SUÇLAR: Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet, beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/146 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar ... ve ... hakkında, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatlerine,
2.Sanıklar ..., ..., Abdulmutttakip Kuzay hakkında, nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatlerine,
3. Sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ayrı ayrı 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
4. Sanık Abulmuttalip Kuzay hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca neticeten hükmolunan 1 yıl 8 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.
A. Katılan vekili, hükümleri süre tutum dilekçesiyle temyiz etmiştir.
B. Sanık ...'in temyiz isteği, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararının atılı suçu işlememesi nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık ...'ın temyiz isteği, iddianamenin aleyhine düzenlendiğine, savunmanın kısıtlandığına, hakkında HAGB verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
D. Sanık ...'nin temyiz isteği, atılı suçu işlemediğine ilişkindir.
Sanık ... müdafiinin temyiz isteği, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
1. Sanıkların, katılanın boş bir şekilde kaybetmiş olduğu suça konu... seri nolu çeki, 19.500,00 TL bedelli, keşide tarihi 20.03.2013 tarihi olacak şekilde sanık ...'e yazdırıp arkasını cirolattırdıkları ve 20.03.2013 tarihinde ... TEB bankası şubesine giderek çeki tahsil etmeye kalkıştıkları, bu şekilde sanıkların iştirak halinde resmi belgede sahtecilik ve bankanın maddi varlığı olan çeki kullanmak suretiyle bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna teşebbüs suçlarını işledikleri iddia edilmiştir.
2.a)Sanık ..., oğlu olan sanık ...'nın, sanık ...'dan bir kamyon tuğla satışı karşılığında suça konu çeki alıp kendisine verdiğini, kendisinin de Derya Tuğla firmasından bir kamyon tuğla aldığını, ismini hatırlamadığı şoföre bir kamyon tuğlayı hatırlamadığı bir adrese teslim etmesi için gönderdiğini, şoförün bildirdiği adreste kimsenin olmadığını söylemesi üzerine bir başka kişiye tuğlaları indirmesini söylediğini, daha sonra çeki bankaya götürüp kontrol ettirmek için gittiğinde tesadüfen çek sahibi ile karşılaştığını, çek sahibinin çekin kaybolduğunu söylediğini, bunun üzerine karakola gittiklerini savunmuştur.
b)Sanık ..., garsonluk yaptığı dükkana sanıklar ... ve ...'ın birlikte geldiklerini, her ikisini de önceden tanımadığını, yüklü hesap ödediklerini daha sonra sohbet ettiklerini, sohbet sırasında babasının tuğla sattığını söylediğini, sanık ...'ın da suça konu çek karşılığı tuğla almayı teklif ettiğini, kendisinin de kabul ettiğini savunmuştur.
c)Sanık ..., suça konu daha önce çeki hiç görmediğini, sanık ...'a hiçbir zaman çek vermediğini, sanıklar ... ve ...'yı sanık ...'nin yönlendirdiğini savunmuştur.
d)Sanık ..., suça konu çeki daha önce görmediğini, sanıklar ... ve ...'yı tanıdığını, ancak bu kişilerle herhangi bir alışverişinin olmadığını, sanık ...'i tanımadığını, sanık ...'e tehdit ile çek doldurtmadığını savunmuştur.
e)Sanık ..., suça konu çekteki yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, sanık ...'nin suça konu çekin de aralarında olduğu toplamda 9 adet çeki kendisini tehdit ederek zorla doldurtup imzalattığını savunmuştur.
3.a)Tanıklar ... ve ..., sanık ...'in TEB bankasına ait boş çeklerle yanlarına geldiğini, çekleri nasıl bozdururum dediğini, telefonla sanık ... ile görüşüp bu kişiyi yanlarına çağırdığını, daha sonra sanık ... ile birlikte gittiğini beyan etmişlerdir.
b)Tanık ..., ...'in kahvehanede otururken Gümrük Müşavirliğine ait 9-10 adet çeki kendisine gösterdiğini, daha sonra sanık ...'nin geldiğini, çeklerin sanık ...'nin isteği üzerine sanık ... tarafından doldurulduğunu beyan etmiştir.
c)Tanık ..., Derya Tuğla'nın muhasebecisi olduğunu, sanık ...'nın eskiden kendilerinden tuğla aldığını, ancak 3-4 yıldır kendisiyle hiç alışveriş yapmadıklarını belirtmiştir.
4. Suça konu çek aslı duruşmaya getirtilip incelenmiş, çekin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen çekin zorunlu unsurlarını taşıdığı tespit edilmiştir.
5. Sanıklar ..., ... ve ...'ın katılan ... tarafından boş olarak kaydedilen Türk Ekonomi Bankası ... Şubesine ait... seri numaralı çeki 19.500,00 TL bedelli 20.03.2013 keşide tarihli ve keşide yeri ... olarak tanzim ederek resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri gerekçesiyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetlerine; sanıklar ...ve ...'nın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı cezalandırılmaları talep edilmiş ise de; sanıkların atılı suçları işlediklerine dair mahkûmiyetlerine yetecek ölçüde, her türlü şüpheden uzan kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanıklar ...ve ...'nın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine; sanıklar ..., ... ve ...'ın sahte çek ile dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilmiş ise de; çek kullanılarak bir mal alımı yapılmadığı, dolayısıyla dolandırıcılık suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların atılı nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatlerine; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
A. Sanık ... Hakkında Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyizler Yönünden
1. Sanığın tekerrüre esas alınan ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesindeki dolandırıcılık suçunun, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakla, 6763 sayılı Kanunla değişik 5271 sayılı Kanun'un 254 üncü maddesi gereğince aynı Kanun'un 253 üncü maddesi uyarınca uzlaştırma isteminin yerine getirilip getirilmediği araştırıldıktan sonra hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı ile hükümden sonra 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı gereğince 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin yeniden değerlendirilmesinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/146 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, tekerrüre esas alınan Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/170 Esas ve 2010/304 Karar sayılı ilamında da, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulanmış olması karşısında, sanığın ikinci kez mükerrir olması nedeniyle 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin üçüncü fıkrasında belirlenen "ikinci defa tekerrür" hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
C. Sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükme İlişkin Temyizler Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, hükümden sonra 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3.... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/146 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2010 tarihli ve 2009/543 Esas, 2010/530 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün, UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre aynı Mahkemenin 03.11.2022 tarihli ek kararı ile uzlaşma nedeniyle düşürülmesi nedeniyle söz konu ilamın tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydındaki ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/839 Esas, 2008/241 Karar sayılı ilamın tekerrüre esas alınması gerektiği, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiş, söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
D. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından; Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyizler Yönünden
1. Sanık ...'in, keşidecisi İmece Gümrük Müşavirliği olan, TEB ... Şubesine ait katılanın kaybettiği suça konu boş çek yaprağını bir şekilde ele geçirdiği, suça konu çeki 20.03.2013 tarih ve 19.500 TL bedelli olarak doldurup piyasaya sürmesi için sanık ...'ye verdiği, ... ile ...'ın da bu çeki ... aracılığıyla ...'ya verdikleri, ... tarafından çekin ibrazı için bankaya götürüldüğünde çek sahibi olan katılan ile karşılaştığı, daha sonra katılan ve sanığın karakola gittikleri, her ne kadar sanık ... suça konu çekin, oğlu olan ... tarafından sanık ...'a satılan bir kamyon tuğla karşılığı alındığını, çekin alınmasından 1 gün sonra Derya Tuğla isimli firmadan 1 kamyon tuğla aldığını ve tuğlaları ismini hatırlamadığı şoför ile Saray ilçesinde adresini hatırlamadığı bir yere gönderdiğini, şoförün belirtilen adreste kimsenin olmadığı beyanı üzerine tuğlaları ismini hatırlamadığı bir müşterisine indirttiğini savunmuş ise de, sanık ...'nın tuğla alışverişine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi, çek karşılığı gönderdiği tuğlaları satın aldığını iddia ettiği Derya Tuğla isimli iş yerinin muhasebecisi suç tarihinden 3 yıl öncesine kadar sanık ... ile alışverişlerinin olmadığını beyan ettiği, sanık ...'nın savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanık ...'nın çeki aldığı oğlu sanık ...'nın çeki garsonluk yaptığı dükkana gelen ve daha öncesinde tanımadığı sanık ... ile birlikte gelen sanık ...'dan aldığını beyan ettiği, her ne kadar sanık ... çeki sanık ...'nin kendisini silahla tehdit etmesi sebebiyle doldurup imzaladığı beyan etmiş ise de tanık beyanlarından sanık ...'in çekleri sanık ... ile iş birliği içinde hareket edip rızaen doldurup imzaladığı, sanıkların fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek sahte olduğunu bildikleri suça konu çeki tahsil etmeye çalıştıkları anlaşılmakla sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'a atılı nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkumiyetlerine; sanıklar ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek beraat hükümleri kurulması,
hukuka aykırı bulunmuştur.
A. Sanık ... Hakkında Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyizler Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) ve (C) bentlerinde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/146 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanıklar ... ve müdafii ile sanık ...'in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün (B-4) bendindeki tekerrüre esas alınan mahkeme bilgilerinin "... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/839 Esas, 2008/241 Karar sayılı ilamı" olarak değiştirilmesi; hüküm fıkrasından (C-4) bendinin çıkartılarak, yerine ''Sanık hakkında daha önce Malkara Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/170 Esas ve 2010/304 Karar sayılı ilamı ile 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulandığı ve bu hükmün 03.01.2011 tarihinde kesinleştiği, hükmün kesinleşmesinden sonra sanığın yeniden suç işlediği ve ikinci kez mükerrir olduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçlarından; Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Temyizler Yönünden
Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli ve 2013/146 Esas, 2015/183 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.