SUÇLAR: Beden veya ruh sağlığını bozacak şeklide çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma

HÜKÜMLER: Beraat

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2015 tarihli ve 2014/119 Esas, 2015/21 Karar sayılı kararı ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.03.2018 tarihli ve 14-2015/166839 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Hükümleri temyiz etme iradesinden ibarettir.

Mahkemece; "..Sanık hakkında olay tarihinde mağdure ile buluştuğu ve mağdureyi Aktepe bölgesinde bulunan eski bir binaya götürdüğü ve burada mağdurenin rızası ile organ sokmak suretiyle cinsel istismar suçu ile cinsel amaçlı hürriyeti tahdit suçlarını işlediği iddiasıyla TCK'nın 103/2,6,43 109/1,3.f,5.maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de;
Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde sanığın aşamalarda değişmeyen savunmasında üzerine atılı cinsel saldırı suçlamasını kabul etmediği ve mağdure ile hiç bir şekilde cinsel ilişkiye girmediğini savunduğu,
Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 20.11.2013 tarih ve 2013/17827 sayılı raporu ile 'himende eski ve yeni yırtık saptanmadığı,akut veya kronik livatanın tıbbi delillerine rastlanmadığı,vücudunda tespit edilen lezyonların şahsın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı.basit bir tıbbi müdahele ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikte olduğu' na dair rapor,
Mağdurenin suça konu olayın geçtiği yeri göstermesi sonucunda düzenlenen 17.12.2013 tarihli yer gösterme tutanağına göre olay yerinde mağdurenin iddialarını doğrular bulgunun bulunamaması,
Mağdureden alınan vajinal sürüntü örneği,iç çamaşırları ve bir kısım giysiler üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 07.07.2014 tarihli raporu ile 'sperm hücresi görülmediği,sürüntü örneklerinin ve lekelerin meni içermediği dolayısıyla sanığa ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı,
Mağdurenin iddia ettiği şekilde sanığın mağdure ile ilişkiye girmiş olması halinde mağdurenin bakire olmasının mümkün olamayacağı gibi olayın geçtiği mahalde bu şekilde bir ilişkiyi gösterir bulgunun tespit edilememesi, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin raporu ile mağdureden alınan sürüntü örneklerinin ve lekelerin meni içermediği dolayısıyla sanığa ait herhangi bir bulguya rastlanılmaması, dikkate alındığında mağdurenin sanıkla evlenmek arzusunda olmasına rağmen sanığın mağdureyi istemediğini bildirmesi,mağdurenin sanık ile evlenme iradesini gerçekleştirmek ve ailesinin baskısından kurtulmak amacıyla hareket ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmakla sanığın savunmasının aksine üzerine atılı cinsel istismar ve cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediğine dair soyut iddia dışında, cezalandırılması için yeterli, her türlü şüpneden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, sanığın üzerine atılı cinsel istismar ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrı ayrı CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş..." şeklindeki gerekçeyle hükümler kurulmuştur.

1. Sanık hakkında kurulan hükümlerde, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.

2. Yukarıda açıklanan nedenle Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.02.2015 tarihli ve 2014/119 Esas, 2015/21 Karar sayılı kararına yönelik katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

09.11.2023 tarihinde karar verildi.