SUÇLAR: Dolandırıcılık, trafik güvenliğini tehlikeye sokma

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2014/785 Esas, 2015/650 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;

1. Dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

2. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 50 nci maddeleri uyarınca 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

Karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; pişman olduğuna, cezanın ertelenmesini istediğine, ilişkindir.

Sanık ...'ın suç tarihinde kendisini ... olarak tanıtıp, bu kişinin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanı fotokopisi ve sürücü belgesi fotokopisini ibraz ederek şikayetçi ...'a ait ...... plakalı aracı mağdur ...'dan kiraladığı, kiraladığı araç ile seyir halinde iken polis aracını gören sanığın kaçmaya başladığı, uyarılara rağmen durmayıp hızını artırarak kaçan sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde şikayetçi Süleyman'a ait..... plakalı araca çarptığı, akabinde şikayetçi ...'ün başkan yardımcılığını yaptığı derneğin duvarına çarparak durduğu ve araçtan inerek kaçtığı iddiasıyla sanığın cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yargılaması neticesinde, sanığın suçlamayı kabul etmesi, şikâyetçilerin beyanları ve tüm dosya kapsamından, mahkemece toplanan delilleri bir bütün halinde değerlendirilip yüklenen suçların sübut bulduğu kabul edilerek mahkumiyet kararlarının verildiği anlaşılmıştır.

1. Sanık ...'ın suç tarihinde kendisini ... olarak tanıtıp, bu kişinin kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanı fotokopisi ve sürücü belgesi fotokopisini ibraz ederek şikayetçi ...'a ait ..... plakalı aracı mağdur ...'dan kiraladığı araç ile kaza yaptığı, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği iddia olunan olayda; suçta Nüfus Müdürlüğü ve Emniyet Genel Müdürlüğünün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi fotokopisinin kullanılmış olması karşısında, eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla hükümler kurulması,

2. Kabule göre de;
a) Sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan dolayı kurulan hüküm yönünden; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 üncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 250 ve 251 inci maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2014/785 Esas, 2015/650 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.11.2023 tarihinde karar verildi.