TUTUKLU

Hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

A. İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2020 tarihli ve 2020/189 Esas, 2020/157 Karar sayılı kararı ile İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/11 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/11 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.

B. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.10.2020 tarihli ve 2020/11 Esas, 2020/382 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis ve 31.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/3727 Esas, 2021/140 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusuna ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesi ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiştir.

Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

2. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.

Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyet hükmü kesinleşen dava dışı sanık ...'a 03.07.2019 tarihinde, hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrıca işlem yapılan Bayram'a 06.08.2019 tarihinde kokain sattığı, yine 11.07.2019 tarihinde sanığın tedirgin halde Mc Donalds isimli işyerinin tuvaletine girip çıktığı ve tanık Atilla ile görüşme yaptığı, ardından şüphe üzerine Atilla durdurulduğunda, sanığın kendisine tuvalete madde koyduğunu söylediğini, kendisini de maddeleri ve bekçileri kontrol etmek için gönderdiğini görevlilere söylemesi üzerine tuvalete girildiğinde 22 parça kokain ele geçirildiği olaylarda; sanık ... ve Bayram'ın suç konusu maddeleri sanıktan aldıklarını beyan etmeleri, tanıklar ... ve ...'ın ifadelerinde sanığın ismini bildirmeleri, 11.07.2019 tarihinde ele geçen maddelerin sanığa ait olduğuna dair tanık Atilla'nın tutanak tanıklarının beyanlarıyla uyumlu olan anlatımı ile her üç olayda ele geçen maddelerin aynı türden madde olması hususu birlikte değerlendirildiğinde sanığın zincirleme şekilde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği sabit görülerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın, dosya kapsamına göre sanığın, 03.07.2019 ve 06.08.2019 tarihli eylemleri sübut bulmadığından zincirleme suç hükümlerinin uygulama koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi nedeniyle oluşan hukuka aykırılık düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin, olay tutanağı içeriği ve oluşa uygun tanık anlatımlarına göre suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.01.2021 tarihli ve 2020/3727 Esas, 2021/140 Karar sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.