Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı ... İnş. A.Ş. - ... İnşaat A.Ş. adi ortaklığını oluşturan şirketlerin davalı ... Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin ... ... Konut, Villa 24 ... İlköğretim Okulu İnşaatları ve Cami Subasman İnşaatı ile Ada İçi ... ve Çevre Düzenleme işinin ihalesini aldıklarını, ayrıca dava dışı adi ortaklığı oluşturan şirketlerin TOKİ'nin ... sosyal amaçlı konut ihalesini aldıklarını, davacı şirketin dava dışı ... İnşaat A.Ş. ile ... İnşaat A.Ş'ye satmış olduğu mal bedellerine karşılık, dava dışı şirketlerin davalı şirkette oluşan istihkaklarının 2.500.000,00 TL'lik kısmını ... 18. Noterliğinin 03.07.2007 tarih ve 31669 yevmiye numaralı temliknamesi ile davacı şirkete temlik ettiklerini, temliknamenin 03.07.2007 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiğini, temlikname bedelinin yatırılacağı davacı şirketin hesap numarasının ... 28. Noterliğinin 08.08.2007 tarih ve 20781 yevmiye numarası ile davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketin ... 18. Noterliğinin 17.08.2007 tarih ve 39005 yevmiye cevabı yazıları ile dava dışı ortaklığın ihalesinin 22.06.2007 tarihi itibari ile feshedildiğini ve 7 no.lu hakedişinden kaynaklanan 610.254,04 TL hakediş alacağının bulunduğunu, ... ortaklığının sözleşmesinin feshedilmiş olması sebebiyle kesin teminat mektuplarının irad kaydedildiğini belirterek sözleşme gereği henüz kesin hesabı yapılmadığı için şu an ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, aradan geçen zamana rağmen davalı şirketin davacı şirkete herhangi bir bilgi vermediği gibi temlikname bedelini de ödemediğini, ... 28. Noterliğinin 24 Kasım 2008 tarih ve 36255 yevmiye numaralı ihtamame ile davalı şirkete bugüne kadar bilgi verilmediği gibi temlikname bedelinin ödenmediğinin bildirilip, bu sebeple tebliğden itibaren üç gün içinde temlikname bedelinin talep edildiğini, davalı şirketin ... 18. Noterliğinin 04/12/2008 tarih ve ve 59895 yevmiye numaralı cevabi ihtamamesi ile tasfiye işlemlerinin devam ettiğini ve bu sebeple ödeme yapamayacaklarını bildirdiğini, davalı şirkete gönderilen son ihtamameden bu yana davacı şirkete temlikname bedelinden hiçbir şekilde ödeme yapılmadığını, temlikname bedelinden kaynaklanan alacaklarının fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının 08.08.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 07/02/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 1.159.324,28 TL artırarak toplamda 1.169.324,28 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, davalı şirketin yüklenici konumundaki ... ortaklığı ile olan ve feshedilen “... ... Konut Villa, 24 ... İlköğretim Okulu İnşaatları, Cami su basman inşaatı ve ada içi ... ve çevre düzenleme" işlerine ait sözleşemeden dolayı borçlarının bulunmadığını, sözleşmenin yüklenicinin işi yürütememesi nedeniyle Kamu İhale Kanunu çerçevesinde feshedildiğini, fesih nedeniyle hesap kesme hak edişi yapıldığını, teminatın irat kaydedildiğini, sözleşme hükümlerinden ve Kamu İhale Kanunundan dolayı ... ortaklığından davalı şirketin alacaklı olduğunu, işbu alacakların ... ortaklığından talep edilmiş ise de ... ortaklığınca ödenmediğini, bu konuda hukuki ihtilaf oluştuğunu, söz konusu hukuki ihtilafları yargıya intikal ettirdiklerini, davanın devam ettiğini, davacının dava dilekçesinde temlik eden ... ortaklığının TOKİ'nin sosyal amaçlı ... Konut ihalesini aldığını belirttiğini, TOKİ ile ilgili taleplerin muhatabının davalı şirket olmadığını, davalı şirketin TOKİ'nin de hissedarlarından biri olduğunu, ... Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş bir anonim şirket olduğunu, dolayısıyla TOKİ'nin borç ve alacaklarının davalı şirketin hukuki anlamda sorumluluğunun bulunmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile temlik eden adi ortaklığın davalı şirketten alacaklı bulunduğu farz edilse dahi böyle bir alacağın var olma durumunda söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin 22.06.2007 tarihinde feshedildiğini, bu sözleşmeden doğduğu iddia edilen alacağın 1 yıllık süre içinde istenmediğini, dolayısıyla zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Davalı vekilince gerek cevap dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesine karşı zaman aşımı defi ileri sürülmüştür.
Dosyamıza konu 1.169.324,28 TL bakiye hakediş alacağı, iki tarafa borç yükleyen ..., ... konut, villa, 24 ... ilkokul inşaatları ve cami, subasman inşaatı ile ada içi alt ... ve çevre düzenleme işine ilişkin sözleşmeden kaynaklı ... bedeline ilişkin alacaktır. Aynı ... kapsamında, ... sahibi ... Konut tarafından zarar iddiasıyla tazmin talepli ikame edilen ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 esas sayılı dosyasında 1.169.324,28 TL alacak mahsup işlemine tabi tutulmuş, ... sahibinin, bakiye ... bedelinden fazlaca zararı olduğu iddiası yargılama konusu olmuştur. Bu süreçte, temliknameye de konu bakiye ... bedelinin, tahsilinin söz konusu olup olamayacağı, ... sahibinin tazmin talebi kapsamında uygulanan mahsup işlemi neticesinde, bu borcun sukut edip etmeyeceği, ancak ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyasının yargılaması ve verilen kararın kesinleşmesi ile hallolabilecek bir meseledir ve dosyamız davacısı, temlik alan Tokal İnş. .. Şti'nin dahli ve tasarrufunun tamamen dışındadır.
... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyası kapsamında davacısı ... Konut tarafından ileri sürülen tazmin talebinin reddine dair 10/11/2016 tarihinde karar verilmiş, anılan karar Yargıtay denetiminden geçerek 25/02/2020 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı tarafça sunulan ıslah talebi ise, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyasının karar tarihinde sonra, kesinleşmesinden önce sunulmuş olmakla, yukarıda açıklanan nedenle zamanaşımının dolmadığı, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyası kararı kesinleşene kadar, dosyamız davacısının alacağını ileri sürme imkanının bulunmadığı, gelinen aşama itibariyle ... sahibinin bakiye alacağının bulunmadığının ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyası ile sabit olduğu" gerekçesiyle "Davanın kabulü ile, 1.169.324,28 TL'nin dava tarihi olan 05/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davalı ... Konut'a ait ...'da bulunan arsalar üzerinde imalat yapılmak üzere ihale açıldığını, en uygun teklifi veren ... İnşaat A.Ş ile ... İnşaat A.Ş.'den oluşan adi ortaklıklık ile "..., ... Konut, Villa, 24 ... İlkokul inşaatları ve cami, subasman inşaatı ile ada içi alt ... ve çevre düzenleme işi" sözleşmesi imzalandığını, yüklenici adi ortaklığının akdin ifası sırasında akde aykırı işlemleri nedeniyle davalı ... Konut ... A.Ş tarafından 22/6/2007 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, davacı şirketin ... İnşaat A.Ş ile -... İnşaat A.Ş'ye mal sattığını ve buna karşılık ... İnşaat A.Ş ile ... İnşaat A.Ş'nin ... Konuttan ve TOKİ'deki olan alacaklarının 2.500.000,00 TL'lik kısmının ... 18.Noterliğinde düzenlenen 03.07.2007 tarih ve 31669 yevmiye numaralı temlikname ile temlik edildiğini, davacının bu talebinin "..., ... Konut, Villa, 24 ... İlkokul inşaatları ve cami, subasman inşaatı ile ada içi alt ... ve çevre düzenleme işi Sözleşmesi"nin yüklenicinin akde aykırı davranışları nedeni ile feshedilmesi, işin başkasına ihale edilmesi ve sözleşmenin feshi nedeniyle davalı şirketin 6.000.904,73 TL zararının doğması, yüklenicinin 1.169.324,28 TL'lik hakediş alacağının bulunması ve bu bedelin 6.000.904,73 TL'lik zararının bir kısmına karşılık mahsup edildiğinde yüklenicinin davalı şirketten bir alacağının bulunmaması nedeniyle reddedildiğini, davalı şirket tarafından ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde yüklenici ... İnşaat A.Ş ile ... İnşaat A.Ş.'den oluşan adi ortaklıklık firmaları aleyhine 28.12.2007 tarihinde, davalının bakiye zararı olan 4.831.580,45 TL alacağın tahsili için ... 2. Ticaret Mahkemesinde 2007/901 Esas no.lu dava açıldığını, adi ortaklığın pilot ortağı ... İnşaat San.Ve Tic.A.Ş'nin de ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/244 Esasına kayıtlı davayı açtığını, 1.169.324,28 TL hak ediş alacağından şimdilik 5.000,00 TL ile teminat ve ek teminatların gelir kaydedilmesinden dolayı şimdilik 5.000,00 TL'nin kendisine ödenmesini talep ettiklerini, ... İnşaatın ise ... 45. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava ile teminat mektuplarının iadesini talep ettiğini, bu dosyaların davalı şirket tarafından açılan ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/901 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, dosyanın ticaret mahkemelerinin heyetli hale dönüştürülmesi sebebiyle ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.11.2016 tarihinde 2011/57 Esas ve 2016/612 Karar sayılı kararı ile dosya davacısı olan ... Konut ... A.Ş tarafından açılan asıl davayı reddettiğini, ... İnşaat tarafından ... 45. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan teminatın iadesi talepli davayı reddettiğini, davacı ... tarafından ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan 2008/244 Esas no.lu hakediş alacağının ve teminat bedeli alacağının tahsiline ilişkin davayı da teminat yönünden reddettiğini, ve 1.169.324,28 TL'lik hak ediş alacağı ile ilgili talebi de davacının aktif dava ehliyeti olmaması nedeni ile reddettiğini ve mahkeme kararının deracattan geçerek kesinleştiğini, zamanaşımı defi itirazlarının dikkate alınmadığını, davacı tarafından huzurdaki davanın 04.05.2009 tarihinde 10.000,00 TL'lik kısmi dava olarak açıldığını, akabinde 07.02.2017 tarihinde ıslah edildiğini, davacının davasını açmış olduğu tarihte kısmi olarak yönelttiği talebin zamanaşımına uğradığını, davacının davasının süresinde olduğu kabul edilmiş olsa bile 07.02.2017 tarihinde ıslah etmiş olduğu düşünüldüğünde, davacının bu kez ıslah ile artırdığı miktar için talebinin zamanaşımına uğradığını, her ne kadar temlik eden yüklenicinin ... 2.Ticaret Mahkemesinin 2007/901 Esas sayılı dosyası ile dava açmak suretiyle ... bu alacağı istemiş olduğu dikkate alınarak davanın süresinde olduğu iddia edilmekte ise de, dava konusu alacağın 03.07.2007 tarihinde temliken davacıya geçmiş olduğunu, yüklenicinin bu alacak üzerinde tasarruf ve dava açma hakkı bulunmadığını, yüklenicinin yapmış olduğu işlemlerin geçersiz olduğunu, davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, zamanışımı sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yüklenici firmaların borçları ve icra dosyaları dikkate alınmadığını, dava dosyasına yüklenici adi ortaklık firmalarının borçlarına ilişkin icra dosyalarından gelen 89/1 haciz ihbarları ve haciz müzekkereleri ve dava dosyalarının liste halinde ibraz edildiğini, bu dosyaların alacak hesabında dikkate alınması gerekirken yeterli inceleme yapılmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "..Mahkeme tarafından davanın 1.169.324,28 TL olarak kabulüne, 10.000,00 TL kısmının dava tarihinden, 1.159,324,28 TL kısmının ise ıslah tarihinden itibaren faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde davanın zamanaşımına uğradığı itirazında bulunmuş, davalının ıslah dilekçesine karşı da süresi içerisinde zamanaşamı itirazında bulunmuş ve davanın reddini istemiştir.
TBK'nın 147/6 maddesi gereğince, eser sözleşmelerinde zamanaşım süresi 5 yıl olarak düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre davalı tarafından dava dışı adi ortaklığın sözleşmesi 22.06.2007 tarihinde feshedilmiş ve davalı şirket defter incelemelerinde görüldüğü üzere 28.09.2007 tarihinde kesin hesap yapılarak hesap kesme hakediş alacağının mahsup işlemi yapılmış olup, kesin hakediş tarihinden itibaren 5 yıl içinde ıslah gerçekleştirilmediğinden, yapılan ıslah işlemi zamanaşımına uğramıştır. Bu durumda, her ne kadar bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 1.169.324,28 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de ıslah ile istenen kısım zamanaşımına uğradığından, mahkemece dava dilekçesi ile istenen 10.000,00 TL üzerinden davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılmak suretiyle 1.169.324,28 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur" gerekçesiyle "davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davacının davasının kısmen kabulüne, davanın 10.000,00 TL itibariyle kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalıdan tahsiline, davacının davasının 1.159.324,28 TL kısmı için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda bir yıllık diye bir zamanaşımı bulunmadığını, kaldı ki davacıya bu konuda ... 28. Noterliğinin 08.08.2007 tarih ve 20781 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek alacağın talep edildiğini, davalının, ... 18. Noterliğinin 17.08.2007 tarih ve 39005 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile hesap tasfiye işlemlerinin sürdüğünü belirttiğini, yine akabinde ... 28. Noterliğinin 04.12.2008 tarih ve 59895 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile temlik bedelinin talep edildiğini, davalının yine kesin hesabın yapılmadığını belirterek müvekkili şirkete ödeme yapmadığını, davalı tarafça ödeme yapılmayınca bu davanın açıldığını, davalının, ... 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/57 E. Sayılı dosyasında, davanın, müvekkili davacıya ihbarını talep ettiğini ve bu dilekçesinde istihkak bedelinin müvekkili şirkete temlik edildiğini belirterek ödemenin davacıya yapılabileceğini belirttiğini, müvekkilinin o davaya müdahil olduğunu ve istihkak bedelinin temlik gereği davacı müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, mahkemece yapılan temlik gereğince istihkak bedelinin davacı müvekkiline ödenmesi gerektiği için o dosyanın davacısı ... İnşaat San. ve Tic. A.Ş.'nin alacak davasının reddedildiğini, o dosyada davacının temlik gereği ödemenin müvekkili şirkete yapılması gerektiğini kabul ettiğini, dolayısıyla, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin kararının yerinde olmadığını, ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin taraflar arasındaki uyuşmazlığı 6098 sayılı ... Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayandırdığını, oysa müvekkili şirket ile davalı arasında yapılmış bir eser sözleşmesi olmadığını, müvekkili şirketin, davalının yüklenicisi olan dava dışı ...-... A.Ş. Ortaklığına mal sattığını ve yapılan satış karşılığı yapılan temlik sözleşmesi gereğince alacağını talep ettiğini, görüldüğü üzere taraflar arasındaki alacağın sözleşemeden kaynaklı alacak olduğunu, zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, dava dışı ... A.Ş-... ... A.Ş. Adi ortaklığının, davalı tarafa sözleşme karşılığı inşaat işi yerine getirdiğini, dava dışı adi ortaklığın istihkak usulü ... yapmış olup yapmış olduğu ... karşılığı ödeme aldığını, sözleşmeye konu işin tüm projelerinin davalı tarafından hazırlandığını, dava dışı ...-... A.Ş. adi ortaklığının hazırlanan proje üzerinden inşaat yaptığını, dolayısıyla yapılan işin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde, kararın yargılama giderleri yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, temlikname bedelinden doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı ... Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

3.Davalı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde; dosya içeriğinden davacı vekili fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL üzerinden dava açmış, mahkemece 10.000,00 TL üzerinden kabul kararı verilmiştir. Bu hususta kabul edilen kısım Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının altında kalmaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir.

4.Davacı vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Islah dilekçesi ile talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararında gösterilen gerekçenin usul ve kanuna uygun olduğu,zamanaşımını kesen yada durduran nedenlerin varlığının davacı tarafından ileri sürülüp ispatlanamadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı
Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtay duruşmasında
vekille temsil olunan taraflara verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz eden taraflardan alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. de bu yorum ve uygulamaya uygun olarak ıslahla artırılan kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yargısal uygulamalar bu yönde süregelmiş ise de 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı nedeniyle yerleşik uygulamadan dönülmesi gerekip gerekmediğinin bu karar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sözünü ettiğimiz 24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında "kısmi davada, dava konusu miktarın kısmi ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin artırılması halinde, artırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği belirtilmiştir.
Bu karar zamanaşımı ile ilgili değilse de İçtihadı Bileştirme Kararlarının konularıyla sınırlı, sonuçlarıyla bağlayıcı olmakla birlikte gerekçeleriyle de yol gösterici olduğu unutulmamalıdır. Bu yol göstericilik kararın sonuç kısmının yorumlanması, kapsamının belirlenerek uygulanması için gerekli olduğu kadar, dayandığı esasların başka müesseselerin yorumlanıp uygulanabilmesinde de geçerli olacaktır.
Yol göstericilik konusunda kararın tüm gerekçeleri değil; ana sonuçla bağlantılı ve bu sonuca hangi hukuksal nedenlerle varıldığını gösteren temel gerekçeler esas alınmak suretiyle bir sınırlama getirilmesi de içtihadı birleştirme kararlarının mahiyetine uygun bir sonuç olacaktır. Kaldı ki Yargıtay Kanunu 45/5. maddede içtihadı birleştirme kararlarının benzer hukukî konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlayacağı düzenlenmiş olduğundan benzer konular için de bu içtihadı birleştirme kararının uygulanması bir zorunluluktur.
24.05.2019 tarihli içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesi; ıslahla miktar artırımının ek dava niteliğinde olmayıp dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi olduğudur.
Bu temel gerekçenin varlığı; kararda yer verilen "...Ek dava ile kısmi dava arasında paralellik mevcut ise de ıslahla ilgili sorunların yine ıslah müessesi kapsamında sonuçlandırılarak değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle dava değerinin artırılması kısmi ıslah kapsamında olduğundan süregelen davanın devamıdır ki yeni bir dava ve ek dava olarak kabul edilemez. Artırılan tutar için harç yatırılması bir usul işlemidir; yeni bir dava açıldığı şeklinde yorumlanamaz..." biçimindeki açıklamalarda ve "...bu amaçla verilen bir ıslah dilekçesi dava dilekçesindeki istem ve ferilerini ortadan kaldırmayacak, sadece istenilen alacak rakamını değiştirecektir. Hal böyle olunca ıslahla artırılan tutar, yeni bir dava olmadığından, ilk dava dilekçesinde yer alan bütün unsurlar faiz istemi de dahil olmak üzere, ıslahla artırılan kısım için de uygulanabilir olmalıdır..." şeklinde yapılan açıklamalarda açıkça görülmektedir. Bu ifadeler kararın; sonuç kısmıyla da uyumlu ana ve en temel gerekçeleridir
Bu karar temel gerekçesinden soyutlanarak yorumlanıp uygulanamayacağına göre, ıslahla miktarın artırılması halinde, bu miktar değişikliğinin, zamanaşımının kesilmesine neden olup olmadığı, zamanaşımını kesecek bir işlem ise hangi tarihte zamanaşımının kesileceği konusunda da kararın bu ana gerekçesinden yararlanılmalıdır.
Bu karar ile ıslahla miktar artırımı ek dava olarak görülmemiş ve sadece dava dilekçesinde yazan miktarın değiştirilmesi, diğer bir ifadeyle bu miktarın düzeltilmesi olarak görülmüştür. Bu kararın sonucu olarak miktar artırımına ilişkin yapılan ıslahın da artık ek dava olarak görülmesi mümkün olmayıp dava dilekçesindeki miktar kısmının düzeltilmesi olarak kabul edilmesi gerekir. Düzeltilen dava dilekçesi olduğuna göre davacı tarafından ıslahın teşmil edildiği tarih de ilk dava tarihi olacaktır.

Dava tarihine teşmil edilecek şekilde bir ıslah gerçekleştiğine göre, ıslahla artırılan miktar için de dava tarihinin artık ilk dava tarihi kabul edilmesi ve dava açılmakla zamanaşımının kesileceğine dair BK 133/1 bent 2 (TBK 154/1-bent 2) hükmünün ıslah edilen miktar için de ilk dava tarihi esas alınarak uygulanması gerekir.
Bu maddede dava açılmakla zamanaşımının kesileceği düzenlenmiş ancak ıslah dilekçesi verilmekle zamanaşımının kesileceği düzenlenmemiştir. Islahla miktar artırımının ek dava niteliğinde olmadığı bu kararın gerekçesinde açıkça belirtildiğine göre bu madde; artık ek dava hükümlerine göre ıslahla artırılan miktar için zamanaşımını kesebilecek bir hüküm olarak yorumlanabilmekten çıkmıştır.
Islah yeni bir dava veya ek dava sayılmadığına göre, ıslahın BK 133/1 bent 2. maddeye dayalı olarak zamanaşımını kestiği kabul edilemez. Islah bir dava sayılıp zamanaşımını kesmiyorsa artık BK 136/1. maddede yer alan "Bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar." düzenlemesine dayalı olarak da ıslah edilen miktar için her yargılama işleminde zamanaşımı kesilmeyecektir. Bunun sonucu olarak da yargılama sırasında dahi ıslahla artırılan miktarın zamanaşımına uğraması tehlikesi ortaya çıkacağından, bu durum ıslahla miktar artırımlarını yok denebilecek seviyeye getirebilecek ve ıslahla kolaylaştırılmak istenen hak arama hürriyetinin bir başka yönüyle bu kez sınırlanmasına yol açmış olacaktır.
Islahla miktar artırımı dava veya ek dava sayılmadığı için BK 133/1 bent 2. madde gereğince zamanaşımı kesilmez ise de yukarıda da belirttiğimiz üzere bu ıslah dava dilekçesindeki miktarın değiştirilmesi ve düzeltilmesi olduğundan ıslahla artırılan yeni istem için de zamanaşımının ilk dava tarihinde kesilmiş sayılması gerektiği sonucuna varılmalıdır.

Dava konusunun tümüyle değiştiği tam ıslahta zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplananacağı doktrin ve uygulamada tümüyle kabul edilir iken dava konusunun dahi değişmediği ek dava dahi sayılmadığı konusunda açık gerekçe içeren ve bu gerekçeyle sonuca giden içtihadı birleştirme kararına rağmen, ıslahla miktar artırımında zamanaşımının ilk dava tarihine göre hesaplanmaması da çelişkili bir uygulama ve yorum olacaktır.
Diğer yandan aynı usul işlemi olan ıslahla miktar artırımı temerrüt faizi yönünden ek dava sayılmaz iken diğer yandan zamanaşımı için ek dava sayılmış olacaktır. Bu ise aynı usul kurallarının değişik maddi hukuk taleplerinde farklı uygulanması, farklı yorumlara tabi tutularak farklı sonuçlara varılması anlamını taşıyacak ve başka bir boyutta olmak üzere ayrı bir çelişki oluşturacaktır.
Açıkladığım nedenlerle ıslahla artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihine göre hesaplanması gerektiği şeklindeki yerleşik uygulamadan 24.05.2019 tarihinde verilen 2017/8 esas, 2019/3 karar sayılı bir içtihadı birleştirme kararında varılan sonucun temel gerekçesini oluşturan medeni usul yorumları karşısında artık dönülmesi ve zamanaşımının dava veya ek dava sayılmayan ıslahla miktar artırım tarihine göre değil davanın açıldığı ilk tarihe göre hesaplanması gerekir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; ıslahla artırılan kısım için ilk dava tarihine göre zamanaşımı dolmamıştır. Buna göre ıslahla artırılan kısım için işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu kısım yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.