Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı iş yerinde İmalat Müdürü olarak 15.03.1997-30.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını ancak ilk işe girişinin 01.02.1999 tarihi olarak görünmekte olup SGK kaydının yaklaşık 2 yıl geç yapıldığını ve iş akdinin haksız feshedildiğini ileri sürerek; kıdem tazminatını, ihbar tazminatını, fazla mesai alacağını, resmi milli bayram alacağını ve yıllık ücretli izin alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği fazla çalışma ve genel tatil alacaklarına karşı, ayrıca davacının 2008 yılı öncesinde gerçekleşen ilk dönem çalışmasına ait tüm alacak taleplerine karşı zamanaşımı definde bulunduklarını, davacının SGK kayıtlarında görülen süre ve ücret üzerinden iki dönem olarak çalıştığını, davacının müvekkilini 2.511,80 Kg has altın tutarında zarara uğratılmasındaki sorumluluğunun anlaşılması üzerine 2008 yılında işten çıkarıldığını ve yaklaşık 8 ay çalışmadığını, sonra tekrar işe alındığını dolayısıyla çalışmasının kesintisiz olmadığını, ilk dönem hizmetinin kıdem ve ihbar tazminatını doğurmayacak bir sebeple sona erdiğini, davacının işten çıkarılmadığını, iş yerini terk etmek sureti ile şirket ortaklarından ... ile birlikte kendi isteği ile ayrıldığını, davacının ayrılma sebebinin ortaklıktan ayrılan ...'le birlikte çalışma isteği olduğunu, ... tarafından kurulan ... Kuyumculuk San. Ve Tic. A.Ş'ne ait imalathanenin üretim sorumlusu olarak aynı işi yapmaya devam ettiğini, ortakların ortaklığı sona erdirmesi nedeni ile tercih yaparak ...'le birlikte işyerinden ayrıldığını, çalıştığı süre içinde işyerindeki en üst düzey işveren vekili (fabrika müdürü) olarak çalıştığını, mesai saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak,davanın reddini ve birleşen davada davacı ... Kuyumculuk 09.06.2014 tarihli dilekçesi ile ... aleyhine ... 12. İş Mahkemesi'nin 2014/265 E. sayılı dosyası ile açmış olduğu alacak davası ile, davalı ...'nın, üretimden sorumlu müdürlük yetkisini kötüye kullanarak ...'a olan 50,000 TL şahsi borcuna karşılık 22.01.2008 tarihinde müvekkiline ait toplam 2.511,80 gr ağırlığında ve 1.469,40 gr has altın değerindeki altını kendi borcuna karşılık ...'a teslim ettiğini, ...'un davalı yardımı ile almış olduğu bu altını bir daha geri getirmediğini iddia etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacı fazla mesai, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacağı talebinde bulunmuş ise de; davacının iş yerinde üst düzey yönetici konumunda ve işverenin kız kardeşi ile evli olduğu, ayrıca ... 2. İş Mahkemesi'nin 2008/723 sayılı dosyasında verdiği beyanı nazara alınarak bu alacak taleplerinin reddi gerektiği, davalı şirket tarafından birleşen dava ile her ne kadar 50.363,00 TL zararın tazmini isteminde bulunmuş ise de ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2008/760 - 2011/224 sayılı dosyası ile sanık ...'un hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 01/11/2013 tarihinde Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2013/10252 - 16413 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilerek hükmün kesinleştiği bu ceza yargılamasına dayanılarak açılan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/144 - 2013/495 sayılı dosyası ile sanık aleyhine açılan davanın kabulü suretiyle sanıktan zararın tazminine karar verildiğinin görüldüğü,birleşen dava ile aynı olaya ilişkin olarak; davacının, sanıktan borç para alması suretiyle meydana gelen olayda kusuru bulunduğundan bahisle zararın tazminini istenmiş ise de; ceza yargılaması sonucunda verilen ve kesinleşen mahkeme ilamının suçun işlenmesindeki olayın oluş şekline ilişkin kabulünü değiştirecek nitelikte delillerinin incelenmesinin mümkün olmadığı, anılan ceza yargılamasında sanığın da verdiği borca karşılık altınları rehin tuttuğuna ilişkin bir iddiasının dahi bulunmadığı anlaşıldığından ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama, mahkemenin kabulü ve kurulan hükmün aksine iddia ile açılan tazminat davasının reddine, tüm dosya kapsamı, tarafların delilleri, hizmet cetveli, işyeri kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporu ile ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 2008/760-2011/224 sayılı dosyası ve ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008/144 - 2013/495 sayılı dosyası birlikte değerlendirildiğinde hizmet akdinin davalı tarafından haksız nedenle feshedildiği anlaşıldığından alacak kalemleri belirlenmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, ... 16. Asliye Ceza Mahkemesi 'nin 2008/760-2011/224 sayılı dosya ile verilen ve kesinleşen ilam nazara alınarak birleşen davanın reddine karar verilerek hüküm kurulmuştur.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Somut uyuşmazlıkta davalı vekili 22.03.2018 havale tarihli temyiz dilekçesine ek dilekçesi ile davacının davalı şirket aleyhine ... 3. İş Mahkemesi'nin 2017/270 Esas sayılı hizmet tespiti davası açtığını ve bu davanın bekletici mesele yapılması talebinde bulunmuştur.
Davacının açmış olduğu hizmet tespiti davasının sonucunun eldeki davayı kesin şekilde etkileyeceği şüphesizdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bekletici sorun başlığı altında düzenlenen 165. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. Dosya içeriğine göre, hizmet tespiti davası bu davaya göre öncelik taşıdığından ve söz konusu tespit davasında verilecek kararın tarafları bağlayıcı özelliği dikkate alındığında davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve mahkemece sonucunun beklenmesine karar verilen ve derdest olduğu anlaşılan hizmet tespiti davasının sonucu beklenmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.04.2018 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Davacı işçi tarafından açılan tazminat ve alacak davasında verilen kararın davalı vekili tarafından davacının karardan sonra hizmet tespiti davası açtığı da belirterek temyizi üzerine “tarafları bağlayıcı özelliği dikkate alındığında davacı tarafından davalı aleyhine açılan ve mahkemece sonucunun beklenmesine karar verilen ve derdest olduğu anlaşılan hizmet tespiti davasının sonucu beklenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bekletici sorun başlığı altında düzenlenen 165. maddesinin 1. fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçilik alacakları ile ilgili dava açmış, alacaklara esas hizmet süresi ve ücreti toplanan delillerle belirlenmiş ve buna göre alacakları hesaplanmıştır. Mahkemece buna göre alacaklar hüküm altına alındıktan sonra davacı alacaklara esas hizmet süresinin Sosyal Güvenlik Hakkı kapsamında tespiti ve priminin belirlenmesi için karardan sonra bu dava dosyasını delil de göstererek hizmet tespit davası açmıştır. Hizmet tespiti davası, karardan (hükümden) sonra açılmıştır. Davacının işçilik alacaklarına esas hizmet süresi davalı tanığı beyanı esas alınarak belirlenmiştir. Bu durumda karardan(hükümden) sonra açılan hizmet tespiti davasının bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur. Zira bu dava dosyası hizmet tespiti için delil olarak gösterilmiştir. Deliller toplandığına ve yargılama davam ederken açılan bir hizmet tespiti davası açılmadığına göre kararın yazılı gerekçe ile bozulması hatalı olmuştur. Karar esas yönünden kanuna uygun olup onanması gerekirken, bozulması isabetli olmadığından çoğunluk görüşüne katılınmamıştır. 24.04.2018