Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi ile yapılan uygulamada, Yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
I-Sanık hakkında tüm katılanlar ve müştekilere yönelik mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık ...'in temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
II-Sanık hakkında tüm katılanlar ve müştekilere yönelik hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; atılı suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanığın, katılan ...'nun bakım ve gözetimi altında bulunan etrafı taş duvar ile çevrili ikametin bahçe giriş kapısı kırılmak suretiyle içeri girerek bahçe içinde bulunan uzun boru demirler ile bakır kazan çalma şeklinde gerçekleşen eyleminin 5237 sayılı TCK nın 142/1-b maddesinde yazılı bulunan suça uyduğu gözetilmeden sanık hakkında kurulan hükümde aynı Yasanın 141/1 maddesi uygulanmak suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
2-Sanığın soruşturma aşamasında müdafii huzuru ile verdiği savunmasında, atılı suçları gece vakti işlediğini kabul ettiği ancak hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını hangi saatte işlediğine dair net bir açıklamada bulunmadığının anlaşılması karşısında; hırsızlık eyleminin gece sayılan zaman dilimi içerisinde gerçekleştiğinin kesin olarak belli olmaması nedeniyle, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince atılı suçların gündüz vakti işlendiğinin kabulü ile hüküm kurulması gerekirken, suç saati kesin olarak tespit edilmeden, hırsızlık suçu bakımından, 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesince artırım yapılması; konut ve işyeri dokunulmazlığının ihlali suçları bakımından ise aynı Yasanın 116/1-2 maddeleri yerine 116/1-4 maddelerinin uygulanması yoluyla fazla ceza tayin edilmiş olması,
3-Sanığın, katılan ...'ye yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 116/2 maddesi, diğer katılan ... ile müştekilere yönelik eyleminin ise aynı Yasanın 116/1 maddesi kapsamında kaldığının karar yerinde gösterilmemesi,
4-Ceza Genel Kurulunun 27/12/1993 gün ve 4/169-354 sayılı kararında, konutun, "kişilerin devamlı veya geçici olarak yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerler" olarak tanımlandığı, konut dokunulmazlığını ihlal suçunda korunan yararın kişi hürriyeti olduğu, bir yerin konut olarak kabul edilebilmesi için orada fiilen oturulması gerektiği, müştekiler ... ve ...'na ait evlerin uzun süreden beri kullanılmadıkları, evlerde geçici sürede olsa kimsenin ikamet etmediği, evlerin metruk durumda bulunduklarının ve bu halde adı geçen müştekilere ait binaların konut sayılamayacağının anlaşılması karşısında, bu müştekilere yönelik eylem bakımından atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
4-Sanığın, müştekiler ... ve ...'na yönelik konut dokunulmazlığının ihlali suçunun, suç tarihine göre, 5271 sayılı CMK'nın 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaşma kapsamında kalması dikkate alınarak, taraflara uzlaşma teklif edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ile üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 15.4.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.