Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; 6100 sayılı Kanun’un 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği hükmün temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Davacı vekili 16.04.2018 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/240 Esas, 2018/62 Karar sayılı dosyasında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlamasıyla ile yargılandığını ve beraat ettiğini, 10/03/2017-13/03/2017 tarihleri gözaltında kaldığını ve 13/03/2017-07/06/2017 tarihleri arasında tutuklu kaldığını beyan ederek 100.000,00 TL manevi, 50.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir.

2.Davalı vekili 04.05.2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle; tazminat miktarının yüksek olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2018 tarihli ve 2018/242 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

4.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/453 Esas, 2019/299 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 04.10.2021 tarihli, davacı vekilinin temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.

Davacı vekilinin temyiz sebepleri;
Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna, ilişkindir.

III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü;
Davacının Sakarya Büyükşehir Belediyesinde itfaiye eri olarak çalışmakta iken silahlı Terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma açıldığı, davacı ...'ın 10/03/2017 tarihinde gözaltına alındığı, Sakarya 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 13/03/2017 tarih 2017/228 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildiği, mahkemenin 07/06/2017 tarihli kararı ile tahliye edildiği, Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 22/02/2018 tarih 2017/420 Esas, 2018/62 Karar sayılı dosyasından beraat kararı aldığı, kararın istinaf edilmeden 02/03/2018 tarihinde kesinleştiği, davacının 10/03/2017-07/06/2017 tarihleri arasında gözaldığında ve tutuklulukta geçirdiği sürelere ilişkin herhangi bir mahsup kararının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2007/8-2 E 2007/63 K sayılı kararında da hükmedildiği üzere bu tür davalarda manevi zarar, haksız yakalama veya tutuklamaya maruz kalan kişilerin salt bu yüzden duydukları üzüntü ve acıya karşılık olup, mahkemece bu zarar tayin ve takdir edilirken, hukukun genel prensiplerinden hareketle, davacının duyduğu acı ve üzüntünün derecesi, haksız olarak tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği süre, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, davacının ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulmalıdır. Yine yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre manevi tazminat cezalandırma ya da zenginleşme aracı değildir. Bu ilkeler gözetilerek davacı tarafın manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiştir.

Maddi tazminat bakımından;

Dava dilekçesinde davacını Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İtfaiye Daire Başkanlığı'nda alt işveren bünyesinde itfaiye eri olarak çalıştığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi ekinde sunulan maaş bordrosu ve SGK tarafından 21.05.2018 tarihli olarak verilen cevabi yazı esas alınarak davacının haksız koruma tedbirinin uygulandığı tarih aralıklarındaki kazancına göre net kazanç kaybı belirlenmiş ve bilirkişi tarafından düzenlenen 25/09/2018 tarihli raporda 5.884,68 TL maddi zararı olduğu tespit edilmiştir.

Her ne kadar dava dilekçesinde hem haksız koruma tedbirinin uygulandığı tarihte hem de davacının tahliye tarihinden yeniden işe girdiği tarihe kadar olan kazanç kaybına göre maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de haksız koruma tedbirleri nedeniyle maddi tazminata konu edilebilecek dönemin ancak koruma haksız koruma tedbirinin uygulandığı dönem olabileceği göz önüne alınarak davacının tahliye tarihinden sonraki döneme ilişkin söz konusu talebine itibar edilmemiştir.

Manevi tazminat bakımından;
Davacının 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen ve silahlı terör örgütü FETÖ/PDY örgütü tarafından gerçekleştirildiği açık olan darbeye teşebbüs olayından sonra böylesine bir suçla suçlanan kişinin yakın çevresinde ve toplum içinde düştüğü zor durum ve sosyal baskı ile ruhsal acı dikkate alındığında böyle ağır bir suçlamayla gözaltına alınıp sonradan beraat etmiş olması karşısında manevi tazminat talebi hakkında karar verilirken suçlamanın ağırlığı da dikkate alınarak haksız olarak gözaltında kaldığı süreler için 10.000,00 TL ye hükmedilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
''...Davacının gözaltına alındığı ve tutuklu kaldığı döneme ilişkin olarak şoför olarak çalıştığı işyerinden aldığı net ücreti üzerinden tamamında tutuklu kalınan aylar için bir aylık asgari ücret tam olarak verilmek suretiyle hesaplama yapılarak tespit edilecek 5.818.38 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, aylık asgari ücret 30 güne bölünüp, belirlenen günlük miktarın ayların çektiği günlerle çarpılması şeklinde hatalı hesaplama yapan bilirkişi raporu hükme esasa alınmak suretiyle fazla miktarda maddi tazminata ve bu nedenle ayrıca fazla miktarda vekalet ücretine hükmedilmesi,

Hukuka aykırı, davalı vekilinin istinaf istemleri bu nedenle yerinde görüldüğünden, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu aykırılık Anayasanın 141/son. ve 6100 sayılı HMK.nun 353/1-b. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hükmün 1.fıkrasından "5.884.68 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "5.818,38 TL" ibaresinin eklenmesi, yine hükmün vekalet ücretine ilişkin kısımdan "1.906.16 TL" ibaresinin çıkartılması ve yerine "1.898.20 TL" ibaresinin yazılması sureti ile sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hüküm DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,'' karar verilmiştir.

Tazminat talebinin dayanağı olan Sakarya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/420 Esas, 2018/62 Karar sayılı ceza dava dosyasında davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10.03.2017-07.06.2017 tarihleri arasında 89 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama üzerine 22.02.2018 tarihinde beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 02.03.2018 tarihinde kesinleştiği ve davanın 5271 sayılı Kanun'un 142 nci maddesinin birinci fıkrasında belirlenen süre içerisinde yetkili ve görevli mahkemede açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin temyiz sebebi yönünden;
Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilen manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklulukta kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti yapıldığından hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 30.04.2019 tarihli ve 2019/453 Esas, 2019/299 Karar sayılı kararında davacı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.