Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 51 inci maddeleri uyarınca hükmolunan 1 yıl 15 gün hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği özetle, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, mahkûmiyete yeterli delil bulunmadığına, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğine ilişkindir.
Sanık ve katılanların ... ... Muhasebeci Mali Müşavirler Odasına kayıtlı mali müşavir oldukları, sanığın Türkiye ... Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğine posta yoluyla göndermiş olduğu katılan ... adına sahte imza atılı 12.08.2014 tarihli dilekçeyle katılan ... hakkında ... ... Muhasebeci Mali Müşavirler Odasınca disiplin soruşturması açılmasına neden olmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, hukuki konusu kamu güveni olan "belgede sahtecilik" suçlarında mağdurun kamu olduğu nazara alındığında, sanığın, katılan ... adına sahte imza atılı suça konu dilekçeyi postaya vermekten ibaret eyleminin tek bir özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
2. Kabule göre;
a. 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin yedinci fıkrasında "hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere infaz hâkiminin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi hâlinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin" belirtilmesi karşısında; Mahkemece "Denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde sanığa verilen bu cezanın aynen infaz edileceğinin ihtarına" karar verilerek infazı kısıtlayacak şekilde hüküm kurulması,
b. 05.03.2015 tarihli iddianameye göre adli emanet memurluğunun 2015/89 sırasında kayıtlı suça konu belgenin akıbeti hakkında karar verilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Keşan 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.01.2016 tarihli ve 2015/179 Esas, 2016/19 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.