Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2021 tarihli ve 2021/30 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 26.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.10.2022 tarihli ve 2022/1307 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/131427 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2022 tarihli ve KYB-2022/131427 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Sanık hakkında İzmir 12.Sulh Ceza Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli ve 2014/199 Esas, 2014/456 Karar sayılı kararı ile denetimli serbestlik tedbiri uygulandığı nazara alındığında, 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasının olayda uygulanma imkânının bulunmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği cihetle, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının genel hükümler uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesine göre takdiren verildiğinin kabulü gerektiği düşünülerek;
Ayrıca, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.05.2019 tarihli ve 2018/2861 Esas, 2019/3321 Karar sayılı ilamında '' Tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemleri, infazın yapıldığı tarihteki kurallara göre yapılacağından, tedbirin infazı sırasında yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Görüldüğü üzere, yasa maddesinde davaya devam olunabilmesi için aranan şart "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartı olup, hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten farklı olarak "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme” şartı aranmamaktadır. Bir yargılama şartı olarak "ısrar" koşulu 6545 sayılı Kanun ile getirilmiştir. Bu nedenle, infaza ilişkin usulî değişiklikler geriye yürümeyeceğinden 6545 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önceki dönemde uygulanan ve uygulaması bu tarihten önce sona ermiş olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin olarak "ısrar şartı" aranmayacaktır.'' şeklinde belirtildiği üzere, sanık hakkında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının uygulanmasına ilişkin olarak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce uygulamaya başlanmış ise de; yukarıda bahsi geçen Yargıtay kararında tedavi ve denetimli serbestlik uygulamasının bu tarihten önce sona ermiş olması gerektiğinin belirtildiği, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 07.11.2014 tarihli ve 2014/4035 DS sayılı kararı ile dosya kaydının kapatılmasına karar verildiği, bu hali ile sanık hakkında uygulanan tedavi ve denetimli serbestlik uygulamasının yürürlük tarihi itibari ile halen devam ettiği anlaşılmakla "yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etme" şartının aranması gerektiği gözetilerek yapılan incelemede,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2015/1717 Esas, 2015/33429 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanık hakkında davaya devam olunacağı nazara alındığında, somut olayda, sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirine başlanabilmesi için 10 gün içinde müracaat etmesine dair İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.06.2014 tarihli ve 2014/4035 DS sayılı çağrı yazısının iade olduğu, akabinde 14.07.2014 tarihli çağrı yazısının ise 01.08.2014 tarihinde muhtarlığa tebliğ edildiği, şüphelinin tebliğe rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmemesi üzerine İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.11.2014 tarihli ve 2014/27751 sayılı kararı ile dosya kaydının kapatılmasına karar verilmiş ise de; tek başına bu durumun ısrar olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, esasen denetimli serbestlik tedbirine kaldığı yerden devam edilmesi gerektiği, kamu davası hakkında durma kararı verilerek yükümlü hakkında hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

A. Şüpheli hakkında, 03.01.2014 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.02.2014 tarihli ve 2014/9329 Soruşturma, 2014/6263 Esas, 2014/3076 sayılı iddianamesi ile İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

B. İzmir 12. Sulh Ceza Mahkemesinin 09.04.2014 tarihli ve 2014/199 Esas, 2014/456 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 30.04.2014 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği ve infaza gönderildiği,

C. İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 03.06.2014 tarihli ve 2014/4035 DS sayılı çağrı yazısının sanığın bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, adresten taşındığından bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine bu kez MERNİS adresine tebliğe çıkarıldığı ve 01.08.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre tebliğ edildiği, müdürlüğe başvurmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 03.11.2014 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 07.11.2014 tarihinde İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,

D. Tedbire uymadığının bildirilmesi üzerine, İzmir 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2015 tarihli ve 2014/748 Esas, 2015/291 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 28.05.2015 tarihinde kesinleştiği,

E. Sanığın denetim süresi içerisinde 12.01.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2020/579 Esas, 2021/14 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine; İzmir 33.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 18.11.2021 tarihli ve 2021/30 Esas, 2021/365 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 26.11.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
F. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişiklikle davaya devam olunabilmesi için yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar" etme koşulunun getirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 02.05.2019 tarihli ve 2018/172 Esas, 2019/373 Karar sayılı kararı ile; 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş olduğundan;
5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verilen sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurarak denetimli serbestlik tedbiri uygulamasına başlaması için uyarılı ilk başvuru davetiyesi gönderildiği, sanığın çağrıya uymadığı ve bu şekilde yükümlülüklerini ihlal edip denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmadığı, somut olayda "ısrar" şartının aranmayacağı, suç tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilme koşullarının bu yönüyle oluştuğu, kararın Kanun'a uygun olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiş, istemin reddine karar vermek gerekmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yarraına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.01.2024 tarihinde karar verildi.