Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının 2. kez bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığını, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğinden davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçelerinde, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.

III. MAHKEME KARARI (I)
Mahkemenin 12.05.2011 tarihli ve 2009/661 Esas, 2011/194 Karar sayılı kararı ile; ivazlar arasında önemli oransızlık olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ (I)

1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 03.12.2012 tarihli ve 2012/12662 Esas, 2012/13378 Karar sayılı ilamı ile; "...Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı ...’ye yapılan satış dışındaki tasarruflarda edimler arasında aşırı fark bulunmasına, İİK'nın 278/III-2 maddesinde edimler arasındaki aşırı farkın bağışlama hükmünde sayılıp yapılan tasarrufun iptale tabi olduğunun öngörülmesine, 3. kişiler tarafından taşınmazın tasarruf tarihindeki bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin ödendiğinin yasal ve inandırıcı delillerle kanıtlanamamasına, edimler arasında fahiş farkın bulunduğu hallerde 3. kişilerin iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğine ayrıca davalı ... ile Murat’ın Şerife’nin ortağı olduğu fabrikanın bulunduğu köyde ikamet etmelerinden dolayı ve taşınmazları aldıktan kısa süre sonra borçlu Şerife’nin kocasının teyze oğlu olan davalı ...’a sattıkları hususları nazara alındığında bu davalıların borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olmaları nedeniyle tasarrufların iptali gerekeceğine (İİK. 280/I) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre borçlu Şerife vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı ... dışındaki davalılara yapılan tasarrufların iptaline yönelik hükmün onanması gerekir.

2- Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, İİK. 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.'nın 278,279 ve 280 inci maddelerinde düzenlenmiştir.
Somut olayda davalı ...’ye yapılan satışta bedel farkının bulunduğu gerekçesine de dayanılmış ise de varılan bu sonuç yerleşik Daire uygulamalarımıza da aykırı düşmektedir. Bedel farkının iptal nedeni olarak kabul edilmesi için satış bedeli ile taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan bir farkın oluşması gerekir. Oysa bahsi geçen tasarrufta tapuda gösterilen değer 50.000,00 TL olup gerçek değer de 85.000,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda bedel farkının olduğu söylenemez. Adı geçen davalının borçlu ile akraba olduğu ya da alacağına mahsuben taşınmazı satın aldığı yolunda bir delil de yoktur. Ayrıca 3. kişinin borçlunun alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu hususunda da gösterilen deliller yeterli değildir. Davalı 3. kişinin uzun yıllar İstanbul’da yaşadığı ve sonradan Denizli’de şirket kurarak çalışmaya başladığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ne var ki borçlunun ortağı olduğu şirket ile 3. kişinin şirketi aynı işkolunda faaliyet göstermediği gibi adresleri itibariyle de birbirine komşu olmadıkları gelen kayıtlardan anlaşılmaktadır. Kaldı ki taşınmazın şirketten değil ortağı olan ’den vekil kullanılmak suretiyle satın alınmış olmasından dolayı davalı 3. kişi nin borçlu nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilmeyi zorlaştıracağı da bellidir. Bu durumda davalı ...’nin borçlunin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilemeyeceği hususu üzerinde yeniden durulması ve davacının dayanmış olduğu yemin delilinin de mevcut olduğu gözetilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm tesisi yerinde değildir.

3- Davaların birlikte görülerek neticelendirilmesi sonucu her bir dava için ayrı ayrı hüküm kurulması ve her davanın yargılama giderleri ve vekalet ücretinin ayrı değerlendirilmesi gerektiği gibi aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayan her bir davalının tasarrufunun da kendisi açısından değerlendirilerek yargılama giderlerinden sorumluluklarının gösterilmesi yerine yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetli değildir..." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (II)

1. Mahkemenin 05.11.2013 tarihli ve 2013/274 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararı ile; davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

3.Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi'nin 02.02.2016 tarihli ve 2014/11011 Esas, 2016/1172 Karar sayılı ilamı ile; "...Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesi süresinde temyiz harcı yatırılmadığı gerekçesi ile 25.03.2014 tarihli ek karar ile mahkemece red edilmiş, bu ek karar da anılan davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Nispi harca tabi davalarda, hükmü temyiz eden davalının ilam harcının 1/4'nü peşin olarak yatırması gerekir. (10.5.1965 gün ve 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Temyiz eden davalının temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydının yapılmış bulunmasına rağmen peşin temyiz harcını yatırmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 25.1.1985 gün ve 5/1 sayılı İ.B.K gözönünde tutularak davalıya harcı yatırması için H.U.M.K'nun 434/3 üncü maddesi uyarınca önel verilmiş ve süresi içinde yatırılmamış olduğu anlaşıldığından mahkemenin 25.03.2014 tarihli ek kararının onanması gerekmiştir.

2-Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Dairemizin bozma kararında mevcut verilere göre bir değerlendinme yapılmış ve sonuç bölümünde nin borçlu’nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilemeyeceği hususu üzerinde yeniden durulması gerektiği belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından, bu aşamada davalı ...'nin borçlu ile aynı iş kolunda ve aynı bölgede faaliyette bulunduğu, borçlunun eşi ile aynı yer nüfusuna kayıtlı olduğu iddia edilerek bu konu da deliller bildirmiş ve mahkemece celbini istemiş, talebin ve davanın reddi üzerine temyiz aşamasında bu konuda belgeler sunulmuştur.
Mahkemece, davacının sunduğu belgelere göre yeniden değerlendirme ve araştırma yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır.
.." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar (III)

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ... 'in borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bildiğinin ispat edilemediğinden hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili isteminde bulunmuştur.

Davacı vekili temyiz dilekçesinde; borçlunun ortağı olduğu şirket ile davalı ...'in ortağı olduğu şirketin Denizli Sanayi Bölgesinde tekstil işi ile iştigal ettiklerini, taşınmaz bedelinin tapu devrinden 5 gün önce ödenmiş olmasının yaşam deneyimlerine uygun olmadığını, borçlunun eşi ile anılan davalının aynı köy nüfusuna kayıtlı olduğunu, lehe vekaletin tamamının davalı ...'e verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun'nun 277 ve devamı maddeleri hükümleri.

1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.