Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, taraflar arasında protokol başlıklı sözleşme yapıldığını, buna göre kendisene ait 156-163-219-550- 761-1156-810-1934 parsel sayılı taşınmazlardaki hiselerini davalı ...'a, aynı köyde davalı ... ait 143-154-548-1147-1890 parsel sayılı taşınmazların ise kendisine devri konusunda anlaştıklarını, kendisinin devir yaptığını ancak davalı ...'nin 1980 parsel sayılı taşınmazı kendisine devretmediğini ve bedelini de ödemediğini, kendi yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle davalı ... ile diğer davalıların edimlerini yerine getirmesi gerektini ileri sürerek devredilmeyen hisse bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 3.000 TL sinin tahisilini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davanın kabulü ile; dava konusu 23.156,25 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı, bu davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 3.000 TL'nın davalılardan tahsiline karar verilmesini ... Sulh Hukuk Mahkemesinden istemiştir. Eldeki dava 26.05.2011 tarihinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle açılmış olup, davanın açıldığı tarih itibarıyla 6100 Sayılı Yasa değil, 1086 Sayılı HUMK yürürlüktedir. Nitekim 6100 Sayılı Yasa'nın geçici 1.maddesi " Bu kanunun yargı yolu ve göreve ilişkin hükümleri, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanmaz " hükmünü ihtiva etmektedir. Davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle eldeki davayı açtığına göre davanın açıldığı tarih itibariyle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Üstelik dava devam ederken davacı tarafından dava değeri yükseltilmiş ve mahkemece de 23.156,25 TL alacağa hükmedilmiştir. Hal böyle olunca davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girerek hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalıların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenlerle davalıların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.