MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/1152 E., 2020/92 K.
SUÇ: Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, terör örgütüne silah sağlama, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçuna yardım, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, suçluyu kayırma,

Katılan ... Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesi içeriğinde sanıkların üzerine atılı tüm suçlardan üst sınırdan cezalandırılmalarını talep etmesi nedeniyle; sanıklar ..., ... ve ... hakkında kamu malına zarar verme suçunda verilen beraate ilişkin kararların kesin nitelikte olması sebebiyle, tüm sanıklar hakkından "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma", "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek", "Terör örgütüne silah sağlama", "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçuna yardım", "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs", "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme", "Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme", "Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma", "Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama", "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma", "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma", "Genel güvenliği kasten tehlikeye sokma", "Görevi yaptırmamak için direnme", "Suçluyu kayırma" suçlarından verilen beraat ve mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak da suçun niteliği itibariyle katılanın doğrudan zarar görmemesi ve bu suçlara yönelik davalar yönünden katılma ve hükümleri temyiz etme ... da bulunmadığından, bu suçlar ve kararlara ilişkin sanıklar hakkındaki katılan vekilinin temyiz isteminin CMK'nın 298 inci uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.
Sanık ... müdafiinin "Suçluyu Kayırma" suçundan verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair karara yaptığı istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine dair karar verilmesi üzerine 11.03.2020 tarihli temyiz dilekçesinin itiraz mahiyetinde olduğu ve bu hususta Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 13.03.2020 tarih, 2019/1152 Esas, 2020/92 ... ek kararı ile karar verildiği, bu kararın 21.03.2020 tarihinde sanık müdafine tebliğ edildiği halde süresinde temyiz talebinde bulunulmadığı belirlenerek; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında "Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma"; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, Kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatmak"; sanıklar ..., ..., ... hakkında" Korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme,"; sanık ... hakkında "Görevi yaptırmamak için direnme,"; sanık ... hakkında "Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme,"; sanık ... hakkında "Ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma," suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin sanıklar müdafilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kararının, verilen cezaların tür ve süresine göre CMK'nın 286/2-a maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğu; ayrıca bu suçların 7188 ... Kanun kapsamında temyizi kabil suçlar arasında sayılmadığı sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298 inci uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkisinin olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen diğer hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 ... Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Bir kısım sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 ... Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 ... Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

A. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçuna yardım, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme suçları yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık ... hakkında kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye yardım suçundan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin, 5271 ... Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince duruşma açıp sonucuna göre aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrası gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurması gerekirken, kanun maddesine yanlış anlam yüklenerek duruşma açmaksızın evrak üzerinde İlk Derece Mahkemesince belirlenen hapis cezasında indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafilerinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanıklar hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. 1.Sanık ... müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;
UYAP ortamından alınıp dosya içine konulan nüfus kaydına göre sanığın hükümden sonra, temyiz aşamasında 12.07.2022 tarihinde öldüğüne ilişkin kayıt araştırılarak TCK'nın 64/1 inci maddesi gereğince hukuki durumunun tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması gerekmektedir.

2. Sanık ... müdafiinin terör örgütüne silah sağlama suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;

1.Sanığın hakları hatırlatılmadan ve iddianame okunmadan savunma alınarak, CMK'nın 147 ve 191. maddelerine uyulmaması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabul ve uygulamaya göre de;
TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, olgusal temele dayanmayan, yetersiz ve dosya kapsamı ile de uyaşmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz taleplerinin reddine, ancak;
TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, olgusal temele dayanmayan, yetersiz ve dosya kapsamı ile de uyaşmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... müdafilerinin kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;
Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 2911 ... Kanun'un 32/1 inci maddesi;
“Kanun'a aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılanlar, ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ederlerse, altı ... üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”, şeklinde düzenlenmiştir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan 2911 ... Kanun'un 24/3 üncü maddesine göre; kolluk görevlileri ancak “aynı maddenin (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen durumlarda kendilerine yönelik fiili saldırı veya mukavemet ya da korudukları yerlere ve kişilere karşı fiili saldırı hali mevcut olması durumunda ihtara gerek olmaksızın zor kullanma yetkisine sahip bulunmaktadır. Yani ihtar olmaksızın zor kullanma yetkisi kanuna aykırı hale gelmiş tüm toplantı ve gösterilerde kolluğa tanınmış bir yetki değildir.
2911 ... Kanun'un 32/1 inci maddesinde ifadesini bulan “Direnme” suçunun oluşabilmesi için öncelikle 3 şart gerçekleşmelidir. Bunlar;
a) Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılınması,
b) Dağılma emrinin mevcut olması,
c) Toplantı ve gösteri yürüyüşünün zorla dağıtılması, Şartlarıdır.
“Direnme” suçunun faili; kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerine katılarak ihtar ve zor kullanmaya rağmen dağılmayan kişilerdir.
Bu maddede cezalandırılan durum, toplantıya katılınması değil yetkili makamlar tarafından verilen dağılma emrine uyulmamasıdır. Toplantı veya gösteri yürüyüşüne katılmak 2911 ... Kanun'un 32/1 inci maddesinde tanımlanan suçun ön şartıdır. Toplantı veya yürüyüş, en başından itibaren kanuna aykırı olabileceği gibi, sonradan da kanuna aykırı hale gelebilir.
Yapılmakta olan bir toplantı veya yürüyüşe katılan bir kişi, bu toplantının yasal olup olmadığını bilemez. Toplantı veya yürüyüşün yasaya aykırı olduğu idari otoritenin uyarısı ile ortaya çıkar. Ancak bu uyarıdan sonra, katılan eylemine devam ederse bu eylemi suç oluşturur. Bu nedenle 32 nci maddedeki suç için dağılma emrinin mevcudiyeti suçun unsuru sayılmaktadır.
Dağılma emrine uymayanların cezalandırılabilmesi için son olarak ... ve ihtardan sonra kendiliğinden dağılmamaları ve kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtılmış olmaları gerekmektedir. Kendiliğinden dağılmama halinde mukavemet söz konusu olacaktır. Topluluğun, yetkili makamın ... ve ihtarından önce ya da sonra kendiliğinden dağılması halinde, suç oluşmayacağı için şahıslara ceza da verilmeyeceği gibi kolluk kuvvetleri tarafından zorla dağıtılmış olmamaları halinde de 2911 ... Kanun'un 32/1 inci maddesinde suçun zorunlu unsurları arasında bulunan “zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar etme” unsuru gerçekleşmeyecektir.
Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde;
Her ne kadar mahkeme gerekçeli kararında sanıkların; "terör örgütünün amaçları doğrultusunda düzenlenen yasa dışı gösteriye katıldıkları, eyleme müdahale eden ekiplerin üzerilerine su sıkmaları akrep ve Tomalarla kovalaması üzerine ancak dağıldıkları" kabul edilmişse de; oluş, iddia, olay tutanağı, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, sanıkların olay sırasında zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine ... kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediği gözetilmeden sanıkların beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

5. Sanık ... müdafiinin kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;
Ceza Muhakemesi Hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 ... Kanun'un 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki icra ceza mahkemesine verilen şikâyet dilekçesi, son soruşturmanın açılması kararı gibi istisnai hükümler dışında kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; "iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
5271 ... Kanun'un 225 inci maddesi uyarınca ise; "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” Bu madde gereğince hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.
Anılan kanuni düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu iddia olunan eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması kanuna açık aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak ifade edilen bu ilke uyarınca hâkim, ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuki çözüme kavuşturacaktır.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13.11.2017 tarihli 2017/77880 soruşturma, 2017/21940 Esas numaraları iddianame içeriğinde diğer sanıkları toplantı ve yürüyüşlere katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama suçuna azmettirdiğine ilişkin anlatım bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemlerle sınırlı olduğu da gözetilerek yargılamaya konu eylemle ilgili 5271 ... Kanun'un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı halde yargılamaya devamla 6 kez mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanıkların olay sırasında zor kullanmaya rağmen dağılmamakta ısrar ettiklerine dair her türlü şüpheden uzak, mahkumiyetine ... kesin ve inandırıcı nitelikte delil elde edilemediği gözetilmeden sanığın bu olay nedeniyle beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

6. Sanıklar ... ve ... müdafilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz talebinin incelenmesinde;
Ayrıntıları Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi'nin 2017/1809 esas ve 2017/5155 ... kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere;
Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili ... ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının ... ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü ... ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.

Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.)
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (... özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf. 280)
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

1.Sanık ... yönünden yapılan incelemede; sanığın olay tarihinde HDP yöneticisi olduğu, 06.11.2016 tarihinde Adana ilinde çeşitli mahallelerde eş zamanlı yapılan eylemden önce 05.11.2016 tarihinde sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın bulunduğu sokağa gelerek telefonlarını ortamdan uzaklaştırarak "milletvekillerimizi aldılar neden eylem yapmıyorsunuz, sizlerde... gelin insan bir silkinir, kendine gelir, kürtlere zülum ediyorlar" şeklinde söylemde bulunduğu ve gerçekleştirilecek eylemlere katılmalarını istediği, sanıkların da partinin gücünden korkarak eylemlerde en fazla ateş yakabileceklerini söylemeleri üzerine ...'in ayrılmasından ibaret eylemi dışında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dosyaya yansıyan somut delilin olmadığı anlaşılmakla PKK/KCK terör örgütü ile bağlantısı tespit edilemeyen, kod adı kullandığına dair delil bulunmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantısını gösteren veya ilişkilerini belirleyen delil bulunmayan sanığın örgütün hiyerarşik yapısına girerek örgüt üyesi olduğunu gösteren her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmaması karşısında sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Sanık ... yönünden yapılan incelemede; Silahlı terör örgütü PKK/KCK'nın hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair her türlü kuşkudan uzak delil elde edilemeyen, kod adı kullanmayan, terör örgütü içinde ideolojik veya silahlı eğitim aldığına, örgütün dağ kadrosu veya milis güçleriyle bağlantısını gösteren veya ilişkisini belirleyen delil bulunmayan sanığın, gizli tanıkların aşamalarda değişmeyen beyanları ile sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın soruşturma aşamasında usule uygun olarak alınan ifadelerine göre 06.11.2016 tarihinde kendisine ait pikap aracı ile gelerek arkasında bulunan çuvalları, çöp ve moloz yığınlarını ... ... Mahallesindeki 953 üncü sokağa yığarak barikat kurduğu, aracındaki poşeti çıkararak şalvar ve puşileri oradakilere vererek akşam bunları giyeceklerini söylediği, elinde bulunan tüfekle etrafa ateş ettiği, ilerleyen saatlerde polisi olay yerine çekmek kastıyla havaya ateş ettiği, bunun üzerine gelen zırhlı araçtan inen polis memuru ...'nin sanık ... tarafından şehit edildiği ve sanık ...'ın kaçarak 936. Sokakta tekstil çuvallarının içinde gizlediği, yapılan takip sonucunda pompalı tüfekler yakalandığı somut olayda 06.11.2016 tarihinden öncesine ait eylemlerinin dosyaya yansımadığı, anılan eylemlerinin ise tek başına silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı ancak olay günü dayanak suçlardan olan kimliklerini gizlemek amacıyla yüzünü tamamen veya kısmen kapatma, trafik güvenliğini tehlikeye sokma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarını işlediği sabit görülen sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

3.Kabul ve uygulamaya göre de;

a.Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, TCK'nın 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken, temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak kabul edilmesi suretiyle TCK'nın 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,

b.
TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanması bakımından takdiri indirim nedeni olarak; failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın faillerinin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önüne alınarak dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, olaya özgülenmiş ilgili ve yeterli gerekçeye istinaden bir indirim oranının takdir ve tespit edilmesi gerekirken, olgusal temele dayanmayan, yetersiz ve dosya kapsamı ile de uyaşmayan gerekçe ile TCK’nın 62 nci maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında "Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma"; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşlerinde, Kimliklerini Gizlemek Amacıyla Yüzünü Tamamen veya Kısmen Kapatmak"; sanıklar ..., ..., ... hakkında " Korku, Kaygı veya Panik Yaratabilecek Tarzda Silahla Ateş Etme,"; sanık ... hakkında "Görevi Yaptırmamak İçin Direnme,"; sanık ... hakkında "Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme,"; sanık ... hakkında "Ruhsatsız Ateşli Silahlarla Mermileri Satın Alma veya Taşıma veya Bulundurma," suçlarından ve katılan vekilinin Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi
Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle Adana Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü vekili ile sanıklar müdafilerinin temyiz isteminin 5271 ... Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanıklar ..., ... Yönünden Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi

Gerekçe (A) bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1152 Esas, 2020/92 ... kararında sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 ... Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

C. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Yönünden Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemi

Gerekçe (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli ve 2019/1152 Esas, 2020/92 ... kararının 5271 ... Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Sanık ... hakkında mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında tahliye talebinin REDDİNE,

Bozma sebebi, mevcut delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alındığında sanıklar ..., ..., ..., ... TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise DERHAL SALIVERİLMELERİ için ilgili yer Cumhuriyet başsavcılığına müzekkere yazılmasına,

Dava dosyasının, 5271 ... Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.