Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

Davacı; 119 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kök muris babası ....’in tasarrufunda iken sağlığında mirasçılar arasında yapılan taksimle kendisine intikal ettiğini, taşınmazı malik sıfatıyla nizasız fasılasız kullanıyorken kadastro çalışmalarında davalı adına tespit gördüğünü öğrendiğini, ancak süresinde itiraz edemediği için kadastro tespitinin kesinleştiğini, nüfusta yaptığı araştırmada .... Mahallesinde ve ilçede ... oğlu ... ... diye birine rastlamadığını, taşınmazın kendisi tarafından kullanıldığını herkesin bilmesine rağmen yanlış beyan sonucu kadastro tespitinde davalı adına tespit gördüğünü, böyle bir kişinin de gerek mahallede gerekse de ilçede bulunmaması sebebiyle taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... oğlu ... ... davaya cevap vermemiş, mahkemece resen davetiye çıkarılan davalı ... temsilcisi ve davalı ... vekili davacının davasını ispat etmesi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece; davanın kadastro öncesi hukuki sebebe dayalı bağış akdi ile eklemeli zilyetlik suretiyle taşınmaz iktisabı dolasıyla açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, mahalli bilirkişi ve tanıklar ittifak ile taşınmazın evvelinde davacı murisi kullanımında olup herhangi bir niza ya da fasıla olmadığını, murisin çocukları arasında paylaştırıp taşınmazı davacıya verdiğini, ... oğlu ... ... isimli kimsenin olmadığını, Yıldırım olarak ... Yıldırım isimli şahsın komşu taşınmaz maliki olmasına rağmen dava konusu taşınmaz da bir hakkının olmadığını beyan ettikleri belirtilerek beyanların somut ve maddi vakıalara dayalı kendi içlerinde ve aralarında tutarlı olduğundan dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, davalı ... Tüzel Kişiliği yönünden davanın husumet dolayısıyla reddine karar verilmiştir. Karar, davalı ... temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

kadastrodan önceki hukuki sebeplere ve T.M.K’nın 713/1,3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde yazılı bulunan mülkiyet aktarımına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kadastro Kanunu 12.maddesindeki hak düşürücü süre geçmeden kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı açılan davada, dava öncelikle tapu malikine kayıt maliki ya da malikleri ölü ise mirasçılarına karşı açılmalıdır. Kayıt malikinin mirasçı bırakmadan ölmüş olması halinde TMK’nın 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla dava ...’ye yöneltilerek açılır veya daha sonra bu durumun anlaşılması halinde anılan madde gereğince dava, ...’ye yöneltilir.
Bu nedenle öncelikle, mahkemece, kayıt maliki ... oğlu ... ...’ın hasımlı veraset belgesinin alınması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, veraset davasında ...’nin hasım olarak gösterilmesi, alınacak veraset belgesine göre mirasçılarının bulunduğunun anlaşılması durumunda davanın mirasçılarına yöneltilmesi, böylece taraf teşkilinin açıklandığı biçimde sağlanması, ondan sonra davada dayanılan hukuki sebepler ayrı ayrı göz önünde bulundurularak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu aşamada ...'nin taraf durumunu almasında hukuki yararı bulunmakta olup temyiz isteği yerindedir. Ancak, kayıt maliklerinin mirasçılarının belirlenmesi halinde ...'nin hukuki yararı ortadan kalkmaktadır. Taraf teşkili tamamlandıktan sonra davanın kadastrodan önceki hukuki sebebe dayalı senetsizden kadastro yoluyla tapuya tescil edilmiş taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil isteği de gözönüne alınarak, zilyetlik olgusunun her türlü delille kanıtlanabileceği gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm delillere göre karar verilmesi gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.