İstinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.03.2020 tarih ve 2017/135 Esas, 2020/143 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.01.2021 tarih ve 2020/955 Esas 2021/90 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 04.04.2022 tarihli ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Gizli tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı,
2. Adli Tıp raporuna itiraz dilekçesinin değerlendirilmediğine,
3. Suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına
4. Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan inceleme sonunda;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.03.2012 tarih 2011/10 Esas, 2011/387 sayılı Kararda açıklandığı üzere;
Ceza Muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
Adli Tıp Kurumunun 28.06.2019 tarihli raporunda; "18.01.2011,24.01.2011,25.01.2011,03.02.2011 ve 10.02.2011" isimli medya dosyaları ses örnekleri ile sanığa ait alınan ses örneklerinin mukayeselerinin inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan ses örnekleri, mukayese konusu ses örnekleri ile benzerlikler gösterdiğinin bildirilidiği, (+1) şeklinde değerlendirildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosyada sanığın savunmasının aksine olay tarihinde olay yerinde bulunduğuna ilişkin kesin ve net bir delilin elde edilemediğinin anlaşılmış olması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
2. Sanığın katıldığı belirtilen yasa dışı toplantı ve yürüyüşlerin bir kısmının ... ve Demokrasi Partisi çağrısı ile yapıldığı, bir kısmının ise örgüte yakın haber sitelerince yapıldığı tespit edilmiş ise de; sanığın bu yasa dışı toplantı ve yürüyüşlerde suç oluşturacak eylem ve davranışlarda bulunmadığı sadece katılımcı olduğu ve dosya kapsamında yasa dışı toplantı ve yürüyüşleri organize ettiğine dair delil de bulunmadığı gözetilerek; sanığın bu haliyle dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin örgüte sempati düzeyini aşarak, hiyerarşik yapısına girip organik ilişki içinde olduğunu gösterir çeşitlilik, yoğunluk ve süreklilik arzetmediğinden, müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 14.01.2021 tarih ve 2020/955 Esas 2021/90 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Diyarbakır 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.01.2024 tarihinde karar verildi.