Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın temyiz sebepleri; verilen kararın suça göre ağır olduğuna, sigara ticareti yapmadığına ve kararın bozulması talebine ilişkindir.
Suç tarihinde kolluk tarafından otogarda yapılan devriye görevi sırasında yolcu otobüsünün bagajındaki sanığa ait valizde yapılan aramada 60 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasına muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık savunmalarında; suça konu sigaraları içmek için bulundurduğunu, ticari amacının olmadığını beyan etmiştir.
Arama işlemine dayanak teşkil eden Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli ve 2013/2152 Değişik İş sayılı kararı dosyada mevcuttur.
Yolcu otobüsündeki sanığa ait valizde şüphe üzerine Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli ve 2013/2152 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, valizde 60 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; anılan arama kararının 19.07.2013-05.08.2013 tarihleri arasındaki süre itibarıyla geçerli olup, suç tarihini kapsamadığı, sigaraların ele geçirildiği valizde arama yapılmasına dayanak teşkil eden mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, sanığın kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair ikrarının da olmadığı cihetle, Anayasa'nın 38 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 206 ncı maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ve yine aynı Kanun'un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, hukuka aykırı surette elde edilen delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı, sanığın ikrarı da bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 18.01.2024 tarihinde karar verildi.
(Karşı düşünce)
Değişik Gerekçe ile Karşı Oy
Yolcu otobüsündeki sanığa ait valizde şüphe üzerine Adana 3.Sulh Ceza Mahkemesinin 19.07.2013 tarihli ve 2013/2152 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden yapılan aramada, valizde 60 karton kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; anılan arama kararının 19.07.2013-05.08.2013 tarihleri arasındaki süre itibarıyla geçerli olup suç tarihini kapsamadığı, sigaraların ele geçirildiği valizde arama yapılmasına dayanak teşkil eden mahkemece verilmiş usulüne uygun bir arama kararı olmadığı gibi gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle Cumhuriyet Savcısı tarafından da verilmiş bir yazılı arama izni ya da Cumhuriyet Savcısına ulaşılamaması nedeniyle kolluk amirince verilmiş yazılı arama emri de bulunmaması karşısında, hukuka aykırı arama sonucu ele geçen eşyanın yasak delil niteliğinde olduğu, sanığın kaçak sigaraları ticari amaçla bulundurduğuna dair ikrarının da olmadığı cihetle, beraat yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Aynı zamanda delil olan arama kararı uygulaması sonucu ele geçen suç eşyalarını yasak delil olarak kabul edilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Şöyle ki, yasak delil CMK 148 inci madde de düzenlenmiş olup, sanığa kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir ve tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel ve ruhsal müdahale ile Kanuna aykırı vaat olarak sayılmıştır. Aynı maddenin 3 üncü fıkrasında yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez, 4 üncü fıkrasında müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz hususları yer almaktadır.
Sonuç olarak bozma kararına katılmakla birlikte hukuka aykırı delilin gerekçe bölümünde yasak delil olarak kabul edilmesinde ki çoğunluk görüşüne muhalifim.