli ve 2016/105 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararı ile sanığın hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 62. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 116/1 ve 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz isteminin; mahkûmiyetin haksız ve hukuka aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine dair olduğu tespit edilmiştir.

1. Olay tarihinde sanığın şikâyetçiye ait Çermik ilçesinde bulunan ... Bayisine gece saat 23.00 sıralarında arka tarafta bulunan pencere camını açarak girip bir adet Led televizyonu çaldığı kanaatiyle atılı suçlardan mahkûmiyetine karar verilmiştir.

2. Sanığın aşamalarda atılı suçu kabul ettiği anlaşılmıştır.

Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.Ancak;
1)Sanığın aşamalarda suça konu iş yerine saat 23.00 sıralarında girdiğini belirttiği, suç tarihinde UYAP üzerinden alınan ... ... batış çizelgesine göre suç tarihinde güneşin batış saatinin sürekli yaz saati uygulamasıyla birlikte saat 19.16 olduğu, buna göre hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarının gece vakti işlendiğinin anlaşılması karşısında sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 143 ve 116/4. maddelerinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
2) Şikâyetçi ...'in soruşturma ifadesinde "hırsızlığı haber almam üzerine depoya gittiğimde söz konusu televizyonun çıkışının yapılmamış olduğunu gördüm" şeklindeki beyanı karşısında, suça konu yerde gerekirse keşif yapılarak iş yeri eklentisi olup olmadığı veya ticari bir faaliyet gösterilen iş yeri niteliğinde bulunup bulunmadığının tespiti ile sonucuna göre depo olması halinde atılı iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçunun unsurlarının bulunmayacağı göz önünde bulundurularak sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
3) Hüküm fıkrasında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli olan suç adının konut dokunulmazlığının ihlâli olarak yazılması ve uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 116/2. maddesi yerine 116/1. olarak gösterilmesi,
4) İş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesi uyarınca birinci fıkrada belirtilen hak yoksunluklarının uygulanamayacağının gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Çermik Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2016 tarihli ve 2016/105 Esas, 2016/249 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından yeniden hükümler kurulurken 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.