Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Aralık-2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 25.02.2013 olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilmesi olanaklı maddi yazım hatası olarak kabul edilmiştir

I- Sanıklar ... ve ... hakkında yağma suçundan dolayı kuralan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;

Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08/10/2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının TCK’nin 53.maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş,

Yağma suçunu geceleyin, konutta ve birden fazla kişi ile birlikte işleyen sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1. maddesinin (c-h) bentlerinin yanında (d) bendi ile de uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi de karşı temyiz olmadığından; anılan hususlar bozma nedeni yapılmamıştır.

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulu'nun takdirine göre,
sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnameye kısmen uygun olarak ONANMASINA,

II- O yer Cumhuriyet Savcısının; mağdur sanık ... hakkında verilen yağma suçu ile sanık ... hakkında kasten yaralama ve tehdit suçlarından dolayı kurulan ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin hükümlere yönelik temyiz itizlarının incelemesine gelince;

... ile resmi nikah ile evli olduğu halde, İzmir’de tanıştığı sanık ... ile birlikte yaşamaya başlayan (mağdur) sanık ...’nun sanık ...’in isteği ile Diyarbakır’a taşındıkları, sanık ...’in sürdürdüğü yaşam tarzından rahatsız olan (mağdur) sanık ...’nun İzmir’e dönüp gazinolarda garson olarak çalışmaya başladığı, tarafların aile bireylerinin araya girmesi üzerine sanık ... ile (mağdur) sanık ...’nun bir araya geldikleri, bu dönemlerde sanık ...’in; (mağdur) sanık ...’na, eşi ... ...’nu kastederek “Seni üzenlerden intikam alacağım” şeklinde konuşmalarda bulunup devam eden günlerde söylemini eyleme çevirerek ... ... ve onun üvey babası ...’i darp edip, hürriyetinden alıkoyarak uygunsuz görüntülerini video ile kayda aldığı, bu görüntüleri (mağdur) sanık ...’na göstererek “Sana kötülük yapan kişilerin sonu hep böyle olacak” dediği, bu olaydan dolayı sanık ... hakkında İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/631 Esas numarası üzerinden kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda 05.12.2013 gün, 2013/631 Esas, 1033 Karar sayılı karar ile hürriyeti tahdit suçundan 8 yıl 4 ay (iki kez); özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 2 yıl 6 ay (iki kez) mahkumiyet hükmü aldığı, Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin 15.04.2014 gün, 2014/2463 Esas, 5077 Karar sayılı kararı ile hürriyeti tahdit suçununun onandığı, özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükmün ise “....Sanığın, oluşa uygun sabit kabul edilen TCK'nin 134/2. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. maddesi uyarınca soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete tâbi olduğu, mağdurların şikâyetçi olmadıkları, bu nedenlerle sanık hakkındaki açılan kamu davalarının TCK'nin 134/2, 139/1,73/1 ve CMK'nin 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması...” gerekçesi ile bozulduğu,

Sanık ...’in kısa bir süre sonra (mağdur) sanık ...’nun cep telefonuna bakıp (mağdur) sanık ...’nun daha önce çalıştığı gazinoya müşteri olarak gelip giderken tanıştığı mağdur ...’ın ismini görüp onun
maddi durumu hakkında sorular sorduğu, (mağdur) sanık ...’nun verdiği bilgiler üzerine mağdur ...’a bir tuzak kurup onun zorla parasını alma teklifinde bulunduğu, bunu kabul eden (mağdur) sanık ...’nun mağdur ...’ı olay günü telefonla arayıp buluştukları, bir müddet alkol tüketilen bir mekanda oturduktan sonra mağdur sanık ...’nun “Alkol almaya evde devam edelim” şeklinde konuşması üzerine mağdur ...’ın bunu kabul ettiği, (mağdur) sanık ...’nun, mağdur ...’ı diğer sanıklarla daha önce belirledikleri elektriği olmayan bir daireye getirdiği, içeriye girer girmez burada bekleyen sanıklar ..., ... ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen şahsın, mağdur ...’ın üstüne saldırıp çuvala benzer bir bezle gözlerini bağlayıp darp ederek 100.000,00 TL para istedikleri, aldıkları olumsuz yanıt üzerine mağdurun cebinde bulunan nokia marka cep telefonunu, 150,00 TL parasını ve Akbank kredi kartını zorla ele geçirip onu aracına götürüp “gözlerini 5 dakika sonra aç, sonra istediğin yere gidebilirsin” şeklinde konuştukları, mağdur ...’ın ise olaydan sonra 29.12.2012 günü kredi kartlarını iptal ettirmekle yetinip kolluk birimlerine başvuruda bulunmadığı;

(Mağdur) sanık ...’nun, sanık ...’in kötü davranışları yüzünden yanına ... ... ve ...’in görüntülerinin bulunduğu hafiza kartını da alarak evi terk ettiği, bir süre sonunda anılan bu hafıza kartını daha önceden tanıdığı taksici aracılığıyla polis merkezine ulaştırdığı, başlatılan soruşturma kapsamında alınan ifadesinde suç arkadaşları ile birlikte mağdur ...’a yönelik gerçekleştirdikleri yağma suçunu da anlattığı ve alınan ifadesinde; sanık ...’in tehdinden dolayı bu suça karıştığını, yaptıklarının yanlış olduğunu bildiğini bu yüzden mağdur ...’ın kredi kartı ile çekim yapmak istedikleri sırada bilerek yüksek limitler yazarak bankamatiğin para vermesini engellemeye çalışığını ileri sürdüğü, mağdur ...’ın aşamalarda değişmeyen ifadesinde olayı doğrulayıp, kredini kartını 29.12.2012 günü kartını iptal ettirdiğini belirttiği,
Akbank T.A.Ş'den gelen 09.05.2014 gün 4236 nolu yazıda mağdurun ...1736 numaralı ve ....6954 numaralı kredi kartlarının 29.02.2012 günü kullanıma kapatıldığının belirtildiği,
26.03.2015 tarihli bilirkişi raporuna göre suçun işlendiği zaman diliminin 28.12.2009 saat 22.00 – 29.12.2009 günü saat 03.00 olarak belirlendiği,
Celp edilen hesap hareketlerinin incelenmesinde yüksek meblağlı bir para çekim işleminin kayıtlara yansımadığı ve suç tarihine yakın günlerde nakit para
çekimi yapılmak istenildiğinde “nakit avans limiti yeterli değildir” ve/veya “yasa gereği kart nakite kapalı” şeklindeki kayıtların sisteme bilgi olarak düştüğünün izlenildiği,
28.09.2013 günlü bilirkişi raporunda “28.12.2012 günü saat 22.20’de hesap hareketlerine bakıldığı, 22.21’de 10,00 TL para çekildiği, bunun dışında olay tarihine yakın bir saatte şifre hatası ve yüksek meblağ yazılması (yetersiz bakiye) hususunda bir tespitin yapılamadığı” belirtilerek (mağdur) sanık ...’nun savunmasının doğrulanamadığının dosya kapsamından anlaşılması karşısında; (mağdur) sanık ...’nun diğer sanıklarla el ve eşbirliği içinde işlediği mağdur ...’a karşı yağma suçunun sübuta erdiği düşünülmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Kabule göre de; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29.07.2013 gün, 2013/1403 sayılı iddianamesiyle sanık ... hakkında mağdur ...’a karşı nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı TCK’nın 149/1-c-h maddesi uyarınca açılan kamu davası yanında, müstakil bir dava olarak (mağdur) sanık ...’na karşı kasten yaralama ve tehdit suçlarından 5237 sayılı TCK’nin 86/2. ve 106/1.(1.cümle) maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı gözetilmeden yargılama sonucunda açılan davaların karıştırılması suretiyle yazılı şekilde karar verilerek hükmün karıştırılması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 17.06.2019 gün oy birliğiyle karar verildi.