Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'in sürücüsü olduğu, davalı ...'nın maliki olduğu sigortasız aracın 14.12.2009 tarihinde dava dışı yaya ya çarpması neticesinde malul kaldığını, araç sürücüsünün 2.71 promil alkollü olduğunu, dava dışı yayaya 80.914,00 TL tazminat ödemesi yaptıklarını, zararın tazmini için davalılar aleyhine Bolu 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5095 sayılı dosyası ile takip başlattıklarını ancak davalıların takibe itiraz ettiklerini beyanla Bolu 3. İcra Müdürlüğünün 2013/5095 sayılı takibe yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, kötüniyetli itiraz nedeni ile %40'dan aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili; zararın meydana geldiği tarih ve ödemenin yapıldığı tarih dikkate alınınca zamanaşımı süresinden sonra ödeme yapıldığını, müvekkilinin kazadan önce aracı
isimli şahsa sattığını, işleten sıfatı olmadığını, maluliyet raporları arasında fark olduğunu, kusur oranlarının tespitini talep ettiklerini, faiz ve icra inkar tazminatını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili; taleplerin zamanaşımına uğradığını, araç malikine karşı talepte bulunabileceğini bu nedenle husumet yokluğundan red kararı verilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı talebini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 14.12.2009 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile ödemiş olduğu tazminatın rücuen tahsili için başlattığı takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, talimat yolu ile alınan kusur raporu ile araç sürücüsü davalı ...'in kazada %100 oranında kusurlu olduğunun beyan edildiği, meydana gelen kaza nedeni ile tazminat alacağının ne olduğu hususunda alınan raporda toplam 173.471,00 TL tazminat miktarının belirlendiği, ek rapor ile davacının ödemesini yaptığı 80.914,00 TL için 09.05.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte talepte bulunabileceğinin beyan edildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinden ve Adli Tıp Genel Kurulundan alınan maluliyet raporunda ise kazazedenin %48 oranında malul kaldığı ve 18 ay iyileşme süresinin olduğunun rapor edildiği, Bolu 3. İcra Dairesinin 2013/5095 esas sayılı dosyasının incelenmesinde 80.914,00 TL asıl alacak 1.556,21 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 82.470,21 TL alacak için icra takibi yapıldığı, icra takibine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, ... Yönetmeliğinin 16/a maddesi uyarınca davacının ödemiş olduğu 80.914,00 TL tutarındaki ödeme nedeni ile talepte bulunabileceği, her ne kadar davalı 'nın aracı başkasına sattığını beyan etse de satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeni ile geçerli olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Bolu 3. İcra Dairesinin 2013/5095 sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın iptaline, takibin 80.914,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden devamına, fazlaya ilişkin faiz talebinin reddine, davacı yanın icra inkar tazminatına ilişkin talebinin alacağın likit nitelikte olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili; müvekkilinin kaza tarihinden önce aracı 'a satıp zilyetliği devrettiğini, zarardan sorumlu olmadığını, kazazedenin Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/194 Esas sayılı dosyası ile davalılar hakkında dava açtığını bir sene sonra da Güvence Hesabına karşı dava açtığını, sorumlulara başvurusunun olmadığı, takip ve davasının bulunmadığını beyan ettiğini, davacının zarar görenlere nasıl ödeme yapacağının Yönetmeliğin 19 ve 20. maddesinde düzenlendiğini, zarar görenin sorumlular hakkında dava açmış olması nedeniyle, ödemeyi durdurması yahut davaya müdahil olması gerektiğini, davacının ise zarar görene ödemeyi durdurmadığı gibi müvekkilleri hakkında açılan davaya da müdahil olmadığını, bu nedenle müvekkilinin mükerrer ödemeye maruz kalabileceğini, kusur raporlarında oranların çelişkili olduğunu, aktüer raporlar arasında da çelişki bulunduğunu, davacı tarafından %45 maluliyet oranı üzerinden ödeme yapıldığını, taleple bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerektiğini belirtmiştir.
2. Davalı ... vekili; mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini, AİBÜ Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanı Prof Dr. tarafından tanzim edilen raporda maluliyet oranı %30 iken, Adli Tıp Kurumu ve Adli Tıp Genel Kurulu tarafından alınan iki farklı raporda maluliyet oranının % 48 olarak belirlendiğini, davacı tarafından zarar görene yapılan ödemeye ilişkin raporda ise oranın % 45 olduğunu, raporlar arasındaki farka göre hükümde gösterilen gerekçenin yerinde olmadığını, kazada yararlananın her hangi bir geliri olmamasına rağmen asgari ücret üzerinden gelire göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, iş göremezlik zararının ... kapsamında olmadığını, zarar görene yapılan ödemenin müvekkiline rücu hakkının bulunmadığını, zira zarar görenin müvekkili hakkında Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/194 E. sayılı dosyasında, dava açmışken sonrasında ... ile ibraname imzalayarak ödeme aldığını, bu durumda davacının ... Yönetmelik Hükümlerine göre ödediği bedeli zarar görenden talep etmesi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradıktan sonra zarar görene davacının ödeme yaptığını, zamanaşımından sonra yaptığı ödemeyi müvekkilinden talep edemeyeceğini belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 14.12.2009 tarihli kaza nedeni ile kazazedeye %45 maluliyet ve %75 kusur oranı üzerinden 80.914,00 TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin tahsili amacı ile davalılara karşı icra takibi başlattığı ve takibe davalılar tarafından itiraz edildiğini, mahkeme tarafından hesaplanan tazminatın ödenenden yüksek olması nedeni ile davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili müvekkilinin aracı satıp zilyetliğini devrettiğini iddia etmiş ise de 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi uyarınca satış işleminin noter vasıtası ile yapılması gerektiği, davalıların daha önce kendilerine dava açıldığını ve davacının buna rağmen ödeme yaptığını iddia ettikleri, ancak davacı ve davalıların bu zarardan müştereken sorumlu oldukları, davalıların ödeme yaptıklarına ilişkin iddiaları olmadığı, davacının yaptığı ödeme nedeni ile rücu hakkına sahip olduğu, mahkemenin 26.11.2014 tarihinde aldığı aktüer raporu ile ödeme tarihindeki veriler dikkate alınarak %45 maluliyet ve %100 kusur oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde 173.471.00 TL tazminat hesaplaması yapıldığı, 31.03.2016 tarihli raporda ise %48 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplamada %75 kusur oranı dikkate alınmak suretiyle 216.073,32 TL bulunduğu, ilk rapora göre de %75 kusur oranına göre yapılan hesaplamada davacının yaptığı ödeme, gerçek zararla uygun olduğundan, mahkemece de kusur durumunun sonuca etkili olmadığı belirtilerek hüküm kurulduğundan davalıların aktüer hesap raporuna ve kusur durumuna itirazlarının da sonuca etkili olmadığından yerinde görülmediği, davacı tarafından yapılan ödemenin 2918 sayılı KTK 109/2 nci maddesi uyarınca zamanaşımına uğramamış olması nedeni davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
1. Davalı ... vekili; istinaf nedenlerine ek olarak, aktüerya ve kusur raporları arasında çelişki bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili; istinaf nedenlerindeki gerekçeler ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 14.12.2009 tarihli trafik kazası sonucunda yaralanma nedeniyle davacı ...'nın ödediği malulilet tazminatının araç maliki ve araç sürücüsünden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.
6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi, ... Yönetmeliği'nin 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentleri.
Böle Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, davalı ... ile dava dışı kişi arasında yapılan satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapılmış olması nedeni ile geçerli olmamasına, alınan maluliyet raporları ile dava dışı 3. kişinin kaza nedeni ile %48 oranında maluliyeti olduğunun belirlenmesi, davacının ise %45 maluliyet oranı ve %75 kusur oranı üzerinden ödeme yaptığının anlaşılmasına, dosya içinde bulunan 26.11.2014 tarihli aktüer raporda ise %45 maluliyet oranı üzerinden yapılan hesaplama neticesinde ödenenin üzerinde zararın belirlenmiş olmasına, bilirkişi kurul raporu ile davalı sürücünün kazada kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup davalılarca temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... ve ... vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.