Mahkûmiyet, müsadere
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Asıl Dava Yönünden;
1.İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 04.05.2015 tarihli ve 2014/339 Esas, 2015/204 Karar sayılı kararı ile sanığın 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na (5846 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, aynı Kanun'un 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 6.000,00 TL ve 80,00 TL
adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 11.09.2019 tarihli ve 2019/14660 Esas, 2019/11020 Karar sayılı ilâmıyla sanığın benzer mahiyette dava dosyalarının bulunması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/411 Esas, 2020/240 Karar sayılı kararı ile sanığın 5846 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fikrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 1 yıl 4 ay 20 gün hapis ve 2.500,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, bozma öncesi kurulan hükümlerin sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek sonuçta 6.000,00 TL ve 80,00 TL adlî para cezası ile 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve adlî para cezalarının ödenmemesi halinde infaz edilecek sonuç cezanın 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasını geçemeyeceğine, katılan ... lehine hükmedilen vekâlet ücretinin sanık "..."'tan alınarak katılana verilmesine karar verilmiştir.
B. Birleşen Dava Yönünden;
1.İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 09.02.2015 tarihli ve 2014/383 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile sanığın 5846 sayılı Kanun'un 71 inci maddesinin birinci fıkrası, suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 81 inci maddesinin onüçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
2.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin, 11.09.2019 tarihli ve 2017/2538 Esas, 2019/11019 Karar sayılı ilâmıyla sanığın benzer mahiyette dava dosyalarının bulunması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3.Bozma uyarınca yapılan yargılama sonrasında İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 04.02.2020 tarihli ve 2019/414 Esas, 2020/34 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının, aynı Mahkemenin 2019/411 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın 2019/411 Esas sayılı dava dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
Sanığın temyiz sebepleri; hakkında verilen cezanın haksız olduğuna ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1.Asıl davaya ilişkin 08.11.2013 tarihli olay tutanağına göre, sanığın sırt çantası ile hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, elinde ve sırtında bulunan çantalarda yapılan aramada 896 adet bandrolsüz ve kopya film CD/DVD'sinin ele geçirildiği belirlenmiştir.
2.Birleşen davaya ilişkin 07.04.2014 tarihli olay tutanağına göre, sanığın sırt çantası ile hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, elinde ve sırtında bulunan çantalarda yapılan aramada 665 adet bandrolsüz ve kopya film CD/DVD'sinin ele
geçirildiği belirlenmiştir.
3.Sanık savunmalarında, suçlamaları kabul etmeyerek suça konu ürünlerin bulunduğu çantaların kendisine ait olmadığını ve kısa süreliğine taşıdığını beyan etmiştir.
4.Bilirkişi raporları ile ele geçirilen ürünlerin tamamının yasal olmayan yollarla çoğaltıldıkları ve bulunması zorunlu bandrolleri taşımadıkları tespit edilmiştir.
l."Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarıyla anlatıldığı üzere, her iki somut olayda da sanığın sırt çantası ile hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine polis memurlarının sanığın durumundan şüphelendikleri, oluşan bu makul sebep nedeniyle sanığı durdurdukları, elinde ve sırtında bulunan çantalarda yapılan aramada suça konu bandrolsüz ve kopya film CD/DVD'lerinin ele geçirildiği olayda, sanığın yakalama ve el koyma tutanaklarını herhangi bir itirazı olmaksızın imzalaması öte yandan aramanın hukuka aykırı olduğu kabul edilse bile ikrar delilinin aramadan ayrı başlı başına bir delil olduğu, sanığın kolluk, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Mahkeme huzurunda verdiği tüm ifade ve savunmalarında her iki birleşen davada birinde 665, diğerinde 896 adet bandrolsüz film CD'sinin zilyetliğini kabul ve ikrar ettiği, bu miktarların kişisel kullanımın çok üstünde ticari amaç kapsamında suç teşkil eden mahiyette bulunduğu anlaşılmakla; Mahkemenin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik olmadığından, sanığın suçun sübutuna yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/411 Esas, 2020/240 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen "1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği cezada kazanılmış hak nedeniyle cezanın 6.000,00 TL ve 80,00 TL adli para cezası ile 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, bozma öncesi verilen kararların sanık lehine kazanılmış hak oluşturduğu gözetilerek sanığın 6.000,00 TL ve doğrudan verilen 80 TL adli para cezası ile 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezalarının ödenmemesi halinde infaz edilecek sonuç cezanın 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezasını geçemeyeceğine karar verilmesi ve katılan ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin 'sanık ...’tan alınarak katılana verilmesine' şeklinde karar verilmesi" dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Gerekçe bölümünde (3) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinin, 03.11.2020 tarihli ve 2019/411 Esas, 2020/240 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının (A-10) numaralı paragrafının hükümden çıkartılması ve yerine "Bozma öncesi kurulan hükümlerin sanık lehine kazanılmış hak oluşturması nedeniyle 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası gereği cezanın 6.000,00 TL ve 80,00 TL adlî para cezası ile l yıl 1 ay 10 gün hapis cezası üzerinden infazına" ibaresinin eklenmesi ve hüküm fıkrasının (C) bendinde yer alan "...'tan" ibaresinin çıkartılarak yerine "...'den" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.11.2023 tarihinde karar verildi.
(Karşı Düşünce)
(Karşı Düşünce)
KARŞI DÜŞÜNCE
Asıl dava dosyasına ilişkin 08.11.2013 tarihli olay tutanağına göre, sanığın sırt çantası ile hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, elinde ve sırtında bulunan çantalarda yapılan aramada 896 adet bandrolsüz ve kopya film CD/DVD’sinin ele geçirildiğinden ve birleşen davaya ilişkin 07.04.2014 tarihli olay tutanağına göre ise, sanığın sırt çantası ile hızlı adımlarla ilerlemesi üzerine durumundan şüphelenilerek durdurulduğu, elinde ve sırtında bulunan çantalarda yapılan aramada 665 adet bandrolsüz ve kopya film CD/DVD'sinin ele geçirildiğinden bu durum tutanağa bağlanılmak suretiyle sanık hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na (5846 sayılı Kanun) muhalefet suçundan ayrı ayrı kamu davası açılmış olup, yerel Mahkemece yapılan yargılama sonrası sanık hakkında ayrı ayrı kurulan mahkûmiyet hükümlerinin sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin ilâmlarıyla, sanığın benzer mahiyette dava dosyalarının bulunması nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükümlerin bozulması üzerine her iki dava dosyasının zincirleme suç hükümleri kapsamında birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama neticesinde 5846 sayılı Kanun'un 81 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kurulan hükmün sanık tarafından temyiz istemi üzerine heyetimizce yapılan inceleme sırasında, sanığın
yakalama ve el koyma tutanaklarını herhangi bir itirazı olmaksızın imzalaması öte yandan aramanın hukuka aykırı olduğu kabul edilse bile ikrar delilinin aramadan ayrı başlı başına bir delil olduğu, sanığın tüm aşamalarda suça konu ürünlerin zilyetliğini kabul ve ikrar ettiği, bu miktarların kişisel kullanımın çok üstünde ticari amaç kapsamında suç teşkil eden mahiyette bulunduğu kabul edilmek suretiyle sanığın suçun sübutuna yönelik temyiz sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesi ile hükmün sair yönlerden düzeltilerek onanmasına sayın çoğunluk görüşü ile karar verilmiş ise de,
Kişilerin suç eşyası elde edilmek üzere üstünün ve eşyalarının aranabilmesi için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 119 uncu maddesi gereğince hakim kararı, Cumhuriyet savcısının yazılı veya sözlü talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emir vermesi zorunludur.
Evet, görevli polis memurlarının sanıktan sırf şüphe duyması 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı maddesi kapsamında makul şüphe olarak değerlendirilebilir. Ancak; kolluk görevlilerinin kendiliğinden arama yapabilecekleri, aramaya karar verebilecekleri bir durumu ifade etmez. 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesi gereklerine uymadan arama yapılması nedeniyle deliller usulsüz elde edildiğinden, daha sonraki sırf bandrolsüz ürünlerin zilyetliğini ikrara yönelik beyanı, sübuta dayanak yapılmamalıdır.
Bu nedenle heyetimizin sayın çoğunluğunun suçun sübutuna yönelik kabulüne karşın, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşya yasak delil niteliğinde olduğundan mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil edemeyeceği görüşü ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği kanaati ile sayın çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.