Davanın kabulü
Taraflar arasındaki terekeye temsilci atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ve davalının müşterek murisleri ... oğlu ...'nın 21.04.2014 tarihinde vefat ettiğini, geriye dava dilekçesinde sunduğu veraset ilamındaki müvekkillerini ve davalıyı mirasçı olarak bıraktığını, 4721 sayılı TMK'nın 640 ıncı maddesine göre, davacı ve davalı konumundaki tüm mirasçıların, terekenin taksimine kadar haklarının koruması sağlanarak, korumadan tüm mirasçıların yararlanması için miras ortaklığına temsilci atanması zarureti doğduğunu bu nedenle aynı köy nüfusuna kayıtlı ... oğlu 1984 doğumlu ...'un bu görevi özenle yerine getireceğini, kendisinin temsilci olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; davaya bir diyeceğinin olmadığını, yasal hasım olduğu için yargılama gideri ve vekalet ücreti ile sorumlu tutulmaması gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris ...'nın terekesi nedeniyle mirasçılarını temsil etmek, hak ve çıkarlarını korumak üzere Medeni Kanunun 640 ıncı maddesi gereğince miras ortaklığının malları paylaşılıncaya kadar ...'un miras ortaklığına temsilci olarak atanmasına karar verilmiştir.
1. Mahkemenin yukarıda karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
Davalı temyiz dilekçesinde; terekeye temsilci atanmasının gerekçesi olarak ileri sürülen Avanos Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyası getirilmeden ve taraflar arasında ihtilaf olup olmadığına ilişkin gerekli araştırma yapılmadan terekeye temsilci atanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, terekeye temsilci olarak atanan ...'un Avanos Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açan davacı ...'un eşi olması nedeniyle tarafsız olamayacağını, temsilci olarak atanan şahsın ikamet yerinin taşınmazların olduğu yer olmayıp Ankara olduğunu belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Talep, terekeye temsilci atanması isteğine ilişkindir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 397,422,431,640 ıncı maddeleri
Miras ortaklığı temsilcisi (TMK m. 640) özel kayyım niteliğindedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 431 inci maddesi uyarınca vasi tayinindeki usul kayyım (mümessil) için de uygulanır. 4721 sayılı Kanunun 422 nci maddesi gereğince vasinin sıfatına karşı yapılan itirazlar ve vasinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini (özürleri) inceleme göreviyle ilgili yasal hükümlerin mümessile yapılan itirazın ya da kaçınma sebeplerinin incelenmesinde de gözetilmesi zorunludur. Vesayet makamının itirazı reddetmesi halinde itirazı denetim makamının incelemesi gerekir. 4721 sayılı Kanun'un 422 nci maddesi uyarınca tereke temsilcisinin ileri sürdüğü kaçınma sebeplerini inceleme görevi öncelikle vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesine, onun kabul etmemesi halinde denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine aittir (TMK m. 397). Bu nedenlerle miras ortaklığı temsilcisinin şahsına yönelik itiraza ilişkin dilekçenin görev yönünden reddiyle yukarıda değinilen kanun maddelerindeki emredici kurallar çerçevesinde değerlendirilip gereği yapılmak üzere dilekçenin görev yönünden reddine, dosyanın mahalline iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Davalı vekilinin tereke temsilcisinin şahsına yönelik itirazları itibariyle dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının ilgililerine iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.